Analist Notları

Dünyanın en büyük borçlusu kendi tahvilini geri almaya başladı

Dünyanın en büyük borçlusu kendi tahvilini geri almaya başladı

Bir ülke, kendi tahvilinin faizini düşürmek için piyasaya girmek zorunda kaldıysa, orada sıradan bir dalgalanma yoktur. Ağustos ayında olan tam olarak buydu ve etkisi Borsa İstanbul’daki fon tercihlerine kadar uzandı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent çarşamba günü, 10 ile 30 yıl arası vadeli menkul kıymetlerde likidite amaçlı geri alım işlemlerinin büyüklüğünü en az iki katına çıkardığını duyurdu. Karar, çeyreklik geri alım takviminin açıklanmasının üzerinden yalnızca iki hafta geçmişken geldi. Zamanlama, uzun vadeli borçlanma maliyetlerine dair rahatsızlığın boyutunu gösterdi.

Tepki anında geldi. 30 yıllık tahvil getirisi 10 baz puana varan düşüşle %5,18’e indi ve 2007’den bu yana gördüğü en yüksek seviyeden uzaklaştı. Dolar üç ayın dibine geriledi. Aynı gün açıklanan verilere göre ABD’nin toplam kamu borcu, beş yıldan kısa sürede üçte bir artarak ilk kez 40 trilyon doları aştı. Çekinceler de hızla dile getirildi. Öne çıkan itiraz şu: geri alım büyüklüğündeki artış tek başına satış dalgasının yönünü çevirmeye yetmeyebilir.

Aynı gece açıklanan Fed tutanakları tabloyu tamamladı. Temmuz sonundaki toplantıya ilişkin notlar, bazı üyelerin enflasyon inatçı kalırsa faiz artırımının gerekebileceğini düşündüğünü ortaya koydu. Politika faizi %3,50-3,75 aralığında üçe karşı dokuz oyla sabit tutulmuştu. Bir sonraki eşik ay sonundaki Jackson Hole konuşması.

Baskı ABD’ye özgü değil. Almanya 30 yıllık tahvil ihalesini 2011’den bu yana en yüksek maliyetle tamamladı, 10 yıllık Bund getirisi %3,25 civarına çıktı. Fransa’nın 10 yıllık borçlanma maliyeti 2009’dan beri görülmeyen seviyelere yükseldi. Japonya’da 10 yıllık faiz %2,95 ile 1996’dan bu yana zirveyi gördü. Arkadaki denklem üç kalemli. Genişleyen bütçe açıkları tahvil arzını artırıyor, jeopolitik gerilimin petrolü 92 dolara taşıması enflasyon beklentilerini canlandırıyor ve yapay zeka yatırımlarını finanse eden şirket ihraçları aynı sermaye havuzunda rekabeti sertleştiriyor.

Türkiye’de eğrinin iki ucu ayrı hikaye anlatıyor

Yurt içinde tablo ikiye bölünmüş durumda. 2 yıllık gösterge tahvil faizi 26 baz puanlık düşüşle %40,86’ya inerken, 10 yıllık faiz %35,06 seviyesinde oluştu. 10 yıllık faiz yılbaşından bu yana 606 baz puan yükseldi, 2 yıllık faiz ise aylık bazda 85 baz puan geriledi. Kısa vade dezenflasyon patikasını fiyatlıyor, uzun vade küresel vade primi baskısını üstleniyor.

Hazine, 18 Ağustos’taki iki ihalede toplam 79,1 milyar TL borçlandı. 9 yıl vadeli sabit kuponlu tahvilde bileşik faiz %35,12, 4 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvilde reel bileşik faiz %5,83 olarak gerçekleşti. Ağustos programında 596,3 milyar TL itfaya karşılık 536,7 milyar TL iç borçlanma öngörülüyor.

TCMB cephesinde politika faizi %37 seviyesinde dört toplantıdır sabit ve banka 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %28’e güncelledi. Ağustosta PPK toplantısı bulunmuyor, bir sonraki karar 10 Eylül’de açıklanacak.

Fon tarafında para kısa vadede kümeleniyor

Yatırımcı davranışı bu ayrışmayı birebir yansıtıyor. Yılbaşından bu yana para piyasası fonları ortalama %27,39, kısa vadeli borçlanma araçları fonları %25,74 getiri üretirken, uzun vadeli borçlanma araçları fonlarında ortalama getiri %5,98’de kaldı. Aradaki yaklaşık 20 puanlık makas faiz seviyesinden değil, doğrudan vade tercihinden doğuyor.

Büyüklük tarafındaki hareket daha da net. Para piyasası fonlarının toplam büyüklüğü 3,5 trilyon TL’yi, yatırımcı sayısı 4,3 milyonu aştı. Özel sektör borçlanma araçları büyüklüğünü ikiye katlayarak en hızlı büyüyen kategori olurken, uzun vadeli borçlanma araçları fonlarında büyüklük %62,9 daraldı. Yatırımcı, uzun vadeyi kendi rızasıyla terk etmiş görünüyor.

Bir gündem maddesi daha var: kısa vadeli fonlara yönelen sermaye için vergilendirme seçenekleri değerlendiriliyor. Mevcut uygulamada para piyasası fonu kazancında bireysel yatırımcıya %17,5 stopaj uygulanıyor, kurumsal yatırımcıda kesinti bulunmuyor. Kesinleşmiş bir düzenleme yok, ancak olası bir değişiklik en kalabalık fon kategorisini doğrudan ilgilendiriyor.

2026’nın tahvil piyasasından çıkan asıl ders burada saklı. Getiri artık faizin seviyesinden değil, vadenin uzunluğundan geliyor.

Dünyanın en büyük borçlusu kendi tahvilini geri almaya başladı

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı