Bankacılık sektörü, stablecoin getiri düzenlemesine karşı cephesini genişletiyor

Amerikan Bağımsız Toplum Bankacıları Birliği (ICBA), stablecoin getirilerine ilişkin yaklaşımı nedeniyle Digital Asset Market Clarity Act (CLARITY Act) yasa tasarısına karşı çıkıyor. ICBA Başkanı ve CEO’su Rebeca Romero Rainey, yasanın stablecoin ödüllerine dair mevcut boşluğu tavizsiz şekilde kapatması gerektiğini vurguluyor. Bankacılık grubu, getiri sunan stablecoin’lere izin verilmesinin geleneksel bankacılık sisteminden 1,3 trilyon dolarlık mevduat çıkışına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Bu çıkışın, yerel kredi kapasitesini yaklaşık 850 milyar dolar azaltacağı tahmin ediliyor. ICBA, kripto kuruluşlarının bu mevduatları yeniden yerel topluluklara yönlendireceğine dair herhangi bir kanıt olmadığını savunuyor. Grup, Cumhuriyetçi Senatörler Josh Hawley ve Jerry Moran’ı mevcut yasa tasarısına karşı çıkmaya ikna etti.

Senato oylaması 15 Eylül’de yapılacak ve tasarının ilerlemesi için en az 60 oy gerekiyor. ICBA ayrıca Beyaz Saray Ekonomi Danışmanları Konseyi’nin “Stablecoin Getiri Yasağının Banka Kredilerine Etkisi” başlıklı raporunu da eleştiriyor. ICBA, raporun potansiyel mevduat çıkışlarının ciddiyetini hafife aldığını belirtiyor.

ABD’nin önde gelen bankaları arasında yer alan JPMorgan Chase, Bank of America ve Wells Fargo, kendi stablecoin’lerini ihraç etme fikrine daha sıcak bakmaya başladı. Bu durum, bankaların daha önce getiri sunan stablecoin’lere karşı lobi yaptığı döneme kıyasla stratejik bir değişimi işaret ediyor. Söz konusu değişim, Visa, BlackRock, Google ve DoorDash gibi finans dışı şirketlerin stablecoin pazarına girmesiyle birlikte savunma amaçlı bir hamle olarak öne çıkıyor.

JPMorgan Chase kısa süre önce kendi stablecoin’ini piyasaya sürmeyi değerlendirdi ancak şu anda aktif bir ürün bulunmuyor. Banka sözcüsü, müşteri talebi ve düzenleyici gelişmelere bağlı olarak tüm seçenekleri değerlendireceklerini belirtti. Bu arada, bir düzineden fazla finans kuruluşunun oluşturduğu bir konsorsiyum, ticari kullanım odaklı küresel bir stablecoin girişimi üzerinde çalışıyor.

Bankalar, stablecoin’lere kıyasla tokenlaştırılmış mevduatları tercih etmeye devam ediyor. Çünkü tokenlaştırılmış mevduatlar, geleneksel kredi risk profilini korurken, programlanabilir para özellikleri sunuyor ve yeni bir finansal altyapı gerektirmiyor.

39 eyalet bankacılık derneğinin oluşturduğu BankChain Alliance, sektöre ait bir blok zinciri ağı geliştirmek üzere kuruldu. Bu ağ, stablecoin’ler, tokenlaştırılmış mevduatlar ve otomatik mutabakat işlemlerini kolaylaştırmayı hedefliyor ve 2027’de faaliyete geçmesi planlanıyor. Geçici başkan Kathy Kraninger, projenin her ölçekten kuruma modern dijital bankacılık yetenekleri kazandıracağını vurguladı.

İttifak, 21,8 trilyon dolarlık varlığa sahip 3.283 bankayı temsil ediyor. Bu gelişme, CLARITY Act etrafında yoğunlaşan lobi faaliyetleriyle eş zamanlı ilerliyor. Özellikle tasarının 404. maddesi, ödeme stablecoin’leri için yalnızca elde tutma karşılığında getiri ödenmesini yasaklıyor.

