Citi’ye göre, Avrupa’nın artan ABD ticaret bariyerleri ve Çin’den gelen sanayi rekabetine verdiği siyasi tepki, piyasaların fark ettiğinden daha ileri bir aşamada bulunuyor. Banka, artan koruma önlemleri ve stratejik dayanıklılık harcamalarından fayda sağlayabilecek bir dizi hisseyi belirledi.
Citi’nin hisse senedi analistleri, siyasi tepkinin piyasaların algısından daha ileride olduğunu düşünüyor. Banka, ihale süreçlerinde yerli içerik zorunlulukları ve dayanıklılık önlemlerinin, stratejik sektörlerde daha güçlü ticaret koruması ile destekleneceğini belirtti.
Citi, bu gelişmelerden özellikle çelik, kimya, sanayi ve otomotiv sektörlerindeki bazı hisselerin fayda görebileceğini, daha geniş bir yatırım döngüsünün ise savunma, enerji ve stratejik teknoloji şirketlerini destekleyebileceğini ekledi.
Sebastian Satz liderliğindeki analistler, çelik sektörünün “güvenilir korumanın kârları ve değerlemeleri artırabileceğine dair en net kanıtı sunduğunu” ifade etti. Otomotiv ve kimya sektörlerinin ise hâlâ önemli siyasi manevra alanı sunduğu vurgulandı. ArcelorMittal, Volkswagen, Renault, Lanxess ve BASF, koruma önlemlerinden en çok fayda sağlayabilecek şirketler arasında gösterildi.
Citi ayrıca, stratejik dayanıklılığa yönelik yatırımların savunma, sanayi, enerji ve teknoloji sektörlerindeki bazı şirketler için destekleyici olacağını belirtti. Bu şirketler arasında Leonardo, Rheinmetall, Thales, Vestas, Schneider Electric, EDP, Orsted, TotalEnergies, ASML, BE Semiconductor ve ASM International yer alıyor.
Banka, sanayi koruması ve stratejik dayanıklılık temalı yaklaşık 20 hisseden oluşan bir “European Autonomy Basket” oluşturdu. Citi’ye göre, bu sepet Ortadoğu’daki çatışmaların başlangıcından bu yana geniş Avrupa piyasasına kıyasla yaklaşık yüzde 10 daha zayıf performans gösterdi. Sepet, piyasa ortalamasına yakın bir F/K oranıyla işlem görürken, uzun vadeli kâr büyümesi beklentisi piyasanın yaklaşık 7 puan üzerinde bulunuyor.
Citi’nin Avrupa ekonomi ekibi, bu değişimi bölgenin daha geniş kapsamlı bir “içe dönüş” sürecinin parçası olarak değerlendiriyor. Bu süreçte, ihracat yerine iç talep ana büyüme motoru haline geliyor. Hem kamu hem de özel sektör yatırımlarının başlıca faydalanıcılar olduğu belirtiliyor.
Bankanın hisse stratejistleri, siyasi kararların Avrupa hisselerinin değerlemelerine “henüz tam olarak yansımadığını” ifade etti. Uzun vadede, yaklaşık yüzde 10’luk bir yeniden değerleme ile F/K oranının 16 seviyesine çıkabileceği öngörülüyor.
Ekip ayrıca, siyasi önlemleri gerektiren yapısal baskılara dikkat çekti. Buna, AB ile Çin arasındaki ticaret açığının ilk çeyrekte 98 milyar euroya ulaşması (2024’ün ilk çeyreğinde 65 milyar euroya kıyasla) ve özellikle Almanya’daki kimya ve otomotiv sektörlerinde Avrupa sanayisinin kapasite kullanım oranının düşmesi de dahil edildi.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: investing.com