Bu haftanın genel haber akışına göre ABD piyasalarında risk iştahı yeniden güçlenirken yatırımcıların önündeki soru değişiyor: Ralliye sonradan katılmak mı, yoksa ralliyi taşıyacak şirketleri ayrıştırmak mı?
Hafta boyunca gelen enflasyon verileri piyasanın yükünü hafifletti. Çarşamba günkü ılımlı TÜFE raporunun ardından perşembe açıklanan temmuz ayı üretici fiyatları da beklentinin altında, aylık bazda yatay geldi ve Fed’in eylülde faiz artırma ihtimali bir hafta içinde %55’ten %35’in altına indi. S&P 500 perşembeyi %0,7 yükselişle 7.798 puanda, tarihi zirvede kapatırken Nasdaq %0,8 artışla 26.803 puana çıktı; VIX 15’in altında kaldı, Brent petrolde ise %2’lik geri çekilme yaşandı. Yükselişe teknoloji, özellikle bellek ve depolama tarafı öncülük etti. Endekslerin zirvede olduğu böyle bir haftada tek başına düşük çarpan aramak yanıltıcı olabilir çünkü ralliyi sürükleyen isimlerin çoğu zaten yüksek çarpanlarla işlem görüyor. Bu yüzden bu hafta değerlemeyi büyümeye oranlayarak, kârlılık kalitesi ve analist beklentileriyle birlikte okuyoruz.
Bu doğrultuda ilk kriterimiz PEG oranının 1’in altında kalması. PEG, F/K çarpanını kâr büyümesine bölerek okur; yani 30 F/K ile işlem gören ama kârını hızla büyüten bir şirket, 15 F/K’lı ama yerinde sayan bir şirketten daha makul fiyatlanmış olabilir. 1’in altındaki PEG, klasik yorumla şirketin büyümesine kıyasla iskontolu fiyatlandığına işaret eder ve endeksler zirvedeyken bu, oldukça seçici bir eşiktir.
İkinci kriterimiz yıllık satış büyümesinin %20’nin üzerinde olması. Kâr rakamları tek seferlik kalemlerle, gider kısıntısıyla veya hisse geri alımlarıyla süslenebilir; ciro büyümesi ise talebin gerçekten var olup olmadığını gösteren, manipüle edilmesi en zor kalemdir. Piyasa genişlerken aradığımız, yükselişi kendi işiyle hak eden şirketler.
Üçüncü kriterimiz özsermaye kârlılığının (ROE) %15’in üzerinde olması. Büyümek tek başına yeterli değil, büyümenin ne pahasına satın alındığı da önemli. Yüksek ROE, şirketin hissedar sermayesini verimli kullandığına ve büyümesini sermaye yakarak değil kârla finanse ettiğine işaret eder. Faiz patikasının hâlâ tartışıldığı bir ortamda bu kalite katmanı belirleyici olabilir.
Dördüncü kriterimiz, ortalama hedef fiyat potansiyelinin %20’nin üzerinde kalması. İlk üç filtre şirketin kendi karnesine bakıyor; bu filtre ise piyasanın o karneyi ne kadar fiyatladığını sorguluyor. Endeksler rekor tazelerken analistlerin hâlâ %20’nin üzerinde alan gördüğü hisseler, ralliden nasibini henüz tam almamış olabilir.
Bu liste, endeksler zirvedeyken sırf ucuz göründüğü için geride kalmış hisseleri değil, büyümesi gerçek, kârlılığı yüksek, bu büyümeye göre hâlâ iskontolu fiyatlanan ve analist tarafında yukarı alanı korunan şirketleri arıyor. Ralli genişlemeye devam ederse, öncü isimler yorulduğunda sermayenin ilk yöneleceği yer büyük ihtimalle bu profil olur.
Filtreler:
PEG oranı < 1
Yıllık satış büyümesi > %20
Özsermaye kârlılığı (ROE) > %15
Ortalama hedef fiyat potansiyeli > %20
