İzleme listesine bir Avrupa hissesi eklemek küçük bir hareket gibi görünse de aslında önemli bir adımdır, alışık olunan pazarın dışına çıkmanın başlangıcıdır.
Ama burada davranışsal ekonominin sık rastladığı bir örüntü devreye girer, niyet ile eylem arasındaki boşluk. İnsanlar genelde şimdiki anı geleceğe göre daha fazla ağırlıklandırır (hyperbolic discounting). Bu yüzden “bugün ekleyeyim, sonra bakarım” cümlesi rahat kurulur ama “sonra” çoğu zaman gelmez. İzleme listesi, ileriye atılan bir niyetin güvenli bir sığınağı hâline gelebilir.
Bunun tamamen kötü olduğunu söylemek yanlış olur, izleme listesi araştırmanın doğal bir parçasıdır. Ama listeye eklemekle pozisyon almak arasında bir eşik vardır ve bu eşiği geçmek çoğu zaman sandığından basittir, çünkü büyük bir kararı değil, aslında küçük ve geri alınabilir bir adımı gerektirir.
Avrupa piyasalarına ilk giriş için maliyet ortalaması (genellikle dollar-cost averaging, ancak burada euro-cost averaging) kullanışlı bir çerçevedir. Tek seferde büyük bir tutarla girmek yerine, küçük ve düzenli tutarlarla pozisyon kurmak “doğru günü” bulma baskısını ortadan kaldırır. Her ay sabit bir tutar yatırıldığında, fiyat düştüğü aylarda daha fazla, yükseldiği aylarda daha az adet alınır ve ortalama maliyet zaman içinde dengelenir.
Parça (fractional) alım, bu ilk adımı daha da kolaylaştırır. Tek lotu yüksek fiyatlı bir Alman ya da Avrupa şirketine bile, zorlamayan küçük bir tutarla ortak olunabilir. Yani ilk pozisyon büyük bir taahhüt değil, kontrollü bir deneme olabilir.
İzleme listesini bir kontrol listesine dönüştürmek de faydalı bir alışkanlıktır. Eklediğiniz her şirket için “neden takip ediyorum, hangi seviyede ya da hangi gelişmede adım atarım?” sorusunu kısaca not etmek, listeyi pasif bir arşivi aktif bir hazırlığa dönüştürür.
İlk adım, izleme listesine bir isim eklemektir. Sıradaki adım, o ismi bir gözlemden gerçek ama küçük bir deneyime çevirmektir.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı