Türkiye otomotiv pazarında son yıllarda satışlar istenen seviyede değil. Bunun başlıca nedenlerinden biri finansman sorunu olurken, TL bazında fiyatlardaki yükseliş de artık finansman maliyetleriyle karşılanamıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık verileri, bireysel tüketicilerin otomobil alırken banka kredisine erişiminin ne kadar daraldığını ortaya koydu. 14 Ağustos 2026 haftası itibarıyla bankacılık sektöründeki toplam taşıt kredileri 442 milyar 915 milyon TL’ye ulaştı. Bunun 401 milyar 503 milyon TL’sini taksitli ticari taşıt kredileri oluştururken, bireysel tüketicilerin kullandığı taşıt kredilerinin toplamı yalnızca 41 milyar 412 milyon TL seviyesinde kaldı. Böylece bankalardaki taşıt kredilerinin yaklaşık yüzde 90,8’ini şirketler, sadece yüzde 9,2’sini ise bireysel tüketiciler kullandı. Ticari taşıt kredilerinin hacmi, bireysel taşıt kredilerinin yaklaşık 10 katına çıktı. BDDK verilerine göre aralık 2021 sonunda bireysel taşıt kredilerinin toplamı 41 milyar 57 milyon TL düzeyindeydi. Ağustos 2026’nın dördüncü haftasında ise bu rakam 41 milyar 412 milyon TL oldu. Yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen bireysel taşıt kredilerindeki toplam stok yalnızca 355 milyon TL arttı.
Katılım finansmanında hacim 150 milyarı geçti
Nominal olarak bakıldığında bile neredeyse yerinde sayan bu rakam, yüksek enflasyon ve otomobil fiyatlarındaki büyük artış dikkate alındığında çok daha çarpıcı bir tabloya işaret ediyor. Türkiye’de bir otomobilin fiyatının birkaç yıl içinde ciddi biçimde yükseldiği bir dönemde, bireysel taşıt kredisi hacminin 2021 seviyesinde kalması, vatandaşın otomobil alımında banka finansmanından giderek uzaklaştığını gösteriyor. Burada ibre daha çok ticari ve katılım finansmanı modeline döndü. Katılım finansmanında hacim 150 milyar TL’yi geçti.
Aralık 2021’de bireysel taşıt kredilerinin toplamı 41 milyar 57 milyon TL idi. Bu rakam aralık 2023’te 95 milyar 807 milyon TL’ye kadar yükseldi. Böylece iki yıl içinde bireysel taşıt kredilerinde önemli bir genişleme yaşandı. Ancak 2023 sonrasında yön tersine döndü. Aralık 2025 sonunda bireysel taşıt kredileri 51 milyar 322 milyon TL seviyesine geriledi. Ağustos 2026 itibarıyla ise 41 milyar 412 milyon TL’ye kadar indi. Böylece 2023 sonunda ulaşılan 95,8 milyar TL’lik zirvenin ardından bireysel taşıt kredisi stoku yaklaşık 55 milyar TL küçüldü.
Krediyle alınan otomobil sayısında ciddi düşüş
Kredi tutarının satın alabildiği otomobil sayısına bakıldığında daralmanın çok daha büyük olduğu görülüyor. Çünkü 2021 yılında 41 milyar TL civarındaki bireysel taşıt kredisiyle satın alınabilecek araçların fiyatları ile 2026 yılında aynı kredi stokuyla alınabilecek araçların fiyatları arasında çok büyük fark var. Bugünkü 41,3 milyar TL’lik kredi stokunun ekonomik anlamı, 2021’deki 41 milyar TL ile tam olarak aynı değil. Nominal rakam aynı seviyeye yaklaşsa da kredinin otomobil piyasasındaki satın alma gücü ciddi biçimde eridi.
