Volkswagen, BMW ve Mercedes-Benz’de kâr düşüşü ve işten çıkarmalarla Alman otomotiv krizi derinleşiyor

Google News Icon Takip Et

Alman ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektöründe, Asya merkezli sert rekabetin yanı sıra başta enerji ve işçilik olmak üzere artan maliyetler nedeniyle yapısal kriz derinleşiyor.

Küresel pazarlarda yaşanan gümrük vergisi anlaşmazlıkları, ABD’nin korumacı politikaları ve Çin’deki iş hacminin zayıflaması sektörde gelecek endişesini artırıyor.

Sektörün önde gelen üreticilerinin yılın ikinci çeyreğine ilişkin açıkladığı finansal sonuçlar, krizin münferit olmaktan çıkıp tüm endüstriyi etkileyen kronik bir boyuta ulaştığını gösterdi.

Almanya ve Avrupa Birliği genelinde belirsizliğini koruyan siyasi çerçeve nedeniyle içten yanmalı motorlara uzun süre bağımlı kalan Alman üreticiler, dönüşüm sürecinin getirdiği zorluklarla mücadele ediyor.

Alman otomotiv üreticileri, yüksek üretim maliyetleri ve daralan kâr marjlarının yanı sıra ABD’nin gümrük tarifeleri, Ortadoğu’daki krizler ve yükselen enerji fiyatlarının baskısını da bilançolarında doğrudan hissediyor.

Otomotiv sanayisi, Almanya’da toplam katma değerin %5’ini, istihdamın ise %3’ünü oluşturarak ülkenin en büyük sanayi sektörü konumunda.

Sanayide çalışanların yaklaşık %14’ünü barındıran ve 2025’te toplam ihracatın %16,2’sine denk gelen 280 milyar avroluk dış satıma imza atan sektördeki kan kaybı verilere de yansıyor.

Tedarikçiler hariç yaklaşık 725 bin kişinin istihdam edildiği Alman otomotiv endüstrisinde, istihdam oranı bir önceki yıla göre %6,2 azaldı.

Alman mühendisliğinin ve küresel gücünün temel direklerinden olan bu sektördeki kötü gidişat, ekonomik sınırları da aşıyor.

Ülkenin küresel simgeleri Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW’nin yaşadığı bu durum, yalnızca binlerce çalışanın geçim kaynağını ve ülke ekonomisini sarsmakla kalmıyor; aynı zamanda toplumsal huzuru, kırılgan siyasi dengeleri etkileyerek aşırı sağcı hareketleri de besliyor.

RADİKAL KÜÇÜLME PLANLARI DEVREDE

Derinleşen kriz, lüks segment dahil olmak üzere üreticileri radikal önlemler almaya zorluyor.

Sektörün geleceğine yönelik tartışmaların odağında araç başına düşen yüksek işçilik maliyetleri yer alıyor.

Yönetim danışmanlığı şirketi Oliver Wyman’ın analizine göre, Almanya’da bir otomobilin üretimindeki ortalama işçilik maliyeti 3.307 dolara ulaşırken, bu rakam Çin’de 597 dolar, Meksika’da ise 305 dolar seviyesinde.

Çinli üreticilerin gelişmiş üretim hatları sayesinde bir aracı çok daha az iş gücü saatiyle banttan indirebilmesi, aradaki maliyet farkını derinleştiriyor.

Bu tablo, üreticilerin yeni yatırımlarını Doğu Avrupa ve Meksika gibi bölgelere kaydırmasına yol açıyor.

ÇİN REKABETİ DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ

Alman üreticiler küresel pazarda iki cepheli bir zorlukla karşı karşıya.

Dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin’de yabancı markaların satışları hızla azalırken, Çinli üreticiler Avrupa pazarında büyük adımlarla ilerliyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 2025 yılında küresel elektrikli araç üretiminin yaklaşık %75’i Çin’de gerçekleşti.

Çinli üreticiler, bir önceki yıla göre ihracatını ikiye katlayarak 2,5 milyondan fazla elektrikli aracı dünya pazarlarına gönderdi.

Çin, bir dönem Volkswagen satışlarının %37’sini oluşturacak kadar önemli bir pazardı.

Ancak Çinli üreticiler, ortak girişimler sayesinde otomobil üretimini öğrendikten sonra dengeleri kendi lehlerine çevirdi.

Süreç içinde Çin kamu otomotiv şirketi BAIC Group, %9,98 hissesiyle Mercedes-Benz’in en büyük hissedarı oldu.

BYD ve Geely Auto gibi Çinli firmalar elektrikli araç teknolojisinde hızla ilerlerken, Alman üreticiler cazip elektrikli modeller sunmakta gecikti.

Bunun sonucunda, yılın ilk altı ayında Çin pazarındaki satışlar yıllık bazda Mercedes’te %28, Volkswagen’de %26 ve BMW’de %20 düştü.

ÜRETİCİLER TASARRUF VE İŞTEN ÇIKARMAYA YÖNELDİ

Alman otomotiv sektörünün önemli aktörlerinden BMW, küresel ölçekte yaklaşık 154 bin kişilik iş gücünün %5’ine denk gelen 8 bin idari ve AR-GE pozisyonunu 2027 sonuna kadar tasfiye edeceğini açıkladı.

Şirketin ikinci çeyrek net kârı ise %35 azalarak 1,2 milyar avroya geriledi.

Lüks spor otomobil markası Porsche, alınan tasarruf tedbirleri kapsamında Almanya’daki istihdamını 2035 yılına kadar 5 bin kişi azaltmayı, yani her 5 çalışandan 1’ini işten çıkarmayı planlıyor.

Üreticinin küresel satışları, 2025’te %10 kayıpla 2020’den bu yana en düşük seviyeye indi.

İstihdam azaltma programının kapsamını iki katına çıkaran Volkswagen, 100 bin çalışanın işine son vermeyi ve Almanya’daki dört fabrikayı kapatmayı planladığını duyurdu.

Benzer hacimde araç üreten Japon rakibi Toyota’dan %60 daha fazla çalışana sahip olan şirketin 2025 yılı faaliyet kâr marjı %2,8 gibi kritik bir seviyede kalmıştı.

Mercedes-Benz, 2027 yılına kadar 5 milyar avro tasarruf sağlamak amacıyla idari ve bilişim departmanlarından yaklaşık 5.500 çalışanla yollarını gönüllü ayrılık formülüyle ayırdı.

Çin pazarındaki sert rekabet nedeniyle 700 milyon avrodan fazla varlık silen şirketin çekirdek otomobil bölümünün faaliyet kârı %25 azalarak 909 milyon avroya geriledi.

Daha önce 2029 yılı sonuna kadar idari ve AR-GE birimlerinden 7.500 kişiyi işten çıkaracağını açıklayan Audi’de ise krizin derinleşmesiyle fabrika kapatma senaryoları gündeme geldi.

Üretim kapasitesi düşürülen Neckarsulm fabrikası, 2030 yılında kapatılması muhtemel tesisler listesine dahil edildi.

KRİZİN ETKİSİ EKONOMİYİ AŞIYOR

Alman otomotiv sanayisi üretim ağını uzun süredir küresel ölçekte organize ediyor.

Günümüzde Alman markalı her 10 araçtan 7’sinden fazlası Almanya dışında üretiliyor.

Bu durum, pazarın olduğu yerde üretim yaparak lojistik maliyetlerini ve kur risklerini azaltmayı hedeflerken, Almanya’daki fabrikaların sadece marka imajına güvenmek yerine yüksek verimlilik odaklı çalışmasını zorunlu kılıyor.

Alman Otomobilciler Birliği (VDA) verilerine göre, Almanya’da üretilen otomobil sayısı 2016 yılından bu yana %28 azaldı.

Kimya ve makineyle birlikte 19. yüzyıldan bu yana Alman mühendisliğinin üç temel direğinden biri olan otomotiv sektöründeki bu kötü gidişat, ekonomik sınırları aşıyor.

Ülkenin küresel simgeleri Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW’nin içine düştüğü bu yapısal kriz, yalnızca binlerce çalışanın geçim kaynağını ve ülke ekonomisini sarsmakla kalmıyor; aynı zamanda Alman ulusal kimliğini, toplumsal huzuru ve kırılgan siyasi dengeleri de doğrudan etkiliyor.

Otomotiv sanayisindeki gerileme, Almanya’da aşırı sağcı siyasi hareketleri besleyerek toplumsal kırılganlığı artırıyor.

Sanayideki bu gerilemeye çözümler arayan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geçen hafta bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, sektörel sorunları doğrudan Çin’e bağlayarak, Çin kaynaklı ithalat dalgasına karşı Avrupa’nın geri kalanıyla ortak hareket etme sözü verdi.

Merz, Fransız üreticilerin de benzer sorunlarla karşılaştığına dikkat çekerek “Otomotiv endüstrisini yeniden istikrara kavuşturmak için her şeyi yapıyoruz. Şu anda burası Almanya’daki en zordaki sektör.” ifadelerini kullandı.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: haberturk.com