ABD, İran’ın ticaret ortaklarını dolar sisteminden çıkarmakla tehdit ederken, ülkenin kripto sektörüne yönelik yaptırım yetkisini de genişletiyor. Bu adım, Washington’ın Çin üzerindeki etkisini test eden finansal baskı kampanyasını daha da tırmandırıyor.
24 Ağustos’ta Hazine Bakanı Scott Bessent, “Ekonomik Dışlanma Operasyonu”nu başlattı. Yaklaşık 60 kişi, kurum ve gemiye yaptırım uygulanırken; dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve denizcilik olmak üzere beş İran sektörü daha geniş yaptırımlara açıldı.
ABD Hazine Bakanlığı, kampanyanın Tahran ile iş yapmaya devam eden yabancı şirketler için ikincil yaptırım riskini artıracağını açıkladı. Bessent, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Normandiya çıkarmasına atıf yaparak, “Bugün aynı ruhla, İran’ın küresel finansal bağlantılarına karşı ekonomik bir saldırı başlatıyoruz. Amacımız, bu otoriter rejimi ayakta tutan tüm ekonomik damarları kesmek ve Tahran’ı yalnız bırakmak” dedi.
Bessent, İran’ın kara para aklamasına aracılık eden kuruluşların ABD dolar sisteminden çıkarılacağını açıkça belirtti.
Bu hamle, Bitcoin’in bugün 80.000 doları aşması ve altının üç ayın zirvesine ulaşmasıyla birlikte, dolar erişiminin jeopolitik bir silah olarak tekrar tekrar kullanılması durumunda geleneksel finans sistemi dışındaki varlıklara olan talebin hızlanıp hızlanmayacağı tartışmasını da alevlendirdi.
Bitcoin, mayıs ortasından bu yana en yüksek seviyesi olan 80.887 dolara kadar yükseldi ve ağustos ayında %27 değer kazandı.
CryptoSlate’in önceki analizlerine göre, bu yükselişi esas olarak zayıflayan dolar, Hazine’nin uzun vadeli borç geri alımlarını artırması, kriptoya yönelik yeniden canlanan iyimserlik ve alternatif varlıklara olan talep tetikliyor. İran yaptırımlarının ise bu yükselişte doğrudan etkisi bulunmuyor.
OFAC, İran Kripto Sektörüne Yönelik Yaptırım Yetkisini Genişletiyor
Yeni sektör belirlemeleriyle ABD Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), artık her hedefi daha önce yaptırıma tabi tutulmuş bir İranlı muhatapla ilişkilendirmeden yurtdışındaki şirketleri hedef alabilecek.
13902 sayılı Başkanlık Kararnamesi kapsamında, OFAC artık İran’ın dijital varlık sektöründe faaliyet gösterdiğine kanaat getirdiği herhangi bir kişiye, konumdan bağımsız olarak yaptırım uygulayabilecek. Hazine, aynı yetkinin artık ülkenin teknoloji, altın, havacılık ve denizcilik sektörleri için de geçerli olduğunu belirtti.
Bu adım, İran merkezli kripto borsalarını finansal kuruluş olarak değerlendiren mevcut yaptırım mimarisini daha da genişletiyor.
ABD kuralları, İran merkezli dijital varlık borsalarının ABD yargı yetkisi dahilinde faaliyet göstermesini engellerken, yabancı finansal kuruluşlar da yaptırıma tabi İran borsalarıyla önemli işlemler gerçekleştirdikleri takdirde cezalarla karşılaşabiliyor.
Yeni düzenleme, OFAC’a sektörde faaliyet gösterdiğine kanaat getirdiği kişi veya şirketleri doğrudan hedef alma yetkisi veriyor ve bu alanda hizmet sunan şirketler için riskleri artırıyor.
