ABD’de konut kredisi faizleri yüzde 7 eşiğine yaklaşıyor

ABD’de konut kredisi faizleri yüzde 7 eşiğine yaklaşıyor

Mortgage Bankers Association verilerine göre, konut kredisi faizleri yılın en yüksek seviyesine çıkarak konut piyasasında soğuma yarattı.

Freddie Mac’in perşembe günü açıkladığı yeni verilere göre, 30 yıl vadeli konut kredisi faizi 5 baz puan artarak ortalama yüzde 6,71’e yükseldi.

Bu oran, 30 yıl vadeli kredilerde son 13 ayın en yüksek seviyesi olarak dikkat çekiyor.

Faizlerdeki birkaç baz puanlık artış bile, ev alıcılarının borçlanma maliyetini yüzlerce dolar artırabiliyor.

Konut kredisi faizleri, siyasi gelişmelere oldukça duyarlı. 30 yıl vadeli kredi faizi, 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisiyle paralel hareket ediyor. Son bir haftada, ABD-İran geriliminin yeniden tırmanması, petrol fiyatlarındaki artış ve Fed’in enflasyonu dizginlemek için faiz artırma olasılığı nedeniyle 10 yıllık tahvil getirileri yükseldi.

Bu gelişmeler, yüzde 7 seviyesinde konut kredisi faizlerinin gerçekçi bir ihtimal olduğunu gösteriyor. Mortgage News Daily’nin günlük anketine göre, 2 Eylül salı itibarıyla 30 yıl vadeli kredi faizi ortalama yüzde 6,91’e ulaştı.

Sotheby’s International Realty yöneticisi ve eski mortgage menkul kıymetler yatırımcısı Jim Bell, MarketWatch’a yaptığı açıklamada, “Eylül ayında ortalama 30 yıl vadeli sabit konut kredisi faizinin yüzde 7’ye ulaşmasını bekliyorum. Şu anda bu seviyeye çok yakınız ve tahvil piyasasında büyük bir hareket olmasına gerek kalmadan bu eşiğe ulaşabiliriz.” dedi.

Bridgeway Mortgage and Real Estate Services yöneticisi Michael Read ise, “Çoğu konut kredisi hâlâ yüzde 7’nin altında, ancak bu seviyeye yaklaşmak üzereyiz.” ifadelerini kullandı.

Bell, yüzde 7 seviyesinin konut piyasası için önemli bir psikolojik eşik olduğunu belirtti.

Aynı zamanda, alıcıların geçmişte olduğu kadar sert tepki vermeyebileceğini, çünkü “zaten yüksek faiz oranlarına uyum sağladıklarını” da ekledi.

Bell, daha fazla alıcının ilk aylık ödemelerini düşürmek için değişken faizli konut kredilerine (ARM) yöneldiğini söyledi.

Mortgage Bankers Association’ın verilerine göre, eylül başında değişken faizli kredileri tercih eden ev alıcılarının oranı son beş haftanın en yüksek seviyesine çıktı.

Değişken faizli krediler, tarihsel olarak sabit faizli kredilere göre daha riskli kabul ediliyor. ARM’ler genellikle belirli bir süre için düşük faizle başlıyor, ardından periyodik olarak güncelleniyor. Bu nedenle, kredi süresi boyunca aylık ödemeler faiz oranlarına bağlı olarak değişebiliyor. ARM’ler, 2008-09 küresel finans krizine giden dönemde de oldukça popülerdi.

Bazı alıcılar şimdiden yüzde 7’nin üzerinde konut kredisi faizleriyle karşılaşıyor. Bu oranlar, genellikle borçlunun risk durumuna göre değişiyor. SimplyPMG’nin eş CEO’su Jason Madiedo, kredi notu düşük, peşinatı az olan veya “özel” finansal durumu bulunan borçluların yüzde 7’nin üzerinde teklifler aldığını belirtti.

Daha yüksek kredi notuna sahip, daha fazla peşinat ödeyen ve finansal durumu istikrarlı olan borçlular ise genellikle yüzde 7’nin altında faiz oranlarıyla kredi kullanabiliyor.

Read de, Bell gibi, yüzde 7 seviyesinin alıcıları çok fazla korkutmasını beklemiyor. “Potansiyel alıcılar, yükselen faiz ortamında olduğumuzun farkında, bu nedenle bu rakamlar sürpriz olmamalı.” dedi.

Faizlerin yakın zamanda ciddi şekilde düşmesi beklenmiyor. Realtor.com başekonomisti Jiayi Xu, “Bu sonbaharda konut kredisi faizlerinde anlamlı bir rahatlama beklemiyoruz. Enflasyon kontrol altına alınmazsa, bu durum ciddi bir baskı yaratacak.” açıklamasını yaptı.

Xu, “Yüksek enflasyon, maaşları ve reel gelir artışını aşındırırken, konut kredisi faizlerinin de uzun süre yüksek kalmasına neden olur.” dedi.

“Bu, konut piyasasını iki taraftan sıkıştırıyor: Hem insanların neyi karşılayabileceği hem de neyi satın almak isteyeceği açısından.” diye ekledi.

Bright MLS başekonomisti Lisa Sturtevant ise, konutun 2019’daki kadar erişilebilir olması için ya medyan konut fiyatının yüzde 30’dan fazla düşmesi ya da 30 yıl vadeli kredi faizinin yüzde 3’e inmesi gerektiğini söyledi.

“Bu iki senaryonun da gerçekleşmesi beklenmiyor. Bu da, konut sahipliğinde erişilebilirliğin iyileşmesi için yolun uzun olacağı anlamına geliyor.” dedi.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: morningstar.com