Arbitrum Security Council, merkezi bir müdahaleyle geçen pazartesi gecesi saldırganın cüzdanından yaklaşık 71 milyon dolar değerinde 30.766 Ethereum’u dondurdu. Kolluk kuvvetlerinin de dahil olduğu bu adım, saat 23:26’da tamamlanarak ele geçirilen varlıklar yönetişim kontrollü bir cüzdana aktarıldı ve saldırganın fonlara erişimi engellendi. Bu müdahale, Kelp DAO’nun köprü protokolünden çekilen toplam 292 milyon doların yaklaşık dörtte birinin geri kazanılmasını sağladı.
Piyasada anlık bir fiyat hareketi yaşanmadı; çalınan rsETH token’ında belirgin bir yükseliş veya düşüş görülmedi. Odak noktası, teknik müdahalenin başarıyla uygulanması ve izinsiz çalışan bir ağda merkezi bir otoritenin kararının kabul edilmek zorunda kalınmasıydı. Konsey, dondurma işleminin hiçbir Arbitrum kullanıcısı veya uygulaması üzerinde etkisi olmadığını vurgulayarak, çalınan varlıklar üzerinde kontrol sağlarken olası yan zararları en aza indirmeyi amaçladı.
Bu gelişme, olayın temel gerilimini ortaya koyuyor. Kriz anları için tasarlanan acil durum yetkileri, kolluk kuvvetlerinin tek başına sağlayamayacağı hızda bir müdahale imkânı sundu. Ancak bu adım, kriptonun değiştirilemezlik ve izinsiz erişim gibi temel ilkelerine doğrudan aykırı. Arbitrum, fonları tek taraflı olarak dondurarak zincir üzerinde takdir yetkisine dayalı bir kontrol noktası oluşturdu ve bu durum, merkeziyetsiz bir protokol için tartışmalı bir uygulama olarak öne çıkıyor. Varlıkların geri kazanılması önemli bir başarı olsa da, kullanılan yöntem yönetişim ile merkeziyetsizlik arasındaki tartışmayı derinleştiriyor.
Hukuki Engelleme: Mahkeme Kararı Kurtarma Sürecini Durdurdu
ABD Bölge Mahkemesi, Arbitrum’un kurtarma girişimini durdurarak, ele geçirilen 71 milyon doların taşınmasını engelleyen bir tedbir kararı verdi. Kuzey Kore kaynaklı terör mağdurlarının avukatları tarafından sunulan bu karar, Pyongyang’a karşı 2015’te verilen ve 300 milyon doların üzerinde tazminat öngören bir hükme dayanarak fonların kendilerine aktarılmasını hedefliyor. Bu hukuki girişim, LayerZero’nun Lazarus Group ile ilişkilendirdiği KelpDAO saldırısından dondurulan Ethereum’u doğrudan hedef alıyor.
Bu yeni gelişmeyle birlikte fonlar, iki farklı tarafın talebi arasında sıkıştı: 18 Nisan’daki saldırının mağdurları tazminat beklerken, 2015 davasının davacıları ise kendi alacaklarını tahsil etmeye çalışıyor. Tedbir kararı, Arbitrum’un ele geçirilen varlıkları bir devretme duruşmasına kadar transfer etmesini açıkça yasaklıyor ve fonları hukuki bir belirsizliğe sürüklüyor. Bu nedenle, KelpDAO ve Aave rsETH sahipleri için planlanan kurtarma süreci askıya alındı.
Karar, önemli bir zafiyeti gözler önüne seriyor. Arbitrum, merkezi yönetişim yoluyla varlıkları dondurduğunda, bu fonlar ABD hukuk sistemine dahil oldu ve haciz mevzuatına tabi hale geldi. Bir avukatın belirttiği gibi, DAO şu anda KelpDAO fonları üzerinde herhangi bir işlem yapamıyor ve tek taraflı karar almak yerine hukuki süreci yürütmek zorunda. Böylece teknik bir çözüm, uzun soluklu bir hukuki mücadeleye dönüşüyor ve Security Council ile token sahipleri, izinsiz transferlerde kişisel sorumluluk riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Çıkmaz: Kurtarma ve Risk Açısından Sonuçlar
Hukuki çıkmaz, 71 milyon doların KelpDAO mağdurlarına iade edilme olasılığını ciddi şekilde azaltıyor. Mahkeme kararı, Arbitrum’u tek taraflı hareket etmek yerine hukuki süreci takip etmeye zorluyor ve ele geçirilen varlıkların uzun bir dava sürecine girmesine neden oluyor. Bu durum, teknik bir kurtarma hamlesini yıllar sürebilecek bir hukuki mücadeleye dönüştürüyor ve mağdurların tazminat planlarını belirsizliğe itiyor.
Bu gelişme, tehlikeli bir emsal teşkil ediyor. Ele geçirilen kripto varlıkların geleneksel hukuki taleplere tabi olabileceğini göstererek, orijinal kurtarma planını geçersiz kılıyor. Strateji, 2015’teki ayrı bir davadan alınan hükme dayanıyor ve bir ABD hukuk firmasının, gerçek saldırı mağdurlarının önüne geçerek öncelik talep etmesine olanak tanıyor. Bir araştırmacının ifadesiyle, bu yaklaşım gerçek mağdurlara zarar veren ve hukuki süreci daha da karmaşıklaştıran bir strateji olarak öne çıkıyor.
Sistemik risk ise net şekilde ortaya çıkıyor. Olay, zincirler arası protokollerin tek bir saldırıyla nasıl kırılgan hale gelebileceğini gösteriyor. Daha da önemlisi, kurtarma girişimlerinin hukuki yetki alanları tarafından engellenebileceğini ortaya koyuyor. Arbitrum, varlıkları dondurarak onları ABD mahkemelerinin yetki alanına çekti ve bu da gelecekteki kurtarma girişimlerini çok daha karmaşık ve belirsiz hale getirerek DAO’ları beklenmedik sorumluluklarla karşı karşıya bırakıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com