Hazine Bakanlığı, Tahran’ın yaptırımları aşmak ve Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile rejim içindeki isimlerle bağlantılı işlemler için giderek daha fazla kripto para kullandığını vurguladı. Pazartesi günü yapılan yeni yaptırım kararları, kriptonun İran’ın petrol ve güvenlik ağlarıyla nasıl iç içe geçtiğini de ortaya koydu.
Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Ukrayna vatandaşı Ivan Obukhov’un, İran’ın gölge filosu için 2023’ten bu yana 100 milyon doların üzerinde kripto para transferiyle IRGC-Kudüs Gücü’ne petrol satışını kolaylaştırdığı belirtildi. OFAC, Obukhov ve şirketi Foscom FZE’ye yaptırım uyguladı.
Hazine ayrıca, ABD altyapısına yönelik siber saldırılar ve finansal motivasyonlu hırsızlıklarla suçlanan İranlı siber aktörleri de hedef aldı. Bunlardan Arman Kahzadian’ın, 2023’te 30.000 doların üzerinde Bitcoin içeren bir cüzdanın kontrolünü ele geçirdiği iddia edildi.
Yaptırım kapsamı artık sadece kripto şirketleriyle sınırlı değil. Hazine, İran’la bağlantılı önemli işlemleri kolaylaştıran yabancı finansal kuruluşların da yaptırım veya ABD muhabir bankacılığına erişim kısıtlamasıyla karşılaşabileceği uyarısında bulundu.
Çin, Washington’ın Dolar Tehdidine Ne Kadar İleri Gideceğini Test Ediyor
Asıl sınav, İran’ın en büyük petrol alıcısı ve Washington’ın “Tahran mı, ABD finansal sistemi mi?” tercihini dayatmasına karşı en güçlü konumda olan ticaret ortağı Çin ile başlıyor.
Bessent, İran’la ticarete aracılık ettiği düşünülen büyük Çinli finans kuruluşlarına hemen yaptırım uygulamaktan kaçındı. Washington’ın, ülkeler ve şirketlere davranışlarını değiştirmeleri için önce zaman tanıyacağını belirtti.
En sert önlemlerin neden hemen devreye alınmadığı sorulduğunda Bessent, “Küresel finansal sistemi neden havaya uçurmak isteyeyim?” dedi. Ancak daha sonra, “Hiç kimse ABD yaptırımlarının erişiminin dışında değil” uyarısında bulundu.
Bu açıklamalar, Washington’ın kurmaya çalıştığı dengeyi gözler önüne seriyor. Doların küresel hakimiyeti, ABD’ye sınırlarının çok ötesindeki şirketlere maliyet yükleme imkanı tanıyor. Çünkü bankalar ve şirketler, dolar takası, muhabir bankacılığı ve Amerikan finansal piyasalarına erişime bağımlı.
Bu gücün büyük Çinli kuruluşlara karşı kullanılması ise misilleme riskini ve Washington’ın halen bağımlı olduğu finansal ilişkilerde istikrarsızlık ihtimalini beraberinde getiriyor.
Çin, bugün yaptığı açıklamada ABD’nin talebini kabul etmeyeceğini gösterdi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, İran’la iş birliğinin uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü ve engellenmemesi gerektiğini belirterek, Pekin’in çıkarlarını korumak için gerekli adımları atacağını söyledi.
Çin ayrıca, tek taraflı yaptırımların gerilimi artırabileceğini ve küresel ekonomik-finansal istikrarı bozabileceğini savundu.
İranlı yetkililer de Washington’ın büyük ticaret ortaklarını yaptırımlara uymaya zorlamakta zorlanacağı görüşünde.
Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD’nin diğer ülkelerle ilişkilerini daha fazla kısıtlayacak ekonomik güce sahip olmadığını ve İran’ın ticaret ortaklarının tehditleri dikkate almayacaklarını hem özel hem de kamuoyunda ifade ettiklerini söyledi.
