IMF, Türkiye’nin 2026 büyüme tahminini düşürdü; küresel enflasyon görünümü bozuldu

Google News Icon Takip Et

Uluslararası Para Fonu (IMF), güncellenen Dünya Ekonomik Görünüm raporunda küresel ekonomiyle ilgili tahminlerini önemli ölçüde revize etti. Rapora göre, yılın ilk yarısında yaşanan jeopolitik şoklara rağmen dünya ekonomisi direnç göstermeyi başardı. Ancak enerji fiyatları, tedarik zincirleri ve enflasyon üzerindeki baskılar nedeniyle risklerin hâlâ aşağı yönlü olduğu vurgulandı.

Raporun yayımlanmasının hemen ardından ABD ile İran arasında yeniden başlayan askeri operasyonlar ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’daki NATO Zirvesi’nde yaptığı “Ateşkes benim açımdan sona erdi” açıklaması, IMF’nin uyarılarının güncelliğini ortaya koydu.

Fon, küresel ekonomi açısından en yakın tehdidin Ortadoğu’daki gelişmeler olduğunu belirterek, yeni bir çatışma dalgasının büyümeyi yavaşlatırken enflasyonu yeniden hızlandırabileceği uyarısında bulundu.

Küresel büyüme zayıflıyor

IMF’ye göre, dünya ekonomisi 2025 yılında kaydedilen %3,5’lik büyümenin ardından 2026’da %3 büyüyecek. Bu oran, nisan ayındaki tahminlere göre sınırlı bir aşağı yönlü revizyon anlamına gelirken, son iki yılın büyüme performansının da altında kalıyor. Fon, 2027 yılında ise küresel büyümenin yeniden %3,4 seviyesine yükseleceğini öngörüyor. IMF’nin değerlendirmesine göre, bu toparlanmanın gerçekleşebilmesi büyük ölçüde Ortadoğu’daki jeopolitik risklerin kontrol altına alınmasına bağlı olacak.

Enflasyonda yeniden yukarı yönlü revizyon

Raporun en dikkat çekici başlığı ise enflasyon oldu. IMF, küresel tüketici fiyatlarının 2026 yılında %4,7 artacağını tahmin ediyor. Bu oran, nisan ayında açıklanan %4,4’lük tahminin üzerinde bulunuyor. Fon ayrıca 2027 yılı için enflasyon tahminini de %3,7’den %3,9’a yükseltti. Savaş başlamadan önce yapılan tahminlerde ise küresel enflasyonun 2026’da %3,8, 2027’de ise %3,4 olması bekleniyordu. Yani birkaç ay içinde küresel enflasyon görünümünde belirgin bir bozulma yaşandı.

IMF Araştırma Departmanı Başkan Yardımcısı Petya Koeva Brooks, 2024 başından bu yana devam eden dezenflasyon sürecinin büyük ölçüde durduğunu belirterek, “Küresel ekonomi beklediğimizden daha dirençli çıktı ancak enflasyon cephesinden gelen haberler aynı derecede cesaret verici değil” değerlendirmesinde bulundu.

Ortadoğu en büyük risk olmaya devam ediyor

IMF raporunda en fazla üzerinde durulan konu enerji piyasaları oldu. Fon’a göre, ABD ile İran arasında yeniden başlayabilecek çatışmalar;

• petrol fiyatlarını yükseltebilir,

• küresel tedarik zincirlerini bozabilir,

• döviz piyasalarında oynaklığı artırabilir,

• emtia fiyatlarını yukarı çekebilir,

• gıda güvenliğini olumsuz etkileyebilir.

Raporda, son aylarda petrol fiyatlarının beklenenden daha sınırlı yükselmesinin önemli nedenlerinden birinin stratejik petrol stoklarının devreye alınması olduğu belirtiliyor. Ancak bu stokların artık son yılların en düşük seviyelerine yaklaşması nedeniyle yeni arz kesintilerinin fiyatlar üzerinde çok daha sert etki yaratabileceği ifade ediliyor. Fon ayrıca, enerji fiyatlarıyla birlikte gübre maliyetlerinde yaşanabilecek yeni artışların özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda enflasyonunu yeniden hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor.

Merkez bankaları yeniden sıkılaşabilir

Yükselen enerji fiyatlarının enflasyon üzerinde yaratacağı baskı, büyük merkez bankalarının faiz patikasını da etkiliyor. IMF, ABD Merkez Bankası’nın mevcut %3,50-3,75 faiz aralığından bu yıl içinde yeni faiz artışına gitmesini bekliyor. Avrupa Merkez Bankası açısından da tablo benzer. Fon, Euro Bölgesi enflasyonunun uzun süre %2 hedefinin üzerinde kalacağını belirterek ECB’nin bu yıl ilave faiz artışı yapmak zorunda kalabileceğini değerlendiriyor. İngiltere Merkez Bankası’nın mevcut faiz seviyesini koruması ise IMF tarafından “uygun politika” olarak değerlendiriliyor.

Piyasalarda da benzer beklentiler güçlenmiş durumda. Vadeli işlemler, Fed’in ekim ayında, ECB’nin ise eylül ayında yeni faiz artırımı gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.

Türkiye için büyüme tahmini aşağı çekildi

IMF’nin güncellemesinde Türkiye de aşağı yönlü revizyon yapılan ülkeler arasında yer aldı. Fon, Türkiye ekonomisinin 2026 yılı büyüme tahminini %3,4’ten %2,9’a düşürdü. Revizyonun temel gerekçeleri arasında küresel büyümenin yavaşlaması, enerji fiyatlarındaki artışın dış denge üzerindeki olası etkileri ve küresel finansal koşulların yeniden sıkılaşma ihtimali bulunuyor. Bununla birlikte IMF, Türkiye ekonomisinin savaşın ilk etkilerini birçok ülkeye kıyasla daha sınırlı hissettiğini, ancak enerji ithalatçısı olması nedeniyle petrol fiyatlarındaki kalıcı yükselişten önemli ölçüde etkilenebileceğini vurguluyor.

Yapay zekâ ekonomileri küresel büyümeyi ayakta tutuyor

IMF raporunun dikkat çeken tespitlerinden biri de, küresel büyümenin sanıldığı kadar yaygın bir toparlanmadan değil, sınırlı sayıda ekonominin güçlü performansından kaynaklanması oldu. Fon’a göre, son aylardaki olumlu büyüme sürprizlerinin önemli bölümü, yapay zekâ tedarik zincirinde kritik rol oynayan Asya ekonomilerinden geldi. Özellikle Güney Kore, Tayvan, Malezya ve Tayland, IMF’nin nisan ayında yaptığı tahminlerin belirgin şekilde üzerinde büyüme performansı gösterdi.

Raporda, bu ülkelerin ortak özelliğinin yapay zekâ donanımları, yarı iletkenler, veri merkezleri ve ileri teknoloji ekipmanlarının üretiminde küresel tedarik zincirinin merkezinde yer almaları olduğu belirtiliyor. IMF’ye göre, savaş nedeniyle enerji maliyetlerinin yükselmesine rağmen bu ülkeler, teknoloji ihracatındaki güçlü ivme sayesinde büyüme kaybını büyük ölçüde telafi etti. Örneğin Güney Kore ekonomisi, yapay zekâ çipleri ve elektronik ihracatındaki sıçrama sayesinde ilk çeyrekte yıllık bazda %7,5 büyüyerek beklentilerin çok üzerinde bir performans sergiledi. Benzer şekilde Tayvan ve Malezya da veri merkezi yatırımları ile yarı iletken üretimindeki artış sayesinde IMF’nin önceki tahminlerini aşmayı başardı.

Çin’in görünümü iyileşti

IMF, gelişmekte olan ülkeler arasında Çin için büyüme tahminini yukarı yönlü revize etti. Rapora göre, Çin ekonomisinin 2026 büyüme beklentisi %4,4’ten %4,6’ya, 2027 tahmini ise %4,0’dan %4,1’e yükseltildi. Hindistan’ın bu yıla ilişkin büyüme beklentisi sınırlı ölçüde aşağı çekilirken, gelecek yıla ilişkin tahmini ise yükseltildi. Rusya ekonomisi için ise büyüme tahmini değişmedi. İran cephesinde ise savaşın etkileri daha belirgin görülüyor. IMF, İran ekonomisinin bu yıl %5,4 küçüleceğini, 2027 yılında ise yeniden büyümeye dönebileceğini öngörüyor.

Türkiye açısından rapor ne söylüyor?

Türkiye açısından IMF raporu ilk bakışta olumsuz görünüyor. Büyüme tahmini aşağı çekildi. Küresel enflasyon tahminleri yükseldi. Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın yeniden faiz artırma ihtimali güç kazandı. Bütün bunlar, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını yavaşlatabilecek gelişmeler.

Ancak raporun satır aralarında Türkiye için olumlu okunabilecek mesajlar da bulunuyor. Bunların başında, küresel ekonominin savaşın ilk şokunu beklenenden daha dayanıklı karşılaması geliyor. Bu durum, dış talepte sert bir çöküş ihtimalini azaltıyor. Diğer önemli unsur ise yapay zekâ ve ileri teknoloji yatırımlarının küresel büyümenin yeni motoru hâline gelmesi. Türkiye bugün bu tedarik zincirinin merkezinde yer almıyor. Ancak savunma sanayii, elektronik üretimi, otomotiv ve belirli teknoloji alanlarında atılacak doğru adımlar, ülkenin bu dönüşümden daha fazla pay almasını sağlayabilir.

En büyük tehdit yine enerji fiyatları

Rapordan çıkan en önemli sonuçlardan biri ise enerji fiyatlarının yeniden küresel ekonominin temel belirleyicisi hâline gelmesi. Petrol fiyatlarının kalıcı biçimde yüksek seyretmesi;

• enflasyonu artırıyor,

• faiz indirimlerini geciktiriyor,

• finansman maliyetlerini yükseltiyor,

• ithalatçı ülkelerin cari açıklarını büyütüyor.

Türkiye gibi enerji ithalatçısı ekonomiler açısından bu gelişmeler büyüme üzerinde ilave baskı oluşturabilir. Özellikle Brent petrolün yeniden 80 doların üzerine çıkması halinde, cari denge ve enflasyon görünümünün yeniden bozulması ihtimali göz ardı edilmemeli.

Sonuç: IMF’nin mesajı net; savaş biterse büyüme hızlanabilir, uzarsa dünya yeniden enflasyon sarmalına girebilir

IMF’nin son raporu, küresel ekonominin beklenenden daha dirençli olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu dayanıklılığın kırılgan olduğu da açık. Ekonomik görünümü belirleyecek en önemli unsur artık para politikası kadar jeopolitik gelişmeler. ABD ile İran arasında kalıcı bir barış sağlanabilirse enerji fiyatlarının dengelenmesi, tedarik zincirlerinin normalleşmesi ve küresel büyümenin 2027’de yeniden hız kazanması mümkün görünüyor. Buna karşılık Ortadoğu’da çatışmaların yeniden genişlemesi yalnızca petrol fiyatlarını değil, enflasyon beklentilerini, merkez bankalarının faiz politikalarını ve küresel sermaye akımlarını da yeniden şekillendirebilir.

Türkiye açısından ise tablo karmaşık. Bir yandan büyüme beklentileri aşağı çekiliyor, küresel finansman koşulları zorlaşıyor ve enerji faturası yükselme riski taşıyor. Diğer yandan NATO Zirvesi sonrasında Batı ile ilişkilerde gözlenen normalleşme sinyalleri, savunma sanayiinde ortaya çıkan yeni iş birliği alanları ve uluslararası yatırımcı ilgisindeki olası toparlanma bu olumsuz tabloyu kısmen dengeleyebilir.

Dolayısıyla IMF raporu, yalnızca büyüme tahminlerinde yapılan revizyonlardan ibaret değil. Aynı zamanda küresel ekonominin yeni dönemde jeopolitik riskler, enerji fiyatları ve yapay zekâ yatırımlarının belirleyeceği çok farklı bir dengeye doğru ilerlediğini ortaya koyuyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: paraanaliz.com