BitMEX’in kurucu ortaklarından olan ve şu anda Maelstrom adlı kripto yatırım şirketini yöneten Arthur Hayes, Anthony Pompliano’nun podcast’inde Bitcoin’in 250.000 dolara ulaşabileceğini öne sürdü. Hayes’e göre, bu kez bir kriz gerekmiyor; yetkililer “erken ve sık para basacak” ve “bir bakmışsınız Bitcoin 250.000 dolara ulaşmış.” Buradaki fark, Hayes’in 2008 benzeri bir finansal çöküş beklememesi. Ona göre, merkez bankaları bu tür bir çöküşü önlemek için önceden para basmaya başlayacak.
Bitcoin bugün yaklaşık 78.000 dolar seviyesinde işlem görüyor. Bu hedef, mevcut fiyata göre yaklaşık 3,2 katlık bir artış anlamına geliyor ve şüpheyle yaklaşılması gereken bir tahmin olarak öne çıkıyor. Hayes, geçmişte de kendi öngörülerinin önüne geçmişti ve bu hafta “Bitcoin %75 düşebilir, asla bilemezsiniz” diyerek risklere de dikkat çekti. Ancak bu tahminin sürekli gündemde kalmasının nedeni rakam değil, arkasındaki mekanizma.
Bitcoin’in fiyatı, nakit akışı, kâr veya kupon gibi geleneksel değerleme ölçütlerine sahip değil. Fiyatı belirleyen temel unsur, likidite; yani merkez bankalarının bilançoları, para arzı ve sistemde dolaşan kredi miktarı. 2010-2026 dönemini kapsayan ve Fed, Avrupa Merkez Bankası, Japonya Merkez Bankası ve Çin’i içeren küresel bir likidite endeksine göre, Bitcoin ile küresel likidite uzun vadede fiyat hareketlerinin yaklaşık %93’ünü paylaşıyor. Tarihsel olarak küresel likiditedeki %1’lik bir değişim, sonraki çeyrekte Bitcoin fiyatını ortalama %7,6 oranında etkiliyor. Bu oran, Nasdaq 100’ün hassasiyetinin üç katından fazla ve altının yaklaşık yirmi katı.
Hayes’in yaklaşımını anlamak için bu ilişki kritik. “Para basımı” dediğinde, Bitcoin’in en çok belgelenmiş makro ilişkisine işaret ediyor. Likidite, ana değişken; Bitcoin ise bu değişkene en duyarlı varlık.
Günümüzde “Para Basımı” Ne Anlama Geliyor?
Manşetlerin ötesinde, Fed şu anda 2008’deki gibi sınırsız miktarda para basmıyor. Aralık 2025’te, yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık bilanço küçültme sürecini sonlandırdı ve kısa vadeli hazine tahvili alımlarına yeniden başladı. Bu “rezerv yönetimi alımları”, bankaların rezervlerini yeterli tutmak ve para piyasalarını istikrarlı kılmak amacıyla yapılıyor. Aynı toplantıda, politika faizi hedef aralığı da %3,50–3,75’e çekildi. Bu hamle, Bridgewater’dan Ray Dalio’nun Fed’in devlet borcunu finanse etmeye başladığı uyarısında bulunmasına yol açtı.
Ancak Hayes’in özetinin atladığı bir nokta var: 2021’den bu yana Bitcoin fiyatıyla en güçlü korelasyona sahip gösterge, Fed’in bilançosu değil. Asıl belirleyici, hazine tahvili ihracı; yani bütçe açığıyla finanse edilen devlet borçlanması ve doğrudan ekonomiye nakit enjekte edilmesi. Buna bazen “Hazine QE’si” de deniyor ve Bitcoin fiyatını 8-16 ay önceden etkiliyor. Fed’in kendi alımlarının ise 2021’den bu yana Bitcoin ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisi bulunmuyor. Yani Hayes doğru motora işaret ediyor, ancak yanlış kolu çekiyor. Şu anda likidite musluğu, hükümetin kısa vadeli tahvil ihraçlarıyla çalışıyor.
Enflasyon Hedefin Üzerindeyken Neden Bu Yol Seçiliyor?
Bunun nedeni borç yükü. Hayes, yapay zekâ yatırımlarını “tarihin en büyük sermaye harcaması balonu” olarak tanımlıyor ve bu yatırımların finansmanı rekor düzeyde tahvil ihracıyla sağlanıyor. Büyük teknoloji şirketleri, 2025’te yapay zekâ için yaklaşık 120 milyar dolarlık yeni tahvil ihraç etti; bu, bir önceki yıla göre yaklaşık %500 artış anlamına geliyor. Bir tahmine göre, 2026’da yapay zekâya yönelik tahvil ihracı 570 milyar dolara yaklaşacak ve önceki seviyelerin iki katını aşacak. Bu borçlanma dalgası, hem uzun vadeli tahvil getirilerini yukarı çekiyor hem de finansman akışı kesilirse sistemin kaçınmak istediği kredi krizini tetikleyebiliyor.
Sürecin işleyişi şöyle: Yapay zekâ yatırımları → rekor borçlanma → getiri ve para akışı üzerinde baskı → yetkililer, sistemi ayakta tutmak için erken likidite sağlıyor → bu likidite, Bitcoin fiyatını yukarı taşıyor. Teknoloji döngüsü, ihtiyaç duyulan borçlanma ve bu borçlanmayı mümkün kılan likidite aynı anda devreye giriyor. Hayes’in iddiası, bu likidite akışının kesilmeyeceği yönünde; çünkü kesilirse, kimsenin istemediği kriz gerçekleşir.
