Bu gece Wall Street yoğun bir akşam yaşayacak. Bir yanda peş peşe açıklanan büyük teknoloji şirketi bilançoları, diğer yanda saat 21.00’de (TSİ) gelecek Fed faiz kararı var. Yarım saat sonra da Kevin Warsh kameraların karşısına geçecek.
Bir Önceki Toplantıda Ne Oldu?
Bir önceki toplantı mayıs ayında göreve gelen Kevin Warsh’un ilk toplantısıydı ve hem komitenin tutumunda, hem de paylaşılan raporlarda pek çok değişiklik görüldü
Haziran toplantısında Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında bırakmış, karar 12-0 oybirliğiyle alınmıştı. Bir önceki Powell döneminde ise komitede pek çok fikir ayrılığı yaşanıyordu
Karar metni gerçekten sadeleşti Powell’ın önceden kullanmış olduğu metinle kıyasladığımızda yeni metin dört kısa paragraftan ibaret. İleriye dönük yönlendirme tamamen kaldırıldı; Warsh bunu “mevcut politika ortamına uygun değil” diyerek gerekçelendirdi. Enflasyonla mücadele mesajı ise oldukça öne çıktı: metin “Komite fiyat istikrarını sağlayacaktır” gibi net bir taahhütle bitiyor.
Asıl çarpıcı nokta ise nokta haritasında (dot-plot) gizli: Warsh kendi projeksiyonunu sunmadı (2012’den beri bunu yapmayan ilk başkan), ama kendi ifadesiyle komite yıl sonu faiz beklentisi konusunda tam ortadan ikiye bölünmüş durumdaydı. Yarısı mevcut seviye veya daha düşük, kalan yarısı ise daha yüksek istiyordu. Yani faiz değişmemişti ama altta yatan görüş ayrılığı hiç de küçük değildi; sadece dışarıya oybirliği ve kısa bir metinle yansıdı.
Orta Doğu’da gerilim neden yeniden tırmandı
Temmuz toplantısına gelirken tablo Haziran’a göre belirgin şekilde değişti ve bunun başlıca sebebi Orta Doğu. Şubat sonunda başlayan ABD-İran çatışmasının ardından 18 Haziran’da imzalanan bir mutabakat zaptıyla bölgede kısa süreli bir sükunet sağlanmıştı. Ancak Trump’ın bu mutabakatın sona erdiğini açıklamasıyla 8 Temmuz’dan itibaren çatışmalar yeniden başladı.
Sonraki üç hafta boyunca ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) İran’a yönelik saldırılarını art arda sürdürdü: önce bir denizaltı ve gemi bakım tesisi, ardından kıyı savunma sistemleri ve füze tesisleri, ilerleyen günlerde ise hava savunma tesisleri, deniz kuvvetleri ile füze ve insansız hava aracı depolama alanları hedef alındı. İran karşılığında ABD ile “varoluşsal bir savaş” içinde olduğunu açıkladı ve bölgedeki enerji ihracatını daha da kısıtlayabileceği mesajını verdi. Hürmüz Boğazı’nda seyreden ticari gemilere yönelik saldırı iddiaları (Axios’un aktardığına göre İran’ın en az iki füze fırlattığı) ABD’den olası bir misilleme beklentisini gündeme getirdi; Yemen’deki İran destekli Husilerin Kızıldeniz’deki tanker saldırıları da resme eklendi.
Bunun somut sonucu petrol piyasasında görüldü: Wood Mackenzie’nin gemi takip verilerine göre Orta Doğu’nun ham petrol ihracatı ocak-haziran döneminde yüzde 82 geriledi, günlük ortalama sevkiyat 18,8 milyon varilden yaklaşık 3,4 milyon varile düştü. Fiyat tarafında ise Brent, 20 Temmuz’da bir önceki haftaya göre yüzde 15,9 artışla 90,79 dolara, 23 Temmuz’da ise mayıstan bu yana ilk kez 100 doların üzerine çıktı. 25 Temmuz itibarıyla Brent yeniden 100 doların altına geriledi; bunda Washington yönetiminin kasımdaki ara seçimler öncesinde fiyatların kontrolden çıkmasına izin vermeyeceği beklentisi de etkili oldu.
Kısacası Fed’in masasına gelen enerji şoku, Haziran’daki “arka planda duran risk” konumundan çıkıp Temmuz’da doğrudan enflasyon tablosunu etkileyen aktif bir gündem maddesine dönüştü.
Piyasa Ne Bekliyor?
Bu tabloya rağmen piyasanın temel beklentisi yine faizin sabit bırakılması yönünde. CME FedWatch verilerine göre bu ihtimal yaklaşık %70 seviyesinde; 25 baz puanlık bir artış ihtimali ise %30 civarında fiyatlanıyor. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu “bekle-gör” yaklaşımının süreceğini düşünüyor, ama çekirdek enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde seyrettiği bir ortamda %30’luk ihtimali görmezden gelmek de kolay değil.
Warsh son konuşmalarında mücadeleyi kazandıklarını söylemek için erken olduğunu vurguladı ve enflasyona taviz vermeyeceklerinin altını çizdi. Bu söylem Haziran’daki “enflasyon bir tercihtir” söyleminin devamı niteliğinde diyebiliriz ama Haziran transkriptinden hatırlarsak, bu şahin tutum henüz somut bir sıkılaştırma önerisiyle desteklenmiş değildi; masada tek seçenek sabit tutmaktı. Temmuz’da bu dengenin değişip değişmeyeceği, komiteden gelebilecek muhalif oylarla daha da netleşecek.
Piyasanın görmek istediği senaryo net: faizlerin sabit kalması ve Warsh’un ilave sıkılaşma konusunda aceleci davranmayacağını hissettirmesi risk iştahını destekleyebilir. Karar metninde büyüme ve istihdam tarafına biraz daha vurgu yapılması hâlinde tahvil faizleri gerileyebilir, dolar zayıflayabilir.
Tersi senaryoda iki ihtimal öne çıkıyor: ya doğrudan %30 ihtimal verilen 25 baz puanlık artış gelir, ya da faiz sabit kalır ama Warsh enflasyon konusunda sert mesajlar vererek yeni artışların masada kalmaya devam ettiğini hissettirir. Bu durumda “higher for longer” (faizlerin daha uzun süre boyunca yüksek kalması) teması yeniden fiyatlanmaya başlayabilir; Hammack veya Logan’dan gelecek olası bir şahin muhalefet de bu algıyı güçlendirebilir nitekim Hammack Nisan’da zaten benzer gerekçelerle (gevşeme eğilimine karşı) muhalif oy kullanmıştı.
Haziran’da Warsh kısa ve net bir iletişim tercih etmişti; bu toplantıda da benzer bir yaklaşım sürpriz olmaz. Ama bu kez piyasaların asıl dikkat edeceği konu kararın kendisinden çok, hem Orta Doğu kaynaklı enerji riskinin hem de komite içi bölünmenin bundan sonraki adımlara nasıl yansıyacağı olacak.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için:
Midas Sorumluluk Beyanı