Orta Doğu’daki enerji krizinde ikinci kritik boğaz olan Babülmendep için riskler artıyor. Yemen’de İran destekli Husilerin Kızıldeniz kıyısında güneye doğru ilerlemesi, Suudi Arabistan destekli güçlerin kontrolündeki Mocha ve Dhubab çevresindeki çatışmaları Babülmendep’e taşıdı.
Yemen hükümetine bağlı askeri kaynaklara göre, Husiler Yemen’in Kızıldeniz kıyısının tamamında daha güçlü kontrol kurmak amacıyla stratejik kıyı kentlerine yaklaşıyor. Bu gerçekleşirse, grubun dünyanın en kritik deniz geçitlerinden biri üzerindeki askeri baskısı önemli ölçüde artabilir.
Mocha ve Dhubab için kritik mücadele
Son çatışmaların merkezinde Yemen’in batı kıyısındaki Mocha ile Babülmendep’e doğrudan bakan Dhubab bulunuyor. Husiler son günlerde batı Taiz ve güney Hudeyde üzerinden kıyıya doğru ilerlerken, Suudi Arabistan destekli Yemen hükümet güçleri de farklı cephelerde karşı saldırılar başlattı.
Mocha’nın önemi yalnızca bir liman kenti olmasından kaynaklanmıyor. Kent ve çevresindeki yüksek noktalar, Kızıldeniz’in güney girişine yaklaşan gemi trafiğini takip etmek ve gerektiğinde baskı altına almak açısından stratejik bir konuma sahip.
Dhubab ise Babülmendep kıyısında yer alıyor. Husilerin bu hattaki kontrol alanını genişletmesi, grubun halihazırda sahip olduğu füze ve insansız hava aracı kapasitesiyle birlikte değerlendirildiğinde deniz taşımacılığı üzerindeki tehdidin büyümesi anlamına geliyor.
Ancak mevcut aşamada Babülmendep’in kapatıldığı veya Husilerin boğazın tamamını kontrol ettiği söylenemiyor. Çatışmanın kritik tarafı, grubun bunu yapabilmesini kolaylaştıracak kıyı mevzilerine yaklaşması.
Hürmüz kapanınca Babülmendep’in önemi katlandı
Babülmendep normal koşullarda da dünyanın önemli petrol geçiş noktalarından biri. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki trafik sert biçimde gerileyince stratejik değeri çok daha fazla arttı.
Suudi Arabistan, Basra Körfezi kıyısındaki petrolünü Hürmüz’den geçirmek yerine ülkenin doğusundan batısına uzanan Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu’ya taşıyabiliyor. Bu sistem Riyad’a Hürmüz’ü tamamen devre dışı bırakan önemli bir alternatif sağlıyor.
Petrol, Yanbu’dan Avrupa’ya kuzey yönünde Süveyş üzerinden gönderilebiliyor. Ancak Asya’ya taşınacak tankerlerin en kısa rotası güneye inerek Babülmendep’ten geçmek. Hürmüz’de yaşanan kesinti nedeniyle Suudi petrolünün bu hatta yönelmesi, Babülmendep trafiğini de belirgin biçimde artırdı.
Yılın ikinci çeyreğinde Babülmendep’ten geçen ham petrol ve diğer petrol ürünleri günlük ortalama yaklaşık 8,1 milyon varile ulaştı. Bu miktar, bir önceki yılın son çeyreğinde yaklaşık 5,4 milyon varildi. Artışın önemli nedenlerinden biri, Suudi Arabistan’ın petrolü Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Yanbu’ya taşıyarak Hürmüz’ü bypass etmesi oldu.
Suudi petrolü için iki cepheli risk
Yeni tablo, Suudi Arabistan açısından alışılmadık bir enerji güvenliği problemi yaratıyor. Doğudaki Hürmüz, İran kaynaklı kısıtlamalar nedeniyle ağır baskı altında bulunurken, batıdaki alternatif enerji koridoru da Husilerin askeri hareketliliğinin etkisine giriyor.
Üstelik risk yalnızca deniz geçişleriyle sınırlı değil. Husiler son saldırılarda Suudi Arabistan’ın güneyindeki enerji altyapısını da doğrudan hedef aldı. Abha, Khamis Mushait, Cizan ve Necran çevresindeki saldırılarda enerji tesislerinde yangınlar çıkarken 73 kişinin yaralandığı açıklandı. Cizan bölgesinde günlük 400 bin varil işleme kapasitesine sahip büyük rafineri de kritik enerji altyapısı arasında bulunuyor.
Bu durum, Riyad açısından aynı anda üç farklı alanın korunmasını gerektiriyor: petrol üretim tesisleri, ülkeyi doğudan batıya geçen boru hattı ve Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirilen deniz taşımacılığı.
Babülmendep üzerindeki baskının daha da artması halinde tankerlerin Asya’ya ulaşmak için Afrika’nın güneyini dolaşması gerekebilir. Böyle bir rota, yolculuk süresini uzatırken yakıt, gemi kiralama ve sigorta maliyetlerini de büyütebilir.
Boğaz açık ama risk primi yükseliyor
Şimdilik Babülmendep’te fiziksel bir kapanma yaşanmış değil. Çarşamba günü boğazdan 28 emtia gemisi geçti. Bu sayı, son 10 günlük ortalama olan 27 gemiye oldukça yakın. Dolayısıyla sahadaki askeri gelişme henüz ticaret akışında Hürmüz’de görülen ölçekte bir çöküş yaratmadı.
Piyasanın dikkatini çeken nokta ise riskin yönü. Husilerin kıyıdaki ilerleyişini sürdürmesi veya Suudi bağlantılı tankerlere yönelik saldırıların yoğunlaşması halinde armatörlerin güvenlik değerlendirmesi hızla değişebilir.
Kızıldeniz’de daha önce yaşanan saldırılarda gemilerin Babülmendep ve Süveyş yerine Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’na yönelmesi, navlun ve sigorta maliyetlerini sert biçimde artırmıştı.
Brent petrolün 100 doların üzerinde kalmaya devam ettiği mevcut ortamda, ikinci bir kritik enerji geçidindeki sorun, piyasanın elindeki alternatiflerin daha da azalması anlamına geliyor.
Hürmüz’deki darboğazın ardından Babülmendep’in de ciddi biçimde aksaması halinde sorun yalnızca Suudi petrolünün rotası olmayacak. Körfez ile Asya, Avrupa ve Akdeniz arasındaki enerji ticaretinin aynı anda iki stratejik boğazda baskı altına girmesi, küresel petrol piyasasında çok daha büyük bir arz riskini gündeme taşıyabilir.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: dunya.com