Tahvil Piyasası Asıl Test Noktası
Burada asıl belirleyici rakam, 250.000 dolar değil; tahvil piyasasının uzun vadeli getirileri. Hayes, politika yapıcıların getirilerde bir tavan oluşturduğunu ve 30 yıllık tahvilin %5’i aşmasına izin vermeyeceklerini savunuyor. 19 Ağustos’ta Hazine Bakanı Scott Bessent, uzun vadeli tahvil geri alım programının maksimum büyüklüğünü iki katına çıkararak operasyon başına en az 4 milyar dolara yükseltti. Bu adım, özellikle uzun vadeli tahvilleri korumayı amaçlıyor. Ancak uzun vadeli getiriler hâlâ son yirmi yılın zirvesine yakın; 10 yıllık tahvil %4,70, 30 yıllık ise %5,2 seviyesinde. Haziran sonundan bu yana uzun vadeli tahvillere olan talebin azalması, bu seviyelerin korunmasına neden oldu. Hisse senedi ve kripto piyasası, bu geri alımları “paranın değer kaybı” olarak yorumlayıp altın ve Bitcoin’e yönelirken, tahvil piyasası ise bu adımı yüzeysel bir düzenleme olarak görüyor.
Bu ayrışma, tartışmanın özünü oluşturuyor. Yatırımcı Peter Boockvar, planın şimdiden başarısız olduğunu savunuyor: Hazine, uzun vadeli getirileri baskılayabilseydi, getiriler %5’in üzerinde olmazdı. Boockvar’ın dikkat çektiği diğer iki gösterge ise çekirdek PCE’nin yeni zirveye ulaşması (Fed’in para basımını sınırlayan unsur) ve M2 para arzının aylık bazda neredeyse hiç büyümemesi. Yani, “likidite seli” hâlâ beklenti aşamasında. Ayrıca, ISM imalat endeksi temmuzda 55,6 ile 2022’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı; bu da büyüyen bir ekonomide gevşeme adımlarının atıldığını gösteriyor ve uzun vadeli tahvil getirilerinin yükselmesine yol açıyor.
Piyasanın Fiyatladığı Gerçekler
Piyasa ise likidite dönüşünü fiyatlamaya başladı. Bitcoin, Ekim 2025’teki yaklaşık 125.000 dolarlık zirveden yaz başında 57.800 dolara kadar yaklaşık -%54 geriledi; bu, klasik bir likidite risk azaltma örneği. O tarihten bu yana iki ayda yaklaşık %35, son bir ayda ise %20 yükseldi. Spot Bitcoin ETF’leri, aylardır en güçlü haftalık girişlerini kaydetti. Korku ve açgözlülük endeksi 68 seviyesinde; açgözlü, ancak coşkulu değil. Hayes, bu yükselişi “basamaklı” olarak tanımlıyor ve kenardan izlemiyor; altına kıyasla on kat daha fazla Bitcoin tuttuğunu, bahara kadar beklediğini ve mart ayında Fed’in gevşemesini beklemenin daha doğru olacağını söylediğini belirtiyor.
Burada dikkat çeken nokta, kripto piyasasında en yüksek hedefi dillendiren Hayes’in aynı zamanda %75’lik bir düşüş ihtimalini de masada tutması. Aralık ayında da benzer şekilde “para basımı” argümanını öne sürerek mart ayına kadar 200.000 dolar hedefi vermiş, ancak bu hedef gerçekleşmemişti. Bu bir koruma stratejisi değil; iddianın yapısal gerçekliği. Mekanizma gerçek, takvim ise değil.
Nelere Dikkat Edilmeli?
Kısa bir ölçek karşılaştırması yapmak gerekirse; 78.000 dolarda Bitcoin’in piyasa değeri yaklaşık 1,57 trilyon dolar. 250.000 dolarda ise yaklaşık 5 trilyon dolara ulaşacak; bu, mevcut seviyenin üç katı ve birçok ülkenin borsa değerini geride bırakıyor. Bu büyüklük, hedeflenen fiyat için gereken likidite dalgasının boyutunu gösteriyor; belirli bir tarihe işaret etmiyor. Mekanizma, bu hedefi bir döngü boyunca destekleyebilir; ancak takvime bağlı bir vaat değil.
Peki, disiplinli bir yatırımcı 250.000 dolar hedefinden ne çıkarmalı? Asıl önemli olan rakam değil, üç temel gösterge:
• Net likidite genişlemeye devam ediyor mu? Hazine tahvili ihracı, Hazine genel hesabındaki nakit kullanımı ve Fed’in rezerv alımları izlenmeli.
• Uzun vadeli tahvil getirileri kontrol altında mı? 30 yıllık tahvil getirisi geri alım savunmasını aşarak yükselirse, hikâye likidite değil, kredi riski hikâyesine dönüşür ve %75’lik düşüş senaryosu öne çıkar.
• Enflasyon baskısı sınırlı mı kalıyor? Çekirdek PCE yeni zirveye çıkarsa, Fed musluğu kapatmak zorunda kalır ve tüm tez geçersiz olur.
Bitcoin’in, döngüler boyunca en likidite duyarlı büyük varlık olduğu belgelenmiş bir gerçek. 250.000 dolarlık fiyat etiketi ise belirli bir tarihe bağlı olmayan bir umut. Asıl beceri, bu farkı ayırt edebilmekte ve uzun vadeli tahvil piyasasını izleyerek hangi senaryonun gerçekleştiğini görebilmekte yatıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com