Otomotiv devi Volkswagen, 100 bin kişiye ulaşabilecek işten çıkarma ve fabrika kapatma planlarıyla tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyor. Berlin hükümeti, üretimi Almanya’da tutmak için çözüm arayışında. Ancak bir fabrikanın İsrailli bir şirkete devredilerek savunma sanayisine dönüştürülmesi planı, Katar’ın vetosuna takıldı. Sendikaların “sorumsuzluk” olarak nitelendirdiği ve küresel yankı uyandıran bu radikal taslaklar için gözler, 9 Temmuz’daki kritik denetleme kurulu toplantısına çevrildi.
Alman hükümetinin, Avrupa’nın en büyük otomotiv üreticisi Volkswagen’in (VOW3) Almanya’daki fabrikalarını kapatmasını önlemeyi hedeflediği bildirildi. Hükümet sözcüsü, bu hedefe rağmen nihai kararın ticari gerekçelerle şirketin kendisine ait olduğunu vurguladı.
Çinli rakiplerin baskısı, ABD’nin uyguladığı gümrük vergileri ve Avrupa genelinde azalan talep nedeniyle zor günler geçiren Volkswagen’in Almanya’daki dört fabrikasını kapatmayı ve işten çıkarmaları 100 bin kişiye kadar genişletmeyi değerlendirdiği belirtiliyor.
Bu sürecin, sektör tarihindeki en büyük yeniden yapılanma hamlelerinden biri olabileceği ifade ediliyor. Halihazırda durgunluk yaşayan Alman ekonomisini canlandırmaya ve kamuoyu anketlerindeki düşüş trendini tersine çevirmeye çalışan federal hükümet açısından ise yeni riskler gündeme geliyor.
Hükümet sözcüsü, “Amacımız Almanya’daki üretim tesislerinin kapatılmasını önlemek. Bunu başarmak için gerekli rekabet mekanizmaları dahil olmak üzere doğru çerçeve koşullarının oluşturulması gerekiyor. Bu tesislerin kârlı kalmasını sağlayacak teşvikler sunulmalı. Ancak ilkesel olarak bu tür kararları ticari gerekçelerle almak şirketlerin kendi sorumluluğundadır.” açıklamasında bulundu.
Şirketin henüz kamuoyuyla resmi olarak paylaşmadığı bu planların, başta sendikalar olmak üzere Volkswagen’in ikinci en büyük hissedarı konumundaki Aşağı Saksonya eyalet yönetimi tarafından güçlü bir dirençle karşılanması bekleniyor.
Volkswagen’de Alman federal hükümetinin herhangi bir hissesi bulunmuyor.
Kritik Toplantı 9 Temmuz’da
Şirketin yeniden yapılanma stratejisinde asıl diplomatik ve operasyonel kriz, Osnabrück tesislerinde yaşanıyor. Volkswagen’in tasarruf önlemleri kapsamında 2027’de üretimi durdurmayı planladığı, 2 bin 300 çalışanı bulunan Osnabrück fabrikasını İsrailli savunma şirketi Rafael’e devrederek “Demir Kubbe” füze savunma sistemi bileşenleri üretmeyi hedeflediği belirtiliyor.
Ancak Volkswagen’in yüzde 17 oy hakkına sahip üçüncü büyük hissedarı Katar Yatırım Otoritesi’nin (QIA), Doha ile İsrail arasındaki gergin ilişkileri gerekçe göstererek projeye karşı çıktığı ve süreci tıkadığı ifade ediliyor. QIA, Volkswagen yönetimi ve denetleme kurulu sözcüleri ise bu konuda resmi bir açıklama yapmaktan kaçındı.
Federal hükümetin ve şirkette yüzde 20 payı bulunan Aşağı Saksonya eyaletinin desteklediği bu dönüşüm, Katar’ın vetosunun yanı sıra yerel halkın protestoları nedeniyle de zora girmiş durumda.
Gündemdeki tüm bu radikal taslakların ve kriz başlıklarının, işçi temsilcilerinin de yer alacağı 9 Temmuz’daki denetleme kurulu toplantısında masaya yatırılması bekleniyor.
Bu arada Volkswagen yönetimi, işçi tarafına şu ana kadar üzerinde uzlaşılan istihdam kesintilerinin mali hedefleri yakalamak için yetersiz kaldığını bildirdi.
Alman basınında yer alan haberlere göre, Volkswagen’de ek istihdam azaltmalarına ilişkin net sayısal hedefler henüz işçi temsilcilerine resmi olarak iletilmedi.
Sendikalardan İşten Çıkarmalara Sert Tepki
Yönetimin, geçen hafta küresel çapta istihdam ettiği 657 bin personelden yaklaşık 100 binini gelecek yıllarda işten çıkarmayı öngören kapsamlı bir strateji hazırladığı iddiaları, işçi temsilcileri ve sendikaların sert tepkisine yol açtı. Şirketin mevcut tasarruf programını iki katına çıkaracağı belirtilen bu planlara karşı IG Metall Sendikası ile Volkswagen İş Konseyi ortak bir cephe oluşturdu.
Yapılan ortak açıklamada, sızan planlar “sorumsuz tehditler” olarak nitelendirilerek şu ifadelere yer verildi:
“Çalışanların haklarına, Volkswagen Yasası’na, ortak yönetim ilkelerine ve üretim tesislerimize yönelik bu saldırıları elimizdeki tüm imkânlarla engelleyeceğiz.”
İşçi temsilcileri, yönetimin “kör bir aktivizm” yerine rekabetçi ürünler, yeni teknolojiler ve istihdam güvenliğine odaklanması gerektiğini vurgularken, VW sözcüsü tasarruf planlarının detaylarına ilişkin yorum yapmaktan kaçındı ve konuların ilgili kurullarda tartışılmaya devam ettiğini belirtti.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: sozcu.com.tr