Bu özgüven, İran’da artan ekonomik baskı işaretleriyle birlikte geliyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, yaptırımlar ve yaklaşık altı aydır süren çatışmalar nedeniyle vatandaşların “pek çok sorunla” karşı karşıya olduğunu kabul etti.
Pezeşkiyan, devlet televizyonunda “Şu anda toplumda birçok sorunumuz olduğunu biliyorum. Bunları mümkün olduğunca önlemeye çalışıyoruz” dedi.
İran, ABD’nin genişletilmiş yaptırımlarına karşılık vereceğini taahhüt ederken, yetkililer Rusya, Çin ve diğer ortakların da Washington’ın baskısına direneceğini öne sürüyor.
Rusya Örneği ve Bitcoin’in 80.000 Doları Aşması
Yabancı kurumların dolar sisteminden çıkarılması olasılığı, Batı’nın Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline verdiği yanıtla karşılaştırmaları yeniden gündeme getirdi. ABD ve müttefikleri, yaklaşık 280 milyar dolarlık Rusya devlet varlığını dondurmuştu.
Bu rezervlerin çoğu ABD yerine Avrupa’da tutuluyordu. Ancak bu adım, Batı yargı alanlarında tutulan yabancı merkez bankası varlıklarının jeopolitik bir kriz sırasında erişilemez hale gelebileceğini gösterdi.
Bitwise Yatırım Direktörü Matt Hougan, Rus rezervlerinin dondurulmasının altın ve Bitcoin talebini hızlandırdığını, dolar tabanlı finansal sistemin yeniden agresif şekilde kullanılmasının benzer sonuçlar doğurabileceğini savundu.
Rusya’nın işgalinin ardından merkez bankalarının altına olan talebinde de keskin bir artış yaşandı. Merkez bankaları 2022’de 1.100 metrik tonun üzerinde, 2023’te ise 1.000 tonun üzerinde altın aldı. Dünya Altın Konseyi, bu tercihte jeopolitik belirsizlik ve enflasyonun etkili olduğunu belirtti.
Yine de, Rus rezervlerinin dondurulmasının altındaki yükselişin tek nedeni olduğu söylenemez. Enflasyon, faiz oranları, jeopolitik çatışmalar, döviz hareketleri ve yatırım talebi de fiyatlar üzerinde önemli rol oynadı.
Bu karşılaştırma, Washington’ın stratejisinde uzun vadeli bir gerilime işaret ediyor.
İkincil yaptırımların etkinliği, yabancı hükümetler, bankalar ve şirketlerin dolar sistemine erişimi İran’la ekonomik ilişkilerden daha fazla önemsemesine bağlı.
Bu kaldıraç her kullanıldığında, finansal altyapının nihai olarak ABD kontrolüne tabi olmasının sonuçları da gözler önüne seriliyor.
Bu argüman, yatırımcıların para birimi değer kaybı ve finansal müdahaleye karşı koruma sağlayan varlıklara yöneldiği bir dönemde öne çıkıyor.
Bitcoin’in 80.000 doların üzerine çıkışı, geçen hafta Hazine’nin uzun vadeli devlet tahvili geri alımlarını artırma kararının ardından geldi. Bu adım, doları baskıladı ve “değer kaybı” temalı işlemleri yeniden gündeme getirdi. Altın da benzer şekilde yükseliş kaydediyor.
Washington’ın İran’a yönelik kampanyasının kısa vadede, borsalar, aracı kurumlar, stablecoin ihraççıları ve bankaların OFAC riskinden kaçınmak için uyumluluk süreçlerini sıkılaştırması nedeniyle İran bağlantılı kripto faaliyetleri üzerinde olumsuz etkisi olabilir.
Uzun vadede ise asıl soru, Washington’ın dolar sisteminin küresel erişimini tekrar tekrar kullanıp kullanamayacağı ve bunun daha fazla hükümet ve yatırımcıyı BTC ve altın gibi kıt varlıklara yönlendirip yönlendirmeyeceği olacak.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: cryptorank.io