Fed’in eylül ortasındaki toplantısında faiz artırması bekleniyor. Bu durumda, geçmiş örneklere bakıldığında, hisse senedi piyasasında yaşanacak zayıflığın geçici olacağı öngörülüyor.
Geçmişte Fed’in faiz indirim döngüsünün ardından ilk kez faiz artırdığı dönemlerde, hisse senedi piyasasında yaşanan zayıflık genellikle faiz artışından yaklaşık bir ay önce başlıyor ve artıştan sonraki bir ay içinde sona eriyor.
Son dönemde piyasada gözlenen zayıflığın nedeni de bu beklentiyle açıklanabilir. Piyasa, ABD Merkez Bankası’nın 15-16 Eylül’deki toplantısından bir faiz artışı çıkacağına oynuyor. CME’nin FedWatch aracı, faiz artışı olasılığını yüzde 64,2 olarak gösteriyor. S&P 500 endeksi, 13 Ağustos’taki tüm zamanların zirvesine kıyasla şu anda yaklaşık yüzde 1,7 daha düşük seviyede bulunuyor. Bu oran, geçmişteki ilk faiz artışlarından önceki bir aylık ortalama düşüşe oldukça yakın.
Daha uzun vadede ise S&P 500, ilk faiz artışlarının ardından genellikle kayda değer bir düşüş yaşamıyor. İlgili grafikte de görülebileceği gibi, endeks faiz artışından üç ay sonra ortalama olarak yükselişe geçiyor. Faiz artışından 12 ay sonra ise S&P 500’ün ortalama getirisi, piyasanın uzun vadeli ortalamasının da üzerine çıkıyor.
Bu sonuçlar bazı yatırımcıları şaşırtabilir ancak mantıklı bir açıklaması var. Fed, ekonominin faiz artışını kaldıracak kadar güçlü olduğuna inanmadıkça federal fon faizini artırmaya başlamıyor. Hatta çoğu zaman ilk faiz artışları, ekonominin aşırı ısınma riski taşıdığı dönemlerde gerçekleşiyor. Böyle durumlarda faiz artışı, şirket kârlarının büyümesini mutlaka tehdit etmiyor.
Bu mantıkla bakıldığında, yatırımcıların ilk faiz artışlarından çok ilk faiz indirimlerinden endişe etmesi gerekiyor. Çünkü ilk faiz indirimleri, Fed’in ekonominin mevcut faiz seviyesini taşıyamayacak kadar zayıf olduğundan endişelendiğine işaret ediyor. Nitekim, S&P 500’ün ilk faiz indirimlerinden sonraki ortalama getirisi, ilk faiz artışlarından sonraki getiriden daha düşük gerçekleşmiş.
Ancak, ilk faiz artışları ile ilk faiz indirimlerinden sonraki piyasa getirileri arasındaki fark, istatistiksel olarak anlamlı bir seviyede değil. Bu da faiz oranlarının önemsiz olduğu anlamına gelmiyor; sadece Fed’in faiz kararları ile hisse senedi piyasası arasındaki ilişkinin, mekanik bir zamanlama modeliyle kolayca tahmin edilemeyecek kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, bu ayki Fed toplantısında alınacak karardan daha önemli endişeleriniz olabilir.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: morningstar.com