Beş yılda tek büyüyen araç fiyatı
Türkiye otomotiv pazarında son yılların en önemli yapısal değişikliklerinden biri otomobil fiyatlarının yükselmesi oldu. Araç fiyatlarındaki artış; döviz kuru, üretim maliyetleri, vergi yapısı, küresel tedarik koşulları, lojistik maliyetleri ve genel enflasyonun etkisiyle gerçekleşti. Bu dönemde tüketicinin ihtiyaç duyduğu finansman miktarı da arttı. Ancak bireysel taşıt kredilerinin toplam hacmi aynı hızda büyümedi. Bu nedenle bugün otomobil almak isteyen tüketici açısından iki ayrı baskı aynı anda yaşanıyor. Bir tarafta otomobil fiyatları yükseliyor. Diğer tarafta otomobili finanse etmek için kullanılabilecek taşıt kredisi hem yüksek maliyetli hale geliyor hem de düzenlemeler nedeniyle sınırlı kalıyor.
Kart borcu aracı 83’e katladı
Vatandaşların bireysel kredi kartı borçlarının toplamı yaklaşık 3,43 trilyon TL seviyesinde bulunuyor. Bireysel taşıt kredilerinin toplamı ise 41,41 milyar TL. Buna göre bireysel kredi kartı borçlarının büyüklüğü, taşıt kredisi stokunun yaklaşık 83 katına ulaşmış durumda. Bu, tek başına araç alırken kullanılan kredi kartı hacmini göstermiyor.
Her 100 TL’nin 1,2 TL’si taşıt kredisi
BDDK verilerine göre bireysel tüketicilerin toplam tüketici kredisi portföyü yaklaşık 3,45 trilyon TL seviyesinde. Bu portföyün yaklaşık 2,58 trilyon TL’si ihtiyaç kredilerinden oluşuyor. Konut kredileri yaklaşık 821,9 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Bireysel taşıt kredileri ise 41,4 milyar TL. Buna göre tüketici kredileri içerisinde ihtiyaç kredilerinin payı yaklaşık yüzde 74,95 olurken, konut kredilerinin payı yüzde 23,85 seviyesinde bulunuyor. Taşıt kredilerinin payı ise yalnızca yüzde 1,20. Yani bankaların bireysel müşterilerine kullandırdığı her 100 TL’lik tüketici kredisinin yalnızca yaklaşık 1,2 TL’si taşıt finansmanına gidiyor.
Kredi sınırından 20 model bile yararlanmıyor
Bireysel taşıt kredilerindeki daralmanın nedenlerinden biri yalnızca faiz oranları değil. Taşıt kredilerinde kredi tutarı ve vade açısından uygulanan düzenlemeler, otomobil fiyatlarının yükseldiği dönemde finansmana erişimi de sınırlandırıyor. Taşıt kredilerinde kredi değer oranlarının yani LTV sınırlarının güncel otomobil fiyatları karşısında yetersiz kaldığı görülüyor. Şubat 2022’de yapılan son kapsamlı düzenleme sonrasında belirlenen nihai fatura değeri ve kredi oranları, o dönemin otomobil fiyatlarıyla bugünkü fiyatlar arasında oluşan büyük fark nedeniyle tüketici açısından giderek daha sınırlayıcı hale geldi. Bugün 2 milyon TL seviyesine kadar olan araçlar için dahi finansman imkanının sınırlı olması, sıfır ve ikinci el pazardaki kredi kullanılabilirliğini daraltıyor. 1,2 milyon TL ile 2 milyon TL arasındaki araçlarda yüzde 20 kredi oranı ve 12 aya kadar finansman imkanı söz konusu. Bu düzenleme yapıldığı dönemde 2 milyon TL’nin altında kalan araçların sayısı çok daha fazlaydı. Sektör verilerine göre şubat 2022 döneminde 2 milyon TL’nin altında yaklaşık 50 model bulunurken, bugün bu sınırın altında kalan model sayısı 20’nin altında.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: dunya.com