Kurumsal ödeme ve hazine akışlarının stablecoin’ler için bir sonraki büyük kullanım alanı olacağı beklentisi, Velocity’nin 38 milyon dolarlık Seri A yatırım turunun temelini oluşturuyor. Stablecoin’lerdeki işlem hacmi halihazırda yüksek olsa da, bu hacmin büyük kısmı hâlâ oldukça geniş bir yelpazeye yayılmış durumda. 2025 yılında stablecoin’ler üzerinden 28–62 trilyon dolar arasında transfer gerçekleşirken, bunun yalnızca yaklaşık 350–550 milyar dolarlık kısmı gerçek ekonomi ödemelerinden oluştu. Kurumsal akışların bu taban üzerinden büyümesi, doğru altyapı sağlayıcıları için önemli bir potansiyel sunuyor.
Buradaki temel çıkarım, toplam transfer hacminin büyüklüğünden ziyade, stablecoin hareketlerinin büyük ölçüde hâlâ alım-satım ve fon transferlerinden kaynaklanması. Buna karşın, stablecoin kategorisi giderek daha fazla kanıt sunuyor. ABD’de yürürlüğe giren GENIUS Act, sınır ötesi faaliyet gösteren şirketleri en çok etkileyen düzenleme oldu. İşletme kullanıcılarının %41’i, özellikle sınır ötesi ödemelerde olmak üzere, %10 veya daha fazla maliyet tasarrufu sağladıklarını bildiriyor.
Velocity’nin hedef müşteri kitlesi de bu tabloyu yansıtıyor. Şirket, platformunu bireysel kullanıcılar yerine CFO’lar ve hazine ekiplerinin ihtiyaçlarına göre tasarladığını belirtiyor. Buradaki fırsat, yüksek hacimli, tekrarlayan ve iş akışına bağımlı ödemelerin zamanla katlanarak büyüyebileceği bir mutabakat altyapısına sahip olmak.
Velocity, şirketlerin hâlâ manuel olarak birleştirmek zorunda kaldığı bankalar, ödeme altyapıları, stablecoin ihraççıları, saklama kuruluşları ve likidite sağlayıcılarını tek bir programlanabilir ağda buluşturmak için fon topluyor. Hazine ekipleri için bu yaklaşım, işlemlerin daha hızlı sonuçlanması, likiditenin daha etkin yönetilmesi ve nakdin transfer sürecinde beklemeden operasyonların kripto denemesine dönüşmemesi anlamına geliyor.
Yatırımcı profili de bu odağı destekliyor. Dragonfly’ın liderlik ettiği turda Coinbase, Capital One Ventures ve Wintermute gibi piyasa erişimi, itibari para bağlantısı, saklama ve likidite alanlarında uzmanlaşmış kurumlar yer aldı. Eğer darboğaz stablecoin talebinden ziyade mevcut finansal altyapı üzerinden değerin sorunsuz aktarılmasıysa, bu altyapıya entegre olan şirketler ekonomik pastadan önemli bir pay alabilir.
Velocity’nin temel iddiası, işletmelerin günlük işleyişlerini değiştirmeden daha fazla finansal operasyonunu zincir üstüne taşıyabilmesi gerektiği yönünde. Bu yaklaşım, kurumsal yazılımların ancak mevcut hazine iş akışlarına, raporlama ihtiyaçlarına ve bankacılık kanallarına uyum sağladığında başarılı olabildiği gerçeğiyle örtüşüyor.
Bir şirket, itibari para girişlerini, stablecoin mutabakatını, saklama ve likidite dönüşümünü tek bir altyapı üzerinden yönetebilirse, zamanla geçiş maliyetleri de artıyor. Rekabet avantajı ise yalnızca token markasından değil, iş akışının sahiplenilmesinden kaynaklanıyor.
Stablecoin’ler ağırlıklı olarak alım-satım ve transfer altyapısı olarak kalmaya devam ederse, bugünkü rakamlar gelecekteki potansiyeli olduğundan düşük gösterebilir. 2025’te stablecoin’ler üzerinden gerçekleşen toplam işlem hacmi 28–62 trilyon dolara ulaşırken, gerçek ekonomi ödemeleri yalnızca 350–550 milyar dolar seviyesinde kaldı. Bu da stablecoin’lerin taşıdığı toplam değer ile iş dünyası ödemeleri arasındaki farkın hâlâ büyük olduğunu gösteriyor. Büyüme beklentileri ise yüksek; stablecoin ödeme akışlarının 2030’da 56,6 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor.
Düzenlemelere uygun dolar stablecoin arzının da artmaya devam ettiği görülüyor. USDC dolaşımı yıllık bazda %72 yükseldi. Bu da regüle edilmiş dolar mutabakat altyapısına olan talebin zirveye ulaşmadığını gösteriyor. Burada öne çıkan bir oyuncunun sıfırdan yeni talep yaratmasına gerek yok; mevcut ödeme hızını tek bir programlanabilir altyapıda konsolide etmesi yeterli olabilir.
Buna karşı çıkan görüş ise stablecoin ödemelerinin, tek bir merkezi oyuncu olmadan da yaygınlaşabileceğini savunuyor. Circle, finansal kurumlar ve teknoloji şirketleri için ödeme ağı kurarken; tedarikçi ödemeleri, havale, maaş, sermaye piyasası mutabakatı ve hazine operasyonları gibi farklı kullanım alanlarına odaklanıyor. Büyük müşteriler, ihraççıya özgü altyapıları veya çoklu ihraççı ekosistemlerini tercih ederse, hacim artabilir ancak gelirler birden fazla platforma dağılabilir.
Politika tarafında da benzer bir belirsizlik var. Fintek ve kripto şirketleri Washington’da ivme kazanırken, kripto regülasyonuna ilişkin kongre tartışmaları gelecek yıla sarktı. Bu durum, stablecoin kategorisinin meşruiyetini artırırken, kazananın her şeyi aldığı bir konsolidasyon sürecini ise yