ABD, Banque Misr’i İran’ın 1,8 milyar dolarlık gölge bankacılık ağıyla ilişkilendirdi; Çin sırada olabilir

Trump yönetimi, İran’a yönelik yaptırım kampanyasını şirketlerin ötesine taşıyarak, Tahran’ın küresel finans sistemi üzerinden para transferine yardımcı olan yabancı bankaları da hedef almaya başladı.

ABD Hazine Bakanlığı, 28 Ağustos’ta, Mısır’ın devlet bankası Banque Misr’in Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki beş şubesinin ABD finansal sisteminden çıkarılmasını önerdi. Hazine’nin Mali Suçları Araştırma Ağı (FinCEN) verilerine göre, bu şubeler Ocak 2024 ile Haziran 2026 arasında, İran’ın gölge bankacılık ağının parçası olabileceği belirtilen 103 şirket için yaklaşık 1,8 milyar dolarlık işlem gerçekleştirdi. Söz konusu gelişme, The Wall Street Journal’da yayımlanan bir yorumda ele alındı.

İran Parayı Nasıl Taşıyor?

Bu bağlamda gölge bankacılık, İran’la bağlantısı gizlenen para transferlerinde kullanılan paravan şirketler, ticaret firmaları ve diğer finansal kanallardan oluşan ağı ifade ediyor.

Ağ, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hong Kong gibi bölgelerde faaliyet göstererek, petrol ve petrokimya gelirlerinin ABD yaptırımlarını aşacak şekilde taşınmasına yardımcı oluyor. Rapora göre, hedef alınan Banque Misr şubeleri de bu para akışına aracılık eden yabancı finansal kuruluşlar arasında yer alıyor.

Son adım, Hazine Bakanı Scott Bessent’in İran’ın finansal ağına karşı başlattığı daha geniş kapsamlı “Ekonomik D Günü” kampanyasının bir parçası. Strateji, İran dışındaki aracıları hedef alırken, İran adına kara para aklayan yabancı kurumların ABD dolar sistemine erişiminin kısıtlanacağı tehdidini de içeriyor.

Bessent daha önce, “İran adına kara para aklamaya aracılık eden her kuruluş ABD dolar sisteminden çıkarılacak” açıklamasında bulunmuştu.

Çin Neden Odakta?

Çin, İran’ın petrol ticaretindeki rolü nedeniyle kampanya için daha büyük bir sınav haline geliyor. Çin, 2025 yılında İran’ın ihraç ettiği petrolün %80’inden fazlasını satın aldı. Yaptırım kampanyası, Çin ana karası ve Hong Kong’daki şirketleri de kapsasa da, henüz büyük bir Çin bankası hedef alınmadı.

Bessent, Tahran ile ekonomik ilişkilerini sürdüren ülkelerin ciddi sonuçlarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Kampanyanın Çin’e uzanıp uzanmayacağı sorulduğunda ise detay vermekten kaçınarak, “Birçok görüşmenin özelde yapılması daha iyi” dedi.

The Wall Street Journal’daki yorumda, petrol ticaretinin bir başka boyutuna da dikkat çekildi. Rapora göre, İran ham petrolü sıklıkla Malezya petrolü olarak yeniden etiketlenip Çinli alıcılara satılıyor. Yorumda, Çin’in Malezya’dan bildirdiği petrol ithalatının, Malezya’nın kendi ihracat rakamlarını önemli ölçüde aştığı ve bunun ek yaptırım kaçakçılığına işaret edebileceği belirtiliyor.

Çin Bankaları Sırada Olabilir

The Wall Street Journal’daki yorumda, Washington’ın özellikle Bank of Kunlun olmak üzere Çinli finansal kuruluşları hedef almasının gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

Bank of Kunlun, Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) tarafından kontrol ediliyor. ABD, 2012’de bankayı muhabir bankacılıktan çıkarmıştı ancak yorumun yazarına göre bu adım sembolik kaldı; zira banka dolar bazlı işlemlerde sınırlı bir hacme sahipti.

Yorumun yazarı ve daha önce ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’nde çalışmış olan Max Meizlish, tam kapsamlı bir engelleme yaptırımının, CNPC üzerinde bankayı desteklemenin daha geniş ticari çıkarlarını yaptırım riskiyle karşı karşıya bırakıp bırakmayacağı konusunda daha fazla baskı oluşturabileceğini savunuyor.

Sırada Ne Var?

Meizlish ayrıca, Hazine’nin Patriot Yasası’nın 311. maddesini kullanarak, İran yaptırımlarını aşma işareti taşıyan petrol ve petrokimya işlemlerine daha sıkı denetim getirebileceğini belirtiyor. The Wall Street Journal’daki yoruma göre, bu uyarı işaretleri arasında büyük tutarlı dolar ödemeleri, fonların hızlı hareketi, belirsiz iş amaçları, döviz bürolarının olağandışı kullanımı ve ödeme ile ticaret kayıtları arasındaki tutarsızlıklar yer alıyor.

ABD’nin daha geniş kapsamlı kampanyası, dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı gibi alanlarda da yaptırım riskini içeriyor. İran’ın petrol, nükleer, füze ve siber ağlarıyla bağlantılı yaklaşık 60 kişi, şirket ve gemi de hedef alındı.

Bundan sonraki süreçte, yönetimin İran’ın petrol gelirini taşıyan yabancı finansal altyapıyı, özellikle Çin ve Hong Kong’da ne kadar ileriye giderek hedef alacağı merak konusu.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Benzinga