The Financial Times tarafından yapılan bir analiz, ABD ve diğer ülkelerdeki şirketlerin son çatışmalı maden ve tedarik zinciri açıklamalarını inceledi.
Habere göre, 160’tan fazla ABD’li ve en az on yabancı şirket, ABD, İngiltere veya Avrupa yaptırımları altındaki dört altın rafinerisinden bir ya da daha fazlasını tedarik zinciri açıklamalarında listeledi.
Bu şirketler arasında Tesla, Amazon, Volkswagen ve Nokia da yer aldı. Afrika’daki tesisler arasında ise Uganda’daki African Gold Refinery ve Ruanda’daki Gasabo Gold Refinery öne çıktı.
Ancak bu rafinerilerin açıklamalarda yer alması, şirketlerin doğrudan ya da dolaylı olarak bu tesislerden altın satın aldığı anlamına gelmiyor.
Aynı şekilde, bu rafinerilerde işlenen altının Tesla araçlarına, Amazon cihazlarına, Nokia ürünlerine veya Volkswagen otomobillerine girdiği de kesinleşmiş değil.
Çatışmalı maden raporları, çoğu zaman açıklamayı yapan şirketten birkaç tedarikçi katmanı uzakta olan üreticilerden gelen uzun listeler içerebiliyor. Bu nedenle şirketler, tedarikçilerinin kullandığı mineralleri işlemiş olabilecek tüm rafinerileri listeleyebiliyor; belirli bir tesisin kendi ürünlerine girdiğini kanıtlayamasalar bile.
Bu bulgular, büyük şirketlerin küresel tedarik zincirinde altının her bir tüccar, rafinerici, parça üreticisi ve taşeron üzerinden izini sürmenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
İki Afrika rafinerisine neden yaptırım uygulandı?
ABD, African Gold Refinery ve Belçikalı iş insanı Alain Goetz’e mart 2022’de yaptırım uyguladı.
ABD Hazine Bakanlığı, Goetz’in kontrolündeki bir ağın, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden her yıl yüz milyonlarca dolar değerinde yasa dışı altının taşınmasına katıldığını iddia etti.
Bakanlık, African Gold Refinery’nin, silahlı grupların kontrolündeki Kongo bölgelerindeki madenlerden altın tedarik ettiğini belirtti. Ayrıca ağın, altını Uganda ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden uluslararası piyasalara taşıdığını öne sürdü.
ABD hükümeti, o dönemde Kongo’daki altının yüzde 90’ından fazlasının Uganda ve Ruanda dahil komşu ülkelere kaçırıldığını tahmin etti.
Bu ticaretin, Kongo’nun vergi gelirinden mahrum kalmasına ve ülkenin doğusundaki zengin maden bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı gruplara gelir sağladığı belirtildi.
Washington, Gasabo Gold Refinery’ye ise haziran 2026’da ayrı bir yaptırım uyguladı.
ABD Hazine Bakanlığı, 2026’nın ilk aylarında doğu Kongo’daki M23 kontrolündeki bölgelerden Ruanda’daki bu rafineriye en az 60 kilogram, milyonlarca dolar değerinde altın taşındığını iddia etti.
Bunlar, ABD hükümetinin yaptırım kararlarını desteklemek için öne sürdüğü iddialar. Bu iddialar, altının The Financial Times tarafından adı geçen herhangi bir şirketin tedarik zincirine veya ürünlerine girdiğini kanıtlamıyor.
Yaptırımdan etkilenen rafinerilere ve kişilere yanıt hakkı tanınmalı.
Altının kimliği nasıl kayboluyor?
Altın, eritilip karıştırılabildiği ve defalarca el değiştirebildiği için, nerede çıkarıldığını gösteren görünür bir iz taşımadan izlenmesi oldukça zor bir emtia.
Çok uluslu bir şirket, bir üreticiden elektronik bir bileşen satın alabilir. O üretici ise, daha küçük parçaları birkaç taşerondan alır ve bu taşeronlar da rafine altını başka tedarikçilerden veya emtia tüccarlarından temin edebilir.
Bu nedenle, ünlü bir tüketici markası, orijinal rafineriden birkaç adım uzakta kalabilir.
ABD’de işlem gören ve ürünlerinde altın, kalay, tantal veya tungsten kullanan şirketler, bu minerallerin Kongo veya komşu ülkelerden gelip gelmediğini araştırmak ve uyguladıkları özen yükümlülüğü adımlarını açıklamak zorunda.
Bu raporlama zorunluluğu, Kongo’daki silahlı grupların mineral satışlarından finansman sağladığı endişesiyle Dodd-Frank Yasası kapsamında getirildi.
Şirketler genellikle tedarikçi anketleri ve Responsible Minerals Initiative tarafından geliştirilen Çatışmalı Madenler Raporlama Şablonu’nu kullanıyor. Ancak bir şirkete ulaşan bilgiler, zincir boyunca verilen yanıtlar kadar doğru ve eksiksiz olabiliyor.
Bu nedenle, potansiyel rafinerilerden oluşan uzun bir liste, şirketin tedarikçilerinden bilgi almaya çalıştığını gösterebilir; ancak aynı zamanda ürünlerindeki her gram metalin hangi tesiste işlendiğini tespit edemediğini de ortaya koyar.
Bu durumda savunulabilir sonuç, Tesla, Amazon veya Volkswagen’in yaptırıma tabi Afrika altınını kullandığı değil; The Financial Times analizine göre, açıklamalarında kara listeye alınan rafinerileri tedarikçi ağlarından tamamen hariç tutamadıklarıdır.
Kongo’nun mineralleri küresel siyasetin merkezinde
Bu bulgular, ABD’nin Kongo’nun bakır, kobalt ve diğer stratejik minerallerine daha fazla erişim sağlamaya çalıştığı bir dönemde ortaya çıktı.
Daha önce, ABD destekli bir konsorsiyum, Glencore’un Kongo’daki büyük bakır ve kobalt varlıklarının yüzde 40’ını satın almayı teklif etmişti.
Bu çaba, kısmen ABD’nin Çin’in hakim olduğu mineral tedarik zincirlerine bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor.
Altınla ilgili açıklamalar ise rekabetin diğer yüzünü gösteriyor. Afrika minerallerine erişim sağlamak yeterli değil; uluslararası şirketlerin aynı zamanda malzemenin kaynağını, kim tarafından işlendiğini ve süreçte yaptırıma tabi bir şirketin yer alıp almadığını da tespit etmesi gerekiyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: businessinsider.com