Yapay zekâ hikayesinin büyük bölümü, etkileyici rakamların görüldüğü tedarikçi tarafında anlatılıyor. Ancak işin diğer ucunda, bu belleği satın alıp ürünlerinde kullanan şirketler var: oyun konsolları, telefonlar, dizüstü bilgisayarlar ve masaüstü bilgisayar bileşenleri. Kıtlığı yaratan onlar olmasa da, ürünlerinin fiyatları bu durumdan etkileniyor.
Yatırımcılar için artık asıl soru, bir şirketin yapay zekâ ile ilgilenip ilgilenmediği değil, veri merkezinin hangi tarafına satış yaptığı. Bellek ve depolama üreticileri yüksek kârlar elde ederken, onlara bağımlı donanım şirketleri ise artan maliyetleri üstlenmek zorunda kalıyor. Piyasa ise bu iki grubu yeni yeni ayırt etmeye başlıyor.
Bu ayrışmanın nedeni, bellek endüstrisinin hizmet verdiği alanın değişmesi. Üreticiler, wafer kapasitelerini sunucu DRAM ve yapay zekâ için yüksek bant genişlikli belleklere kaydırıyor. TrendForce, 2026 yılında kurumsal SSD depolama cihazlarının NAND flash pazarında en büyük kategoriye dönüşmesini bekliyor. Bulut sağlayıcıları ise yeni arzın büyük bölümünü uzun vadeli anlaşmalarla güvence altına alıyor.
Fiyatlar da bu yönlendirmeyi takip ediyor. TrendForce, 2026’nın başında geleneksel DRAM sözleşme fiyatlarında çeyrekten çeyreğe %90-95 artış öngörüyor; bu, rekor bir seviye. PC bellek fiyatlarının ise en az iki katına çıkması bekleniyor. Hiper ölçekleyici bir şirket bu fiyatları ödeyebiliyorken, konsol veya dizüstü üreticileri ödeyemediğinde, çipler hiper ölçekleyiciye gidiyor. Micron (MU), aralık ayında 29 yıllık Crucial tüketici markasını kapatarak tedariki büyük müşterilere yönlendireceğini açıkça ortaya koydu. Denetleyici üreticisi Phison’ın CEO’su ise, bu kıtlığın 2026’da bazı tüketici elektroniği şirketlerini piyasadan çıkarabileceği uyarısında bulundu.
Oyun konsollarının fiyatlarının 1.000 dolara yaklaşabileceği belirtiliyor; bunun nedeni donanımın daha iyi olması değil, üreticilerin fiyatlandırma gücünün olmaması.
Yeniden fiyatlandırma, öncelikle belleği nihai ürünlerine entegre eden şirketleri etkiliyor. Sony (SONY) ve Microsoft (MSFT) uzun süredir oyun konsollarını maliyetine yakın fiyatlarla satıp esas kârı yazılımdan elde ediyordu. Ancak TrendForce’a göre, bellek maliyetleri donanım faturasının yaklaşık %35’ine ulaştığında bu model bozuluyor. Microsoft, geçen yıl Xbox fiyatlarını iki kez artırdı. Sony ise bellek fiyatları istikrara kavuşmazsa PlayStation 6’nın çıkışını 2028 veya 2029’a ertelemeyi değerlendiriyor. Nintendo (NTDOY), Switch 2’yi yaklaşık 450 dolardan piyasaya sürdü; bunda DRAM maliyetlerindeki %41’lik artış etkili oldu. Analistler, yıl sonuna kadar yeni bir zam daha bekliyor.
Bazı analistler, yeni nesil konsolların fiyatlarının 1.000 dolara yaklaşacağını ve kitlesel bir ürünü lüks bir harcamaya dönüştüreceğini öngörüyor. Bu artışlar donanım kalitesinden değil, şirketlerin düşük kâr marjları ve en pahalı bileşenleri üzerinde fiyatlandırma gücüne sahip olmamalarından kaynaklanıyor.
Uygun fiyatlı PC devri sona eriyor
Kişisel bilgisayar üreticileri de benzer bir tabloyla karşı karşıya, ancak hepsi aynı oranda etkilenmiyor. HP’nin (HPQ) malzeme faturasındaki bellek ve depolama payı, bir önceki çeyrekteki %15-18 seviyesinden %35’e yükseldi. Böyle bir artış, üreticiyi ya fiyat artırmaya ya da kâr marjından feragat etmeye zorluyor. Dell Technologies (DELL) ise PC tarafında aynı baskıyı hissediyor; ancak büyüyen yapay zekâ sunucu işi bu etkinin önemli bir kısmını dengeliyor. Buradaki temel nokta, “PC üreticisi” etiketi değil, şirketin maruz kaldığı riskin boyutu. Gartner, bu baskının müşteri tarafındaki üreticilerin satış hacmini azaltacağını, tüketici PC’lerinin kullanım ömrünün yaklaşık %20 uzayacağını ve 2028’e kadar 500 dolar altı dizüstü bilgisayarların piyasadan kalkacağını öngörüyor.
Veri merkezinden en uzakta yer alan ve en az korunan şirketler ise kasa, soğutucu, güç kaynağı ve bellek modülü gibi bileşenleri neredeyse tamamen kendi bilgisayarını toplayanlara satan üreticiler. Bu şirketlerin zararlarını telafi edecek bir sunucu işleri yok. Örneğin, bu gruptaki az sayıdaki halka açık Amerikan şirketinden biri olan Corsair Gaming (CRSR), resmi belgelerinde yüksek bellek maliyetlerinin bilgisayar toplayıcıları için engel oluşturduğunu ve stokların kısa vadede bir miktar tampon sağlasa da bileşen satış tahminlerinin zayıfladığını belirtti.
Aynı kıtlık, duvarın öteki tarafındaki şirketler için ise büyük bir fırsat anlamına geliyor ve bu zıtlık, yatırımcılar için önemli bir yol haritası sunuyor. Depolama tarafı bunun en net örneği. Western Digital (WDC), 2026’daki tüm sabit disk üretimini neredeyse tamamen sattı, 2027 ve 2028’e uzanan tedarik anlaşmaları imzaladı ve yapay zekâ veri talebinin etkisiyle temettüsünü %20 artırdı. Seagate Technology (STX), yüksek kapasiteli disk fiyatlarının hızla yükseldiğini ve üretimini önceden sattığını belirtiyor. Sandisk (SNDK) de aynı NAND dalgasından faydalanıyor.
Kıtlık fiyatlaması
Yapay zekâ yatırımları, teknoloji sektörünü yukarı taşımak yerine ikiye bölüyor.
Bu hisseler, belleğin kıt kalacağı varsayımıyla fiyatlanıyor. Ancak bu kesin değil. Gerçek bir verimlilik atılımı ya da veri merkezi yatırımlarında bir duraklama, piyasanın her iki tarafında da hızlı bir yeniden fiyatlama yaratabilir: Tüketiciye dönük şirketler için rahatlama, kalıcı kıtlık üzerinden değerlenen tedarikçiler için ise bir hesaplaşma. Bellek üreticileri, 2027’ye kadar arzın sıkı kalacağı yönünde öngörüde bulunuyor; bu nedenle kısa vadede yön belli. Asıl risk, bu dengenin ne kadar hızlı bozulabileceğinde.
Şimdilik, yapay zekâ yatırımları teknoloji sektörünü ikiye ayırıyor. Bir tarafta veri merkezlerine bellek, depolama ve hızlandırıcı satan, fiyatlandırma gücüne ve çok yıllık siparişlere sahip şirketler var. Diğer tarafta ise maliyetleri üstlenen, kâr marjları daralan ve ürünlerini erteleyen konsol, PC ve bileşen üreticileri bulunuyor. Bu şirketler, etkileyemedikleri bir kıtlığın geçmesini bekleyerek, belleğin öncelikle veri merkezlerine gittiği bir dünyada ayakta kalmaya çalışıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: morningstar.com