American Airlines (AAL) ve Lockheed Martin (LMT), bu hafta aynı gün bilanço açıkladı. Her iki şirket de İran’ı içeren devam eden savaşın etkisiyle şekilleniyor. Ancak bu durum, iki şirketi zıt yönlerde etkiliyor: Biri zarar görürken, diğeri ciddi bir ivme kazanıyor. Aynı gün yaşanan hisse hareketleri, tek bir çatışmanın iki farklı sektörü ne kadar farklı etkileyebileceğini gösteriyor.
American Airlines (AAL): Yakıt Maliyetleri Baskısı
American Airlines, bu yılki kâr beklentisini aşağı çekti. Şirket, 2026 yılı tamamında hisse başına 0,65 dolar kâr ile 0,65 dolar zarar arasında bir sonuç öngörüyor; yani başa baş bir tablo söz konusu. Bu, nisan ayında paylaşılan ve hisse başına 0,40 dolar zarar ile 1,10 dolar kâr aralığında olan önceki tahminin de altında. O dönemdeki tahmin de yıl başındaki beklentilere göre zaten aşağı yönlüydü. Nedeni ise net: Jet yakıtı fiyatları yeniden ciddi şekilde arttı. American Airlines’ın yakıt maliyetleri ikinci çeyrekte %83 yükseldi ve bu artış, elde edilen ek gelire neredeyse eşit oldu. Yani bilet fiyatlarındaki artışlar, yakıt faturasını ancak kısmen karşılayabildi; yüksek bilet fiyatları, ek yakıt maliyetinin yalnızca yarısını telafi etti. Mevcut çeyrek için şirket, hisse başına 0,10 dolar ile 0,70 dolar arasında zarar bekliyor. Bu da Wall Street’in 0,26-0,28 dolar kâr beklentisinin oldukça altında.
İkinci çeyrek rakamları ise beklentileri aştı: Düzeltilmiş hisse başına kâr 0,15 dolar ile 0,03 dolarlık beklentinin üzerinde, gelir ise 16,74 milyar dolar ile 16,71 milyar dolarlık tahmini geçti. Ancak yatırımcıları asıl endişelendiren, bundan sonrası oldu. Yakıt fiyatlarındaki her 1 sentlik artış, American Airlines’a yıllık yaklaşık 46 milyon dolara mal oluyor ve yakıt fiyatları haftalardır dalgalı seyrediyor. CEO Robert Isom, çalışanlara gönderdiği notta “Önümüzde hâlâ yapılacak işler var, ancak kaydettiğimiz ilerleme gerçek” dedi. Ancak American, Delta ve United gibi rakiplerine kıyasla bu maliyetleri absorbe etmek için daha az marja sahip.
Lockheed Martin (LMT): Savaş Siparişleri Artırıyor
Lockheed Martin ise tam tersi bir tablo çizdi. Şirket, yıl sonu satış beklentisini 79,75-81,75 milyar dolar aralığına yükseltti (önceki: 77,5-80 milyar dolar). Kâr beklentisi de hisse başına 29,95-30,65 dolar aralığına çıkarıldı. Her iki rakam da Wall Street tahminlerinin üzerinde. Çeyrek geliri %11 artışla 20,06 milyar dolara ulaştı; kâr ise 1,84 milyar dolar (hisse başına 7,94 dolar) oldu. Geçen yıl aynı dönemde hisse başına kâr 1,46 dolardı; o dönemde şirket büyük bir tek seferlik gider yazmıştı. Büyümenin ana kaynağı ise füze satışları. Bu segmentte gelir yaklaşık %20 artışla 4,1 milyar dolara çıktı. Özellikle PAC-3 ve Precision Strike füzeleri ile haziranda imzalanan 35 milyar dolarlık anlaşma sonrası THAAD füze önleyicilerinin üretimi etkili oldu. Bu ürünlerin tamamı İran’a karşı yürütülen savaşta kullanıldı. Lockheed’in tamamlanmamış ancak sözleşmeye bağlanmış işlerden oluşan sipariş bakiyesi, %40’a yakın artışla 230,4 milyar dolarla rekor kırdı. Şirketin serbest nakit akışı da neredeyse sıfırdan 3 milyar dolara yükseldi. CEO Jim Taiclet, hükümetin Lockheed’e normalden daha fazla hareket serbestisi tanıdığını, çünkü Pentagon’un Ukrayna ve şimdi de İran’da kullanılan silah stoklarını hızla yenilemesi gerektiğini belirtti.
Bu tablo, savaşın bir şirket için şans, diğeri için talihsizlik mi olduğu; yoksa savaşın, şirketlerin sattığı ürünlere göre doğal olarak kazananlar ve kaybedenler mi yarattığı sorusunu gündeme getiriyor.
Tesadüf Değil, Ama Basit de Değil
Bu ayrımın beklenen bir sonuç olduğu söylenebilir. Savaş, petrol ve yakıt fiyatlarını artırarak çok yakıt tüketen havayolu gibi şirketleri doğrudan olumsuz etkilerken; savaşta kullanılan füze, önleyici ve mühimmatlara olan talebi artırarak bu ürünleri üreten şirketlere doğrudan fayda sağlıyor. Yani bu iki rastgele sonuç değil; aynı olay, iki farklı iş modelini öngörülebilir şekilde etkiliyor.
Ancak tablo bu kadar net de değil. American Airlines’ın verileri, bilet fiyatlarındaki artışların ek yakıt maliyetinin neredeyse yarısını karşıladığını gösteriyor. Yani şirket tamamen pasif değil; sadece maliyetler, fiyat artışlarının önünde gidiyor. Yakıt fiyatları gevşerse, American’ın rakamları da hızla toparlanabilir; bu ay zarar ettiren oynaklık, aynı hızda avantaj da sağlayabilir.
Lockheed Martin tarafında ise bir analist önemli bir noktaya dikkat çekiyor: Rekor seviyedeki sipariş bakiyesinin ve beklenen füze talebinin önemli bir kısmı henüz imzalanmış ve fonlanmış sözleşmelere dönüşmedi. Kongre, bu harcamaları uzun vadeli olarak garanti altına alacak çok yıllık anlaşmaları henüz onaylamadı ve gelecek yılın savunma bütçesiyle ilgili belirsizlikler sürüyor. Morgan Stanley, Lockheed için hedef fiyatını yükseltirken notunu nötr seviyede tuttu ve “çerçeve anlaşmaların sözleşmeye dönüşmesi gerekiyor” değerlendirmesini yaptı. Yani Lockheed’in bugünkü kazanımı gerçek, ancak bir kısmı hâlâ tamamlanacak evraklara bağlı; henüz kasaya girmiş para değil.
Insider Monkey’nin Hedge Fon Verileri
Insider Monkey’nin hedge fon veritabanına göre, fonlar bu ayrışmayı bilanço açıklamalarından önce öngördü. Lockheed Martin, 2026 ilk çeyrek sonunda 83 hedge fonun portföyünde yer aldı; bu sayı bir önceki çeyrekte 59’du ve %41’lik bir artış anlamına geliyor. Fonların Lockheed’deki toplam pozisyon değeri de 2,9 milyar dolardan 5 milyar dolara neredeyse iki katına çıktı. American Airlines ise ters yönde hareket etti: 42 fonun portföyünde kaldı (önceki: 49) ve fonların toplam pozisyon değeri 1,77 milyar dolardan 748 milyon dolara yarıdan fazla azaldı. Yani hedge fonlar, bu haftaki bilanço haberleriyle nedenini teyit ettikleri şekilde, American’dan çıkıp Lockheed’e yönelmişti.
Sonuç
Aynı savaş, aynı hafta, iki tamamen farklı bilanço tablosu. American Airlines, maliyetlerinin fiyat artışlarını yakalayamadığı bir mücadelede, büyük rakiplerine göre daha az tamponla ilerliyor. Lockheed Martin ise devlet destekli, kalıcı bir silah talebi artışından faydalanıyor; ancak sipariş bakiyesinin tamamı henüz sözleşmeye ve ödemeye dönüşmüş değil. Savaş uzarsa, iki hisse arasındaki bu farkın devam etmesi bekleniyor. Bir sektör çatışmanın bedelini öderken, diğeri bu bedelden gelir elde ediyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: insidermonkey.com