Bankacılık sektörü, bu maddeye karşı çıkarak yasa tasarısındaki belirsizliklerin stablecoin düzenlemelerinin mevduat ikamesi olarak kullanılmasını teşvik edebileceğini savunuyor. 13 Temmuz’da 78 bankacılık grubu, belirli alt maddelerin silinmesi de dahil olmak üzere tasarıda değişiklik talep eden bir mektup gönderdi.

Coinbase Baş Politika Sorumlusu Faryar Shirzad, Amerikan Bankacılar Birliği’nin mevduat çıkışlarına ilişkin uyarılarına doğrudan karşı çıktı. CoinDesk’te yayımlanan makalesinde Shirzad, ABA’nın endişelerinin ampirik bir temelden yoksun olduğunu savundu. Stablecoin faizleri ile banka mevduatları arasında ters bir korelasyon bulunmadığına işaret eden verilere dikkat çekti.

Shirzad, Coinbase’in dört yılı aşkın süredir USDC’ye faiz ödediğini ve bu dönemde toplum bankalarının mevduatlarının haziran 2019’dan mart 2026’ya kadar yaklaşık 482 milyar dolar (%26) arttığını belirtti. Bu verilerin, stablecoin ödüllerinin mutlaka mevduat göçüne yol açtığı varsayımını zayıflattığını ifade etti.

Ayrıca Shirzad, CLARITY Act’in bankacılık sektörü için önemli bir fırsat olabileceğini savundu. Yasanın, 1999’daki Gramm-Leach-Bliley Act’ten bu yana bankalara verilen en geniş yasal yetkiyi sunduğunu belirtti. Tasarı, bankaların dijital varlık faaliyetlerinde saklama, staking, kredi, ödeme ve piyasa yapıcılığı gibi alanlarda açıkça faaliyet göstermesine izin verecek.

Shirzad’a göre, toplum bankaları yeni gelir kaynakları ve rekabet avantajı elde ederek en büyük faydayı sağlayabilir. Tartışma, inovasyon ile düzenleme arasındaki gerilimi öne çıkarıyor. Politika yapıcılar, finansal istikrar ile kanıta dayalı politika ihtiyacı arasında denge kurmakla karşı karşıya.

Ödeme altyapısındaki stratejik ayrışma da gelişiyor. Stripe, stablecoin’leri mevcut ödeme ekosistemine entegre ederek satıcılar için kolay ödeme seçenekleri sunuyor. Mastercard’ın sahibi olduğu BVNK ise, karmaşık itibari para-stablecoin hazinesi yönetimi gerektiren kurumsal müşterilere özel altyapı sağlıyor.

Stripe, geleneksel e-ticaret için entegrasyon kolaylığıyla öne çıkarken, BVNK kurumsal stablecoin altyapısında lider konumda. Bu ayrışma, piyasada hem basit ödeme çözümlerine hem de güçlü hazine kontrolüne duyulan ihtiyacı yansıtıyor.

Bitcoin ve stablecoin ödemeleri arasında tercih yapılırken, ücretler, hız ve volatilite belirleyici oluyor. Bitcoin’in ana katmanındaki işlem ücretleri ağ yoğunluğuna göre değişirken, stablecoin ücretleri ise barındırıldıkları blok zincirine bağlı olarak şekilleniyor. Volatilite, iki ödeme yöntemi arasındaki temel farklardan biri; Bitcoin fiyat riski taşırken, stablecoin’ler ise sabit değer riskine maruz kalıyor.

Kullanıcıların işlem yapmadan önce varlık, ağ ve cüzdan uyumluluğunu doğrulaması gerekiyor. Nihai tercih, toplam ücret, gereken hız ve volatilite toleransına göre şekilleniyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com