Bitcoin’in altına karşı volatilite oranı 6 yılın en düşük seviyesine geriledi

Bitcoin’in altına karşı volatilite oranı 6 yılın en düşük seviyesine geriledi

Bitcoin ve altın, son dönemde yaşanan ayrışmaya rağmen 2020’den bu yana birbirine en yakın şekilde hareket ediyor. İki varlık arasındaki 90 günlük korelasyon yaklaşık 0,55’e yükselerek son altı yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bitcoin’in volatilitesi %36,2 seviyesinde bulunurken, altının volatilitesi %25,3 olarak ölçülüyor. Böylece Bitcoin’in altına kıyasla volatilitesi 2021’deki 5,6 kat seviyesinden 1,43 kata kadar geriledi.

Ancak son makroekonomik stres, iki varlık arasında dikkat çekici bir ayrışma yarattı. Altın, 25 Ağustos’ta neredeyse 4.700 dolardan 1 Eylül’de 4.342 dolara kadar gerilerken, bu dönemde Hazine tahvili getirileri ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artışı beklentileri yükseldi.

Aynı süreçte Bitcoin, büyük ölçüde 77.000 dolar civarında tutunmayı başardı ve ağustos sonundaki seviyesinin yalnızca birkaç puan altında kaldı. Haberin yazıldığı sırada ise 80.000 doların üzerine toparlandı.

Altın, Bitcoin ile volatilite farkını kapatıyor

İki varlık arasındaki yakınlaşmanın alışılmadık yönü, altının volatilitesindeki artıştan kaynaklanıyor. Bitcoin’in mevcut 90 günlük volatilitesi, kendi tarihinin yaklaşık %10’luk en düşük diliminde yer alırken, altın %93’lük en yüksek dilime yükseldi. İki varlık arasındaki volatilite oranı ise 177 işlem günüdür iki seviyesinin altında seyrediyor.

2020’den 2025’e kadar toplamda yalnızca 82 gün bu seviyeye ulaşılmıştı.

Bitcoin’in hareketliliği devam ediyor. Ortalama volatilitesi bu yıl %41’den %44’e yükseldi. Altında ise bu oran %18’den %30’a çıktı. Son altı yılda altının 90 günlük volatilitesinin %25’i aştığı tüm seanslar 2026’da gerçekleşti.

Bu durum, geleneksel güvenli liman olan altının en dalgalı dönemlerinden birini yaşamasına yol açarken, Bitcoin ise kripto piyasası standartlarına göre alışılmadık derecede sakin bir seyir izliyor.

Yatırımcılar, hızlanan dolar krizinden kaçmak için beş günde Bitcoin ve altına 7 milyar dolar aktardı

Volatilite farkının daralması, iki varlığın getirileri arasındaki ilişkinin de güçlenmesiyle paralel ilerliyor. Bitwise, Bloomberg verilerine göre Bitcoin’in altınla üç aylık hareketli korelasyonunun ağustos sonunda 2020’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını belirtti.

Makroekonomik stres, iki varlığı birbirine yaklaştırdı

Önceki korelasyon zirvesi, COVID krizi sonrası uygulanan genişleyici maliye ve para politikalarının ardından gelmişti. Bitwise, benzer bir makro dinamiğin yeniden devreye girdiğini düşünüyor.

Ağustos ayında uzun vadeli Hazine tahvili getirileri yükselirken, ABD Hazine Bakanlığı daha uzun vadeli menkul kıymet alımlarını artırdı. Bu müdahalenin ardından Bitcoin bir haftada %22,4 yükselirken, altın yaklaşık %5 artış kaydetti ve hisse senetleri geriledi.

Bu gelişmeler, ABD federal borcunun 40 trilyon doları aşmasıyla birlikte bütçe açıkları, devlet borçlanması ve para birimi değer kaybı endişelerini yeniden gündeme taşıdı.

Grayscale ise benzer bir değişimi farklı bir açıdan gözlemledi. Bitcoin’in Nasdaq 100 ile 90 günlük korelasyonu yıl başında %60’ın üzerindeyken ağustos ayında yaklaşık %33’e geriledi. Buna karşılık, altınla korelasyonu yıl başında sıfıra yakınken %50’nin üzerine çıktı.

Bloomberg Intelligence kıdemli ETF analisti Eric Balchunas, son altı ayda Bitcoin’in ABD hisse senetleriyle korelasyonunun altın, küçük ölçekli hisseler, gelişmekte olan piyasa hisseleri ve hatta Hazine tahvillerinden daha düşük olduğunu belirtti.

Balchunas, bu pencerenin kısa süreli olduğuna dikkat çekerek, tarihsel olarak Bitcoin’in hisse senetleriyle korelasyonunun yaklaşık 0,40 seviyesinde olduğunu vurguladı. Son değişimlerin bir kısmı, altın ve Hazine tahvillerinin hisse senetleriyle daha fazla korele hale gelmesinden kaynaklanıyor.

