Yatırıma ayrılacak tutar belli olduğunda ikinci soru gelir. Tamamı bir kerede mi girecek, yoksa zamana mı yayılacak? Bu bir üslup tercihi gibi görünür, ama iki yöntemin portföye kattığı şey farklıdır.
Tek seferde giriş, tutarın ilk günden itibaren piyasada olmasını sağlar. Sürekliliğin değeri veriyle görülebiliyor. XU100, 2010 sonundaki 660 puandan 17 Eylül 2026 kapanışında 13.284 puana çıktı, 15,6 yılda yaklaşık 20 katına, yıllık bileşik %21,1. Bu dönemin en iyi 10 günü dışarıda bırakıldığında toplam çarpan 10,6’ya, yıllık getiri %16,3’e iniyor. 3.944 işlem gününün yalnızca 10’u.
Buna karşılık tek seferde giriş, bütün maliyeti tek bir güne bağlar. O günün hangi fiyata denk geldiği büyük ölçüde tesadüftür. Maliyet ortalaması, yani düzenli alım, tam bu noktada işe yarar. Aynı tutar birden fazla tarihe bölündüğünde ortalama maliyet tek bir günün insafından çıkar.
Sayısal bir örnek netleştirir. Her ay 3.000 TL ayırdığını düşün. Birinci ay hisse 100 TL, 30 adet alınır. İkinci ay 75 TL, 40 adet. Üçüncü ay 120 TL, 25 adet. Üç ayda 9.000 TL ile 95 adet alınmış olur ve ortalama maliyet 94,74 TL’ye iner. Aynı üç fiyatın basit ortalaması ise 98,33 TL. Fark, fiyatın düşük olduğu ayda daha çok, yüksek olduğu ayda daha az adet alınmasından geliyor. Her senaryoda sonuç bu yönde olmaz, ama yöntemin katkısı nettir, doğru günü bulma zorunluluğunu ortadan kaldırır.
Düzenli alımın bir bedeli de var. Piyasa istikrarlı biçimde yükseliyorsa beklemedeki tutar o hareketin dışında kalır. Ayrıca her işlemin kendi maliyeti olduğu için tutarı çok küçük parçalara bölmek işlem maliyetlerinin payını artırır. Bu yüzden düzenli alım her hafta biraz almak değil, tutara ve vadeye göre belirlenmiş bir ritimdir.
İki yöntem birbirinin alternatifi olmak zorunda da değil. Tutarın bir bölümünü bugün, kalanını önceden belirlenmiş tarihlerde yatırmak hem piyasada olmayı hem de maliyeti dağıtmayı sağlar. Kritik olan, tarihlerin önceden yazılması. Sonradan biraz daha düşerse diye ertelenen bir plan, plan olmaktan çıkar.
Davranış tarafı da bunu destekliyor. Aynı dönemin en iyi 10 gününün üçü, en kötü 10 gününün iki hafta içinde gerçekleşti. Güçlü günler çoğunlukla en tedirgin dönemlere denk geldi. Önceden belirlenmiş bir alım takvimi, kararı o günün havasından ayırır.
Hangi yöntemin uygun olduğu vadeye, tutara ve kabul edilebilecek dalgalanmaya bağlı. Cevaplanması gereken soru ne zaman girmeli değil, hangi ritimle yerleşmeli.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı