Avrupalı merkez bankacıları Jackson Hole’dan ABD politikasına artan belirsizlikle ayrıldı
Reuters’ın haberine göre, Avrupa merkez bankacıları, Fed’in yıllık Jackson Hole toplantısından, Trump yönetiminin alışılmışın dışındaki adımlarının uluslararası finansal iş birliğini zorlayabileceği ve piyasalarda yeni dalgalanmalara yol açabileceği endişesiyle ayrıldı.
Fed yetkilileri, yurtdışındaki muhataplarına merkez bankasının taahhütlerine bağlı kalacağını iletti. Ancak, uzun süredir para birimlerini ve küresel fonlama piyasalarını istikrara kavuşturan gayriresmî koordinasyon uygulamalarının yönetim tarafından sürdürülüp sürdürülmeyeceğine dair bir garanti veremediler.
Yatırımcılar açısından bu anlaşmazlık, döviz kurları, Hazine tahvili getirileri ve diğer finansal varlıklarda ani hareketler riskini artırıyor. Asıl endişe, temel güvenlik önlemlerinin hemen ortadan kalkması değil; döviz kurları ve devlet borçlanma maliyetlerinde siyasi müdahalenin artmasının ABD politikasına olan güveni zayıflatabileceği ve küresel piyasalarda oynaklığı artırabileceği yönünde.
Avrupalı yetkililer, özellikle ABD Hazine Bakanlığı’nın Japon yeni lehine yaptığı son müdahaleden rahatsız oldu. Bu işlemde euro satışı da gerçekleşti ancak Avrupa otoritelerine alışılmışın aksine önceden bilgi verilmediği bildirildi.
Bazı yetkililer, bu durumun Washington’ın müttefiklerine danışmadan hareket etmeye daha istekli olduğunun göstergesi olduğunu düşünüyor. Diğerleri ise işlemin olağan dışı yapısı nedeniyle iletişimde bir aksaklık yaşanmış olabileceğini belirtiyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent, yen müdahalesinin düzensiz işlemleri önlemek ve finansal istikrarı desteklemek amacıyla yapıldığını söyledi. Bir ABD’li yetkili ise bu adımın Avrupa’yı hedef almadığını ve Hazine’nin uluslararası muhataplarıyla düzenli temas halinde olduğunu ifade etti.
Avrupalı politika yapıcılar, uzun vadeli devlet tahvili alımlarının artırılması planlarından da endişe duyuyor. Bu alımların kısa vadeli borçlanmayla finanse edilmesi, uzun vadeli getirileri düşürebilir ve yönetimin borçlanma maliyetlerini alışılmışın dışında yöntemlerle etkilemeye çalıştığı algısını güçlendirebilir.
Hazine yetkilileri ise bu alımların likiditeyi artırmak için yapıldığını, para politikası aracı olmadığını ve faiz oranlarını sınırlama amacı taşımadığını savunuyor. Ancak bir yetkili, yakın zamanda, uzun vadeli getirilerin adil değerden uzaklaştığını düşündükleri için bu seviyeleri aşağı çekmek istediklerini belirtmişti.
Daha derin bir endişe ise siyasi baskının, Fed’in büyük yabancı merkez bankalarıyla yürüttüğü dolar swap hatlarına kadar uzanabileceği. Bu hatlar, piyasa stresi dönemlerinde acil dolar likiditesi sağlayarak yurtdışındaki kurumların ABD varlıklarını satmak zorunda kalmasını önlüyor.
Yetkililer, şu anda swap hatlarının tehdit altında olduğuna dair bir işaret olmadığını belirtiyor. Bu mekanizmalar, Hazine veya Beyaz Saray’dan ziyade Fed’in politika belirleyici komitesi tarafından kontrol ediliyor ve Avrupalı politika yapıcılar, bu hatların korunmasını bekliyor.
Fed Başkanı Kevin Warsh, göreve başladığından bu yana yabancı yetkililerle ilişkileri sürdürmeye özen gösteriyor. Son dönemde yaptığı Avrupa ziyareti ve ABD-Kanada ticaret gerilimine rağmen Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem ile kamuoyuna açık temasları olumlu karşılandı.
Yine de Jackson Hole’dan çıkan mesaj net: Avrupalı yetkililer, Fed’in kurumsal taahhütlerine güvenmeye devam ediyor ancak Washington’ın bir sonraki adımı konusunda giderek daha fazla belirsizlik hissediyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Seeking Alpha