ABD ve İsrail’in savaşın ilk günlerinde İran’ı yoğun şekilde bombalamasıyla birlikte, çatışmanın ekonomik etkilerine dair en çarpıcı tahminler gündeme gelmişti: fırlayan petrol fiyatları, küresel resesyon ve ekonomik felaket.
Ancak altı ay geçmesine rağmen, en kötü senaryolar gerçekleşmedi. Yine de küresel ekonominin hiçbir köşesi bu savaştan etkilenmeden çıkmadı.
Cerity Partners yatırım stratejisti Michael Ashley Schulman, “Küresel ekonomi şu ana kadar finansal anlamda bir ‘Görevimiz Tehlike’ sahnesini başarıyla tamamladı” dedi.
İşte küresel ekonominin savaşı nasıl atlattığı ve bu süreçte kimlerin kazanan, kimlerin kaybeden olduğu:
Kazanan: Panik yapmayan yatırımcılar
Borsalar belirsizliği sevmez ve ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırma kararı piyasada büyük bir belirsizlik yarattı. Tahran’dan yükselen dumanlar, kaçmaya çalışan İranlıların tıkanan yolları ve artan can kayıpları, özellikle çocuk ölümleri manşetlere taşındı. Bu ortamda yatırımcıların tedirgin olması kaçınılmazdı.
Petrol fiyatları hızla yükseldi, Wall Street ise beş hafta üst üste değer kaybetmeye başladı. Dow ve Nasdaq endeksleri düzeltme bölgesine girdi. S&P 500, 2022’den bu yana en kötü ayını yaşadı.
Ancak mart sonundaki dipten sonra piyasada önemli bir toparlanma yaşandı. Dow yaklaşık yüzde 19, S&P 500 neredeyse yüzde 22, Nasdaq ise yüzde 27 yükseldi. Bu kazançlar yılın kalanında korunursa, üç endeks de üst üste dördüncü yılı artıda kapatmış olacak.
Uluslararası Para Fonu (IMF), temmuz ayındaki raporunda ekonominin “zıt yönlere çeken iki büyük güç tarafından şekillendiğini” belirtti. Savaş büyümeyi baskılarken, yapay zekâya olan ilgi bu baskıyı dengeledi.
Sokaktaki vatandaş yakıt, gıda ve seyahat için daha fazla ödemek zorunda kalıyor. Ancak Wall Street, şimdilik bu durumu görmezden geliyor.
Kaybeden: Seyahat eden herkes
Savaşın en belirgin ekonomik etkisi petrol fiyatlarında görüldü. Hürmüz Boğazı’ndan tanker geçişleri neredeyse durma noktasına gelince, Brent petrolün varil fiyatı savaş öncesi yaklaşık 72 dolardan neredeyse 120 dolara kadar çıktı. Fiyatlar bir miktar gerilese de savaş öncesine göre hâlâ yüzde 20 daha yüksek.
Petrol fiyatı, pastel boyadan kozmetiğe kadar her şeyi etkiliyor ancak en çok seyahat edenleri zorluyor.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne göre, jet yakıtı fiyatlarının 2025’e kıyasla ortalama yüzde 70 daha pahalı olması bekleniyor. Havayolları ise bilet fiyatlarını artırdı, bagaj ücretlerini yükseltti, yakıt ek ücretleri getirdi ve uçuş sayılarını azalttı ya da yeni hat planlarını askıya aldı. Lufthansa Group, 20 bin kısa mesafe uçuşunu iptal etti. Spirit Airlines ise yıllardır yaşadığı sorunların ardından piyasadan silindi.
Columbia Üniversitesi ekonomisti Brett House, “Önümüzdeki birkaç ayda yakıt ek ücretlerinin kaldırılması ve bilet fiyatlarının düşürülmesi ihtimali çok düşük” dedi. “Tüketiciler için daha az seçenek, havayolları arasında daha az rekabet ve dolayısıyla fiyat artışlarını dizginleyecek daha az baskı var.”
Kazanan: Temiz enerji savunucuları
Tankerler hareket edemezken ve yakıt fiyatları yükselirken, savaş temiz enerjiye geçiş argümanını güçlendirdi.
Elektrikli araç satışları dünyanın bazı bölgelerinde rekor kırdı. Singapur’da elektrikli araç satışları yıllık bazda yüzde 110 arttı. Yeni Zelanda’da bu oran yüzde 180’e, Kolombiya’da ise yüzde 300’e ulaştı.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın öngörüsüne göre, elektrikli araçlar 2026’da küresel araç satışlarının yüzde 29’unu oluşturacak. Bu oran geçen yıl yüzde 25’ti. ABD ve Çin’de elektrikli araç talebi düşerken, bu büyüme daha da dikkat çekici hale geldi.
Basra Körfezi petrolüne bağımlı ülkeler harekete geçti. Güneydoğu Asya’da liderler yenilenebilir enerji kullanımını artırdı ve nükleer enerjiye geçişi araştırdı. Afrika’da ise ülkeler yerli rafineri kapasitesini genişletmeye ve güneş paneli kurulumunu hızlandırmaya odaklandı.
Operasyonel istihbarat firması Sphera’dan tedarik zinciri uzmanı Scott Lehmann, savaşın ardından 26 ülke ve bölgenin temiz enerji ve elektrifikasyon önlemleri açıkladığını belirtti.
Lehmann, “Kriz, yatırım yapılmasını herhangi bir politika çerçevesinden çok daha hızlı şekilde zorluyor” dedi.
Kaybeden: Açlıkla mücadele
Savaşın getirdiği maliyetler, ayrıcalıklı kesim için neredeyse hissedilmiyor. Ancak en yoksullar için durum çok farklı.
Körfez bölgesi sadece küresel petrol üretiminde değil, gübre üretiminde de lider. Savaş, çiftçileri olumsuz etkiledi. Birçok çiftçi ekim kararlarını verirken, gübre fiyatları hızla yükseldi ve Dünya Bankası fiyat endeksine göre nisan ayında savaş öncesine kıyasla yüzde 44 daha yüksek seviyeye ulaştı.
Buna karşılık bazı çiftçiler gübre kullanımını azalttı ve bu durum gelecek yılın hasadını riske atabilir. Gasilov Group’tan doğal kaynaklar uzmanı Arif Gasilov, “Şu anda gübre kullanımınızı azaltıyorsanız, aslında gelecek yılın toprak sağlığından ödün veriyorsunuz” dedi.
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, on milyonlarca kişinin açlık riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Programın geçici direktörü Carl Skau, bu hafta yaptığı açıklamada “gübre ihracatının boğulmasının” Asya ve Afrika’yı sert şekilde vurduğunu söyledi. Artan taşıma maliyetleri, WFP’nin insani yardım çalışmalarını da zorlaştırdı.
Skau, “Hürmüz Boğazı’nda demirlemiş bir petrol tankeri, Sudan’daki bir çocuk için günde bir öğün eksik yemek anlamına gelebilir” dedi. “Petrol fiyatları yükseldiğinde, un, pirinç ve sebze fiyatları da artıyor.”
Kazanan: Trump ailesinin işleri
Savaş, ABD’ye on milyarlarca dolara mal oldu ve İran’da binlerce can kaybına yol açtı. Küresel ekonomik büyümeden ise yüz milyarlarca dolar silindiği tahmin ediliyor.
Ancak tüm bu sürecin merkezindeki isim olan ABD Başkanı Donald Trump’ın ailesi, kazananlar arasında yer aldı.
Eric ve Donald Trump Jr. tarafından halka arz edilmek üzere hazırlanan askeri yüklenici Powerus, İran insansız hava araçlarını vurmak için önleyici sistemler tedarik etmek üzere ABD Hava Kuvvetleri’nden 90 milyon dolara kadar değerinde bir sözleşme kazandı. Benzer şekilde, Don Jr.’ın babasının yeniden seçilmesinden birkaç gün sonra katıldığı özel sermaye şirketi 1789 Capital Management, savaştan kâr eden başka askeri yüklenicilerde de pay sahibi. Bunlardan biri olan Anduril, Kuveyt’e 2 milyar dolara kadar insansız hava aracı önleyici satışına ABD’den onay aldı. Bir diğeri, Elon Musk’ın SpaceX’i, ABD’nin İran’a karşı insansız hava araçlarını yönlendirmesi için uydu hizmeti sağlıyor. Üçüncü şirket olan roket üreticisi Firehawk Defense ise ABD’nin azalan stoklarını yenilemek için Pentagon’dan itici gaz ve savaş başlığı sözleşmeleri aldı.
1789 Capital sözcüsü Alexa Henning, Don Jr.’ın bu şirketlere yatırım kararında yer almadığını ve “kötü niyetli bir bağlantı” olmadığını belirtti.
Başkan Trump da bu süreçte kazanç sağladı.
Dışarıdan yöneticiler tarafından yönetilen yatırım portföyü, savaş sayesinde öne çıkan ABD’li askeri tedarikçi şirketlerin hisselerini topladı. Bunlar arasında Lockheed Martin, General Dynamics ve Northrop Grumman da bulunuyor. Demokratlar bu hafta yayımladıkları bir raporda, Trump’ın petrol ve gaz hisselerindeki varlıklarının 15,5 milyon dolara kadar yükseldiğini açıkladı.
Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly, “herhangi bir çıkar çatışması olmadığını” ve “Başkan Trump’ın yalnızca Amerikan halkının çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini” savundu.
Trump’ın kişisel finansal durumu iyileşirken, siyasi geleceği ise belirsizliğini koruyor. Savaş kamuoyunda popüler değil ve yaklaşan ara seçimlerde seçmenlerin kararını etkileyebilir.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: fortune.com