Veriler, her iki piyasanın da benzer makroekonomik faktörlere karşı daha hassas hale geldiğini gösteriyor.

Altındaki satış dalgası yakınlaşmayı test ediyor

Bu hafta, iki varlık arasındaki ilişkinin ilk ciddi stres testine sahne oldu. Altın, 25 Ağustos’taki 4.696 dolar zirvesinden 1 Eylül’de 4.342 dolara kadar gerileyerek %7’den fazla değer kaybetti. Bu süreçte Hazine tahvili getirileri yükseldi ve yatırımcılar Fed’in para politikasını hızla yeniden fiyatladı. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,8’e yaklaşırken, yükselen petrol fiyatları enflasyonun daha uzun süre yüksek kalabileceği endişesini artırdı.

Altın 4.700 dolara yaklaşırken, yatırımcılar eylül ayında faiz artışı olasılığını yaklaşık %38 olarak fiyatlıyordu. Perşembe günü bu olasılık %60’ın üzerine çıktı, ancak Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller’ın açıklamaları sonrası piyasa beklentileri yeniden aşağı çekildi.

Bu gelişmeler, altını faiz, enerji ve dövizdeki değişimlere karşı alışılmadık derecede hassas hale getirdi. Uzun vadeli devlet borcu ve itibari para değer kaybı endişeleri ise destekleyici olmaya devam ediyor.

Saxo Bank emtia stratejisi başkanı Ole Hansen, değerli metallerin ABD’den gelen zayıf ekonomik veriler ve petrol fiyatlarındaki baskının azalmasıyla birlikte ikinci seansta toparlandığını belirtti. Özellikle Japon yeni karşısında zayıflayan dolar da ek destek sağladı.

Hansen, altının petrol fiyatları ve tahvil getirileriyle ters korelasyonunun şu anda ana odak noktası olduğunu, diğer destekleyici faktörlerin ise geri planda kaldığını ifade etti.

Bu durum, uzun vadeli borç ve para birimi değer kaybı endişeleri sürerken altının neden zayıflayabileceğini açıklıyor. Yüksek petrol fiyatları, enflasyon beklentilerini ve tahvil getirilerini artırarak, getiri sağlamayan altın tutmanın fırsat maliyetini yükseltiyor.

Bitcoin ise aynı sıkılaşma şokunu çok daha sınırlı bir etkiyle atlattı ve 80.000 doların üzerinde işlem görüyor.

Bitget baş analisti Ryan Lee, Bitcoin’in dirençli kalmasını, son likidasyonlarla fazla kaldıraçlı pozisyonların temizlenmesine ve daha dengeli bir piyasa yapısına bağladı. Orta seviyede seyreden sürekli vadeli işlemler fonlama oranları ve ETF talebi de piyasaya destek sağladı.

ABD spot Bitcoin ETF’leri, 2 Eylül’de 101,2 milyon dolarlık giriş kaydederken, bir gün önce 236,5 milyon dolarlık çıkış yaşanmıştı. Son 30 günde ise toplamda 3 milyar doların üzerinde giriş gerçekleşti. Bu da, piyasada büyük bir tasfiye dalgası yaşanmadan spot talebin güçlü kaldığını gösteriyor.

Lee, 76.000-77.000 dolar bandında kalıcı bir tutunma ile fonlama oranlarının ve ETF talebinin istikrarlı seyretmesinin, spot alıcıların piyasayı desteklediği tezini güçlendireceğini belirtti. Buna karşılık, ETF’lerden sürekli çıkışlar, daha güçlü bir dolar veya faiz artışı beklentilerindeki yeni bir yükseliş, bu desteği zayıflatabilir.

3 Eylül’de bu dinamiklerin ne kadar hızlı değişebileceği görüldü. Waller, enflasyon verilerinde iyileşme görülmesi halinde eylülde faizlerin sabit tutulmasını destekleyebileceğini belirtti. Bu açıklama, faiz artışı olasılığını %60’ın üzerinden %50’ye çekti.

Altın, tahvil getirileri ve doların gerilemesiyle yaklaşık %2 yükselerek 4.473 dolara çıktı. Bitcoin ise gün içi işlemlerde 81.000 doların üzerine tırmandı.

Bitcoin ve altın, giderek daha fazla aynı maliye, para birimi ve faiz dinamiklerinden etkileniyor. Ancak bu etkilerin piyasaya yansıma biçimi farklılık gösteriyor.

Altın, reel getiriler, dolar ve enerji kaynaklı enflasyon beklentilerine karşı son derece hassas kalmaya devam ediyor. Bitcoin’in son performansı ise kaldıraç, fonlama ve ETF akışları gibi kriptoya özgü faktörleri de yansıtıyor.

Uzun vadede iki varlık arasındaki ilişki güçleniyor. Ancak aynı makro şokun, her piyasada farklı baskılar yaratıp yaratmayacağı sorusu önemini koruyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: cryptorank.io