Morgan Stanley stratejistlerine göre, yarı iletken hisselerinde son dönemde yaşanan zayıflama devam ederken, hiper ölçekleyici şirketler bu süreçten fayda sağlayabilir.
Son haftalarda güçlü performans gösteren yarı iletken hisselerinde bir soğuma yaşanıyor ve bu eğilimin sürmesiyle birlikte genel hisse piyasasında dalgalı bir seyir bekleniyor. Morgan Stanley’den Mike Wilson liderliğindeki ekip, pazartesi günü yayımladıkları notta, bu rotasyonun devamı halinde hangi sektörlerin öne çıkabileceğine dikkat çekti.
Stratejistler, yakın vadede daha önce zayıf performans gösteren hiper ölçekleyici şirketlerin cazip bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Roundhill Magnificent Seven ETF (MAGS), portföyünde birçok büyük hiper ölçekleyici şirketi barındırıyor ve yıl başından bu yana %1,3 kayıp yaşarken, PHLX Semiconductor Endeksi (SOX) son iki haftadaki düşüşlere rağmen yıl genelinde %78 yükseldi.
Hiper ölçekleyici şirketler, son aylarda zayıf hisse performansları nedeniyle yatırımcıların sermaye harcamalarını daha temkinli yönetebileceği beklentisiyle öne çıkıyor. Ayrıca Meta’nın (META) fazla yapay zekâ bilişim kapasitesini satmak için bulut hizmeti başlatabileceğine dair son spekülasyonlar ve bu şirketlerin zaten zayıf performans dönemini geride bırakmış olması da bu tabloyu destekliyor.
Stratejistler, bu şirketlerin yapay zekâ ekosisteminde güçlü ana iş kollarına sahip olduğunu, agentic uygulama katmanının geliştirilmesi ve uygulanmasında liderlik edebileceklerini ve maliyet azaltma potansiyellerinin göz ardı edildiğini vurguladı.
Genel piyasa için ise temkinli bir uyarı yapıldı. Yarı iletken hisselerindeki geri çekilmenin, son yıllarda yapay zekâdan faydalanan şirketler arasında görülen dalgalı performansın bir parçası olduğu, ancak bu hareketin büyük çip şirketlerinde yaşanmasının, genel hisse piyasasında dalgalı ve zayıf bir seyir beklentisini artırdığı belirtildi.
Stratejistler ayrıca, petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte tüketiciye yönelik isteğe bağlı ürünler sektörünün, hizmetlerden mallara doğru harcama kayması nedeniyle en iyi risk-getiri oranını sunduğunu ifade etti.
Biyoteknoloji sektöründe öne çıkan IBB ETF’si de, Wilson ve ekibine göre faiz oranlarına en duyarlı alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Tarihsel olarak, yüksek ve düşen faiz dönemlerinde yıllık bazda yaklaşık %20 getiri sağladığı belirtildi.
Stratejistler, bu yıl politika faizi beklentilerinin hâlâ fazla şahin olduğunu ve çekirdek TÜFE’nin %3’ün altında kalacağı öngörüsüyle, biyoteknoloji sektörünün cazip bir risk-getiri fırsatı sunduğunu düşünüyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: morningstar.com