Deutsche Bank: Yapay zekânın verimlilik faydaları yıllarca beklenmeli, aksi hâlde borç riski artabilir

Google News Icon Takip Et

Deutsche Bank Araştırma Enstitüsü’nün makro ve tematik araştırmalarından sorumlu küresel başkanı Jim Reid’e göre, ekonomistler yapay zekânın verimlilik artışı vaatlerini yerine getirdiğine dair somut verileri bekliyor ancak bu dönüm noktasının gerçekleşmesi için birkaç yıl daha geçmesi gerekecek.

Reid, yapay zekânın yeni iş alanları yaratacağını ve iş yerlerinde verimliliği artıracağını öngörüyor. Ancak, teknolojinin ekonomi üzerinde geniş çaplı bir etki yaratmasının beklenenden daha uzun süreceğini, bu konuda fazla iyimser tahminler yapıldığını belirtiyor.

Bloomberg Television’a konuşan Reid, “Kariyerim boyunca verimlilik potansiyeli açısından yapay zekâ gibi bir şey görmedim. Ancak bu faydaların tam anlamıyla ortaya çıkması için şirketlerin bu teknolojiyi iş süreçlerine entegre etmesi yıllar alacak.” dedi.

Çeşitli ekonomik göstergeler, teknoloji liderlerinin yapay zekânın iş gücünü dönüştüreceği yönündeki açıklamalarına rağmen, şu ana kadar bu etkinin yaygınlaştığına dair güçlü bir kanıt olmadığını gösteriyor. Yale Budget Lab’in geçen ay yayımladığı verilere göre, yapay zekâya yüksek derecede maruz kalan mesleklerde iş gücü dağılımı veya işsizlik süresi açısından anlamlı bir değişiklik gözlenmedi. Araştırmacılar, bu nedenle yapay zekâ kaynaklı bir iş gücü piyasası bozulmasına dair kanıt bulunmadığı sonucuna vardı.

Apollo başekonomisti Torsten Slok ise Bloomberg ve Macrobond verilerine atıfla, Muhteşem 7 şirketinin kâr marjlarının 2023’ün ilk çeyreğinden 2026’nın ilk çeyreğine kadar yaklaşık %15’ten %25’e yükseldiğini, S&P 500 endeksinin geri kalanında ise bu oranın aynı dönemde %10 civarında seyrettiğini belirtti. Bu veriler, teknoloji şirketlerinin yeni teknolojiyi operasyonlarına daha hızlı entegre edebildiğini, diğer sektörlerin ise bu konuda yavaş kaldığını ve henüz fayda göremediğini ortaya koyuyor.

Yatırımcılar Muhteşem 7’ye sermaye akıtmaya devam ederken, yapay zekânın kısa vadede hızlı bir yatırım getirisi sunmayabileceği ve bunun finansal piyasalarda “acı verici bir yeniden fiyatlama” riskini artırabileceği endişesi öne çıkıyor. Slok, mevcut kâr beklentileri ile şirketlerin yapay zekâ yatırımlarından gerçek anlamda getiri elde etmesi için gereken süre arasındaki uyumsuzluğun, birçok yapay zekâ şirketinin değerlemesi üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini vurguladı.

Reid de benzer endişeleri paylaşıyor. Yapay zekânın kısa ve orta vadede enflasyonist olabileceğini, teknolojiye yapılan büyük yatırımlara rağmen vaatlerin gerçekleşmemesi durumunda ise küresel borç seviyelerinin daha da kırılgan hale gelebileceğini belirtiyor. Reid, Dallas Fed’in geçen yıl yayımladığı ve yapay zekânın geleceği için üç olası senaryo öngören çalışmasına dikkat çekti: Verimlilik artışıyla GSYH’de mütevazı bir yükseliş, yapay zekânın insanüstü yeteneklere ulaşmasıyla verimlilikte sıçrama veya yapay zekâ tekilliği nedeniyle insanlığın yok olması.

Reid, “Birçok ülke için borç seviyelerinin sürdürülebilir olmadığı biliniyor. Umut arayanlar için iyimser senaryo, yapay zekânın bir verimlilik mucizesi yaratıp borçların büyüme yoluyla eritilmesi olurdu. Kötümser senaryo ise, faiz oranlarının mevcut seviyelerin çok üzerine çıkması halinde borç sürdürülebilirliğinin tamamen anlamsız hale gelmesi.” değerlendirmesinde bulundu.

Buna rağmen Reid, yapay zekânın uzun vadeli etkileri konusunda iyimser. İnsanlığın üç yüzyılı aşkın süredir sanayi devrimleriyle inovasyonda başarılı olduğunu hatırlatıyor. OpenAI’ın Sam Altman’ı ve Anthropic’in Dario Amodei’si gibi teknoloji CEO’ları da son dönemde, yapay zekânın beyaz yaka işlerini kitlesel olarak ortadan kaldıracağı yönündeki öngörülerini yumuşattı ve teknolojinin işin doğasını dönüştüreceğini, kökten sarsmayacağını belirtti.

Reid, “Yapay zekâ ve istihdam konusundaki görüşüm, ekonomik tarihin bize anlattıklarından etkileniyor. Her yeni inovasyon atılımında, işlerin yok olacağına dair korkular yaşandı ancak toplamda böyle bir yıkım hiç gerçekleşmedi.” dedi.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: fortune.com