Bu hafta, dünya genelinde devlet tahvili getirileri son 15 hatta 20 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu yükselişin ve hafta ortasında yaşanan geri çekilmenin birkaç nedeni bulunuyor. Şirket tahvili piyasasında da belirsizlikler dikkat çekiyor.
Tahvil piyasasında son dönemde yaşanan yüksek getiri kaynaklı gerginliğin ardından, piyasalar bir miktar sakinleşti. Bu sakinleşmede, ABD Hazine Bakanlığı’nın uzun vadeli tahvillerde geri alım programını artıracağına dair beklenmedik açıklaması etkili oldu.
Almanya’nın 10 yıllık Bund tahvilinin getirisi bu hafta kısa süreliğine yüzde 3,27’ye yükselerek 2011’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Yıl başında bu oran yüzde 2,81 seviyesindeydi. 30 yıllık tahvil getirisi de yine 2011’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Fransa ve Birleşik Krallık gibi diğer Avrupa ülkelerinde, ABD ve Asya’da da getiriler sert şekilde yükseldi. ABD’nin 30 yıllık Hazine tahvili getirisi ise 2007’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Walter Ludwig Wertpapierhandelsbank’tan Gregor Daniel, “Bir şeyler oluyor” yorumunu yaparken, ICF Bank’tan Arthur Brunner, “Yatırımcılar daha fazla faiz görmek istiyor” dedi. Daniel, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in tahvil geri alımlarını artırma açıklamasının piyasalar için rahatlatıcı olduğunu da ekledi.
Sermaye ihtiyacı yüksek devletler ve teknoloji şirketleri
Yükselen petrol fiyatları, enflasyon endişelerini ve buna bağlı olarak politika faizlerinde artış beklentilerini artırdı. Ayrıca, neredeyse tüm büyük sanayileşmiş ülkelerdeki yüksek kamu borcu giderek daha eleştirel bir şekilde değerlendiriliyor. Büyük teknoloji şirketlerinin sermaye piyasalarından devasa tutarlarda kaynak toplaması da endişeleri artırıyor.
Steubing AG’den Tim Oechsner, “Asıl soru şu: Yapay zekâ altyapısından beklenen getiriler, bu kadar büyük yatırımları haklı çıkarıyor mu? Yatırımcı şüphesi tam da bu noktada artıyor” dedi. Brunner ise Alphabet’in Avustralya doları cinsinden gerçekleştirdiği son tahvil ihracına dikkat çekti. “20 yıllık tahvilde Alphabet neredeyse yüzde 7 faiz ödemek zorunda. Bu, şirketlerin karşı karşıya olduğu büyük yükleri gösteriyor” dedi.
ABD: Borç yükü artıyor
Handelsblatt’ın haberine göre, ABD’nin toplam borcu yakında 40 trilyon dolara ulaşacak. Borç/GSYH oranının yüzde 123 seviyesine çıktığı, 2007’de ise bu oranın yüzde 65 olduğu belirtiliyor. Haberde, “ABD hükümeti bu yıl yalnızca kamu borcuna 1 trilyon dolar faiz ödeyecek; bu tutar savunma harcamalarından fazla” ifadelerine yer verildi.
Steubing AG, bu hafta İspanya devlet tahvillerinde (ES0000012L60) güçlü bir işlem hacmi gördü. Oechsner, İtalya (IT0005240350) ve ABD devlet tahvillerinde (US912810TV08) de yüksek işlem hacmi olduğunu bildirdi.
Birinci sınıf tahvillere talep, alt segmentte oynaklık
Şirket tahvili piyasasında, temmuz başında yüzde 4 kuponla ihraç edilen ve 2037 vadeli RWE tahvili (XS3430748676) talep görmeye devam ediyor. Ayrıca Deutsche Post (XS3084418907), Mercedes-Benz ve Heidelberg Materials (XS3379436598) gibi 2031-2035 vadeli tahviller de popülerliğini koruyor. Steubing AG’de ise Renault Bank RCI (FR001400CRG6), enerji şirketi EnBW (XS2579293536), Nestle (XS2555198162) ve Ford’un (US345370CS72) uzun vadeli ABD doları cinsinden tahvillerinde yoğun işlem gerçekleşiyor.
Homann baskı altında
Ancak belirsizlik bu segmentte de kendini gösteriyor. Brunner, “Yatırımcılar güvenli liman arıyor” dedi. Örneğin Hertha tahvili (SE0011337054) zaman zaman belirgin şekilde zayıfladı.
İnşaat grubu Pandion’un iflas haberi de, zaten yüzde 4 seviyesinden işlem gören tahvilini (DE000A289YC5) daha da baskı altına aldı.
Daniel, geçen hafta yaşanan sert fiyat düşüşünün ardından Homann Holzwerkstoffe (NO0013536169) tahvilinde de dalgalanmanın sürdüğünü belirtti. Beklentilerin altında kalan yarı yıl sonuçlarının ardından şirket, mobilya sektöründen gelen zayıf talep ve Litvanya’daki Pagiriai tesisindeki başlangıç kayıpları nedeniyle yıl geneli beklentisini aşağı çekti. Fiyat, daha önce yüzde 100’ün üzerindeyken sert şekilde yüzde 80 civarına geriledi.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: marketscreener.com