ABD’de eylül ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile ölçülen manşet enflasyon aylık bazda %0,6 artarak beklentilere paralel gerçekleşti.
Yıllık manşet enflasyon %3,4 seviyesinden %3,7’ye yükseldi.
Gıda ve enerji hariç çekirdek TÜFE aylık bazda %0,3 beklentilerin üzerinde artarken, yıllık çekirdek enflasyon %2,4’ten %2,6’ya yükseldi.
Analist Notu:
ABD’de eylül enflasyonu, fiyat baskılarının henüz kalıcı biçimde kontrol altına alınmadığını gösterdi. Manşet TÜFE aylık %0,6 ile beklentilere paralel artarken yıllık enflasyon %3,4’ten %3,7’ye yükselerek %3,6’lık beklentiyi aştı. Piyasalar açısından daha önemli gelişme ise gıda ve enerjiyi dışarıda bırakan çekirdek enflasyonun, aylık %0,2’ye yavaşlaması beklenirken %0,3 seviyesinde kalması oldu. Yıllık çekirdek enflasyon da %2,4’ten %2,6’ya çıktı.
Verinin temel mesajı, enerji kaynaklı yükselişe çekirdek taraftaki dirençli fiyat artışlarının eşlik etmesi. Bununla birlikte, aylık manşet enflasyondaki hızlanma zaten beklentiler içindeydi. Bu nedenle piyasalar açısından olumsuz sürprizin merkezinde %0,6’lık manşet artıştan çok, çekirdek enflasyonda beklenen yavaşlamanın gerçekleşmemesi bulunuyor.
Raporun ayrıntıları, manşet yükselişin büyük ölçüde akaryakıttan kaynaklandığını gösteriyor. Benzin fiyatları aylık %9,1 yükselirken enerji grubundaki artış %5,2 oldu. Enerji, toplam aylık enflasyona yaklaşık 0,38 yüzde puan katkı sağladı; benzin tek başına aylık fiyat artışının yarısından fazlasını oluşturdu. Bu yoğunlaşma önemli: Benzin fiyatları aynı hızla yükselmeye devam etmezse, yüksek seviyelerde kalsalar bile gelecek aylarda enflasyona yaptıkları katkı azalabilir. Dolayısıyla eylüldeki manşet artışı doğrudan önümüzdeki aylara taşımak doğru olmaz.
Ancak çekirdek taraftaki tablo, enflasyondaki yükselişi yalnızca enerjiyle açıklamayı zorlaştırıyor. Enerji hariç hizmetlerde aylık fiyat artışı temmuzdaki %0,2’den ağustosta %0,3’e, eylülde ise %0,4’e çıktı. Çekirdek mallarda da aylık artış %0,1’den %0,3’e yükseldi. Çekirdek enflasyonun son üç aylık temposu, yayımlanan yuvarlanmış oranlarla yıllıklandırıldığında yaklaşık %3,2’ye karşılık geliyor. Bu oran bir tahmin olmamakla birlikte, yakın dönemdeki fiyat artış hızının yıllık %2,6’lık göstergenin üzerinde olduğuna işaret ediyor.
Barınma kaleminde ise daha dengeli bir görünüm var. Toplam barınma maliyetleri aylık %0,4 yükselse de doğrudan kiralardaki artış %0,2, ev sahiplerinin eşdeğer kirasındaki artış %0,3 seviyesinde gerçekleşti. Otel gibi ev dışı konaklama hizmetlerindeki %2’lik yükseliş de toplam barınma verisini yukarı taşıdı. Bu nedenle barınmadaki hızlanmayı, kira enflasyonunun bütününde sert bir bozulma olarak okumamak gerekiyor.
Öte yandan ikinci el araç fiyatlarının son üç ayda sırasıyla %0,4, %0,4 ve %0,7 yükselmesi, mal tarafında yeniden oluşan baskıya dikkat çekiyor. Araç sigortasında önceki ay görülen düşüşün yerini sınırlı bir artışın alması da enflasyonu aşağı çeken bazı desteklerin zayıfladığını gösteriyor. Buna karşılık gıda fiyatlarının toplamda yatay kalması ve market fiyatlarının %0,1 gerilemesi, bozulmanın bütün harcama gruplarına aynı ölçüde yayılmadığını ortaya koyuyor.
Fed açısından bu rapor, enflasyon konusunda rahatlamak için erken olduğunu düşündürüyor; ancak tek başına yeni bir faiz artışını zorunlu kılmıyor. Enerji fiyatlarındaki hareketin kalıcılığı, hizmet enflasyonunun seyri ve istihdam piyasasının gücü birlikte belirleyici olacak. Özellikle enerji maliyetlerinin diğer ürün ve hizmetlere aktarılması, Fed’in sıkı duruşunu daha uzun süre korumasını gerektirebilir.
Hisse piyasaları açısından değerlendirmemiz, verinin kısa vadede risk iştahını sınırlayabileceği, ancak tek başına kalıcı bir satış dalgası için yeterli olmadığı yönünde. Önümüzdeki birkaç seansta en önemli gösterge tahvil faizlerinin tepkisi olacak. İki yıllık ABD tahvil faizi Fed beklentilerindeki değişimi, 10 yıllık faiz ise uzun vadeli finansman koşulları ve hisse değerlemeleri üzerindeki baskıyı izlemek açısından öne çıkıyor.
Faizlerin yükselip yüksek seviyelerde kalması, özellikle yüksek çarpanlarla işlem gören, kârlılığının önemli bölümünü gelecekte elde etmesi beklenen ve dış finansmana ihtiyaç duyan şirketleri zorlayabilir. Küçük şirketler ve gayrimenkul sektörü de finansman maliyetlerine duyarlılıkları nedeniyle baskı altında kalabilir. Güçlü nakit akışı ve bilançosu bulunan şirketler ise bu ortamda görece daha dayanıklı bir görünüm sunabilir.
Buna karşılık tahvil faizleri ilk yükselişini geri verir ve enerji fiyatlarında yeni bir sıçrama görülmezse, piyasa bu raporu sindirerek yeniden şirketlerin bilanço ve büyüme beklentilerine odaklanabilir. Bu durumda ilk satışların kalıcı olması gerekmeyebilir.
Ana senaryomuz, önümüzdeki günlerde dalgalanmanın ve şirketler arasındaki performans farklarının artması. Daha kalıcı bir bozulmadan söz etmek için tahvil faizlerinin yükselişini koruması ve satışların piyasa geneline yayılması gerekir. Eylül verisi kısa vadeli görünümde temkinli olmayı gerektiriyor; piyasanın yönünü ise enerji fiyatlarının devamı, tahvil faizleri ve şirket kârlarının bu baskıya ne ölçüde karşılık verebildiği belirleyecek.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı