Midas Araştırma olarak, yapay zekâ hisselerinde son dönemde büyüyen “balon mu, yeni bir paradigma mı?” tartışmasını ele aldığımız raporunu paylaşıyoruz.
Raporda; yüksek değerleme çarpanlarından teknoloji hisselerindeki yoğunlaşmaya, veri merkezi yatırımlarından hızla büyüyen token tüketimine kadar yapay zekâ rallisini destekleyen ve tehdit eden unsurlar birlikte inceleniyor.
Eğer sen de “Yapay zekâ hisseleri balon mu, yoksa hâla tarihin en büyük inovasyonlarından birine yatırım yapma şansı devam ediyor mu?” diye merak ediyorsan, tartışmanın iki tarafını verilerle derledik.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsin.
Yapay zekâ hisselerinde balon endişesi büyüyor
2008 krizini bilerek büyük bir şöhret kazanan, son zamanlarda da sosyal medyada yazdığı yazılarla gündem Michael Burry piyasayı aynı 2008’de yaptığı gibi açığa satarken, en büyük inovasyon ve teknoloji fonlarından ARK Invest’in kurucusu Cathie Wood ise her düşüşte yapay zeka hisselerine ekleme yapıyor.
Öte yandan S&P 500 endeks değerinin %44’ü yalnızca 30 yapay zekâ bağlantılı hissede toplanıyor. Buna veri merkezi yatırımlarındaki hızlı artış da ekleniyor.
Sektör yılda yaklaşık 400 milyar dolarlık altyapı harcaması yaparken kurumsal yapay zekâ gelirlerinin yaklaşık 100 milyar dolar seviyesinde olduğu hesaplanıyor. Büyük teknoloji şirketlerinin 2026’daki toplam yapay zekâ altyapı harcamalarının ise 700-750 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bir yandan da yatırımcılar token ihtiyacının her geçen gün daha çok artacağını savunuyor.

Bu nedenle piyasanın sorduğu temel soru oldukça net: Bu kadar büyük yatırım ne zaman gelire ve serbest nakit akışına dönüşecek?
Bugünkü piyasa gerçekten 2000 yılına benziyor mu?
S&P 500’ün Shiller CAPE oranı Temmuz 2026 itibarıyla 40’ın üzerinde bulunuyor. Bu seviye, yaklaşık 140 yıllık dönemde yalnızca dot-com balonunun zirvesinde görülmüştü.

En büyük 10 şirket, S&P 500 şirketlerinin toplam piyasa değerinin %35’ini oluştururken 2000 krizinde bile bu oran %25’ti. Peki bu oranların altında yatan temel bir gerçek var mı? Bugün Nvidia, Apple, Microsoft, Alphabet ve Meta gibi şirketler yalnızca büyüme beklentileriyle değil, ürettikleri yüksek nakit akışı ve güçlü kâr marjlarıyla da endeksteki ağırlıklarını destekliyor mu?
Beklenen ve yaşanan gelir büyümesi bunların hepsini açıklamaya yeterli mi?
Daha fazlası için raporun tamamına buradan ulaşabilirsin.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için:
Midas Sorumluluk Beyanı