Araştırma notu: Sosyal Güvenlik reformunun ertelenmesi ABD tahvil piyasalarını tehdit edebilir

Google News Icon Takip Et

George Mason Üniversitesi Mercatus Center araştırmacıları Veronique de Rugy ve Jason Fichtner tarafından 26 Haziran’da yayımlanan yeni bir çalışmaya göre, Sosyal Güvenlik reformunun ertelenmesinin en büyük riski, emekli maaşlarında kesinti değil, ABD tahvil piyasaları üzerindeki olumsuz etkiler olabilir. Araştırmada, Sosyal Güvenlik’in emeklilik fonunun tükenmesine yaklaşılması halinde, yasa yapıcıların çok daha fazla devlet borçlanmasına başvurmak zorunda kalabileceği ve bunun da Hazine piyasaları üzerindeki baskıyı artırarak daha geniş çaplı mali stres riskini yükseltebileceği belirtiliyor.

Araştırmacılar, Sosyal Güvenlik Yaşlılık ve Hak Sahipleri Sigortası (OASI) fonunun öngörülen tükenme noktasını, yasa yapıcılar önceden harekete geçmezse mali bir krize yol açabilecek bir “dönüm noktası” olarak tanımlıyor. Sosyal Güvenlik, esas olarak bordro vergileriyle finanse ediliyor ve fonlar, vergi gelirleri ile planlanan ödemeler arasındaki açığı kapatıyor. Son Sosyal Güvenlik Mütevelli Heyeti Raporu’na göre, OASI fonunun 2032 yılının dördüncü çeyreğinde tükenmesi bekleniyor. Kongre herhangi bir adım atmazsa, gelen bordro vergisi gelirleri, planlanan emekli maaşlarının yalnızca yaklaşık %78’ini karşılamaya yetecek.

Tahvil Piyasasında İlk Baskı

Araştırmacılar, reformların ertelenmesinin, Kongre’nin gelecekteki ödemeleri yapısal değişiklikler yerine ek borçlanmayla finanse etme olasılığını artırdığını belirtiyor. Bu durum, yatırımcıların daha yüksek getiri talep etmesiyle Hazine tahvili getirilerinin yükselmesine yol açabilir. Çalışmada, Sosyal Güvenlik’in yıllık finansman açığının 2033’te yaklaşık 600 milyar dolardan 2036’da yaklaşık 700 milyar dolara çıkabileceği öngörülüyor.

Raporda iki temel risk öne çıkıyor. Daha yüksek devlet borçlanması, ekonomide faiz oranlarının artmasına ve konut kredileri, taşıt kredileri ile ticari finansmanın daha pahalı hale gelmesine neden olabilir. Alternatif olarak, yatırımcılar hükümetin uzun vadeli mali görünümüne olan güvenini kaybedebilir; bu da enflasyonun yükselmesine ve hanehalkının alım gücünün azalmasına yol açabilir.

Yazarlar, yakın vadede bir mali kriz öngörmediklerini ancak reformların ertelenmesinin, fonun tükenme tarihi yaklaştıkça piyasada daha sert ayarlamalar yaşanma olasılığını artırdığını ve yatırımcıların bu tarihten önce mali riskleri yeniden değerlendirmesine yol açabileceğini vurguluyor.

Reform Tartışmaları Yoğunlaşıyor

Bu bulgular, Sosyal Güvenlik’in uzun vadeli finansmanına ilişkin tartışmaları daha da alevlendiriyor. Yılın başlarında Senatör Elizabeth Warren, Başkan Donald Trump’tan yönetiminin emeklilik yaşını yükseltmeyi düşünüp düşünmediğini netleştirmesini istemiş ve böyle bir adımın milyonlarca Amerikalının gelecekteki haklarında önemli azalmaya yol açabileceği uyarısında bulunmuştu. Beyaz Saray ise Trump’ın Sosyal Güvenlik’i koruyup güçlendireceğini açıkladı.

Emeklilik savunucularından da baskı artıyor. Mayıs ayında AARP, öngörülen finansman açığı öncesinde Kongre’ye Sosyal Güvenlik’i güçlendirme çağrısı yaptı. Kurum, fon tükense bile bordro vergilerinin programı desteklemeye devam edeceğini ancak yasal düzenleme olmadan emeklilerin daha düşük maaşlarla karşılaşacağını vurguladı.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Benzinga