Hollanda Merkez Bankası jeopolitik endişelerle 86 ton altını ABD’den Londra’ya taşıdı

Hollanda Merkez Bankası jeopolitik endişelerle 86 ton altını ABD’den Londra’ya taşıdı

Hollanda Merkez Bankası (DNB), mart ve ağustos ayları arasında 86 ton altını sessizce New York ve Ottawa’dan Londra’ya taşıdı. Banka, bu adımın “ciddi krizlere karşı daha iyi hazırlıklı olmak” amacıyla atıldığını belirtti.

DNB, dün yaptığı açıklamada, kararın “artan jeopolitik huzursuzluk” nedeniyle alındığını ve Hollanda altınının “alınıp satılabilirliğini” artırmak istediklerini ifade etti.

DNB, “Londra’daki İngiltere Merkez Bankası’nda tutulan altın, dünyanın en kolay alınıp satılabilen altını olarak kabul ediliyor. Bu da DNB’nin kriz anında en hızlı şekilde harekete geçmesini sağlıyor. New York ve Ottawa’daki altın stokları ise doğrudan kullanılabilirlik açısından daha kısıtlı” dedi.

DNB, elindeki toplam 612 ton altının tamamını Kuzey Amerika dışına taşımadı; bu miktarın yüzde 18,5’i hâlâ New York ve Ottawa’da tutuluyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın son dönemdeki adımları, Hazine tahvili piyasasında artan risk primlerine dikkat çekmiş durumda. Ekonomistler, bu gelişmeleri yakından izliyor.

UBS’ten Paul Donovan, “ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in geçmişte Japon yeni için müdahale etmesinin nedenlerinden biri, Japon yatırımcıların ABD Hazine tahvili piyasasından hızla çıkmasını önlemekti. Tüm bunlar yaşanırken, Hollanda Merkez Bankası da New York Fed’den alabildiği kadar altını cebine doldurup çıkmaya çalışıyordu” değerlendirmesinde bulundu.

Donovan, altının likiditesini artırmaya yönelik bu hamlenin “normal bir davranış olmadığını” belirtti ve ekledi: “Piyasa üzerinde doğrudan bir etkisi yok; altın hâlâ altın olarak tutuluyor ve Londra’daki altın dolar üzerinden işlem görüyor, bu nedenle döviz piyasalarında doğrudan bir değişiklik yok. Ancak merkez bankalarının altın rezervleri genellikle en muhafazakâr ve riskten kaçınan kararlar arasında yer alırken, ABD’ye duyulan güven ve uluslararası itibar açısından verilen sinyaller oldukça çarpıcı.”

Risk profili

Mart ayında Fransa Merkez Bankası (Banque de France) da New York’taki 129 ton (toplam altın rezervinin yüzde 5’i) altınını sattığını ve bunun yerine Avrupa’da altın satın aldığını açıkladı. DNB de benzer bir yol izleyerek ABD’deki altınlarının çoğunu sattı ve fiziksel olarak taşımak yerine, bu altınları evine daha yakın bir yerde yeniden satın aldı.

Fransa Merkez Bankası, 2025 yılına yönelik bu kararın jeopolitik risk ve likiditeyle ilgili olduğunu belirtmedi; bunun yerine, altın rezervlerinin saflığını yüzde 99,99’un üzerine çıkarmak istediklerini, ABD’deki stokun ise bu seviyenin altında olduğunu açıkladı. Ancak ABD’nin risk profiline dair endişeler, ülkenin borçlanma koşulları açısından olumsuz bir algı yaratıyor.

Hazine Bakanı, geçen ay Japon yeni için yaptığı müdahalenin Asya’da finansal istikrarı ve ticareti desteklemek amacıyla gerçekleştirildiğini söylese de, bu adım aynı zamanda ABD’nin en büyük alacaklılarından birinin ekonomisini de istikrara kavuşturdu. Bessent, ardından bir dizi Hazine tahvili geri alım programı açıkladı; bu adımlar tahvil getirilerini düşürdü ve genel finansal koşulları rahatlattı.

ABD’nin ulusal borcu birkaç hafta önce 40 trilyon doları aşarken, ülkenin mali gidişatına ilişkin soru işaretleri artmaya devam ediyor. Şu anda çok tartışılan tahvil piyasası “hesaplaşması”na dair bir işaret olmasa da, uluslararası bankaların en güvenli varlıklarını ABD dışına taşıması, ülkenin uzun süredir sahip olduğu güvenli liman statüsünü sorgulatıyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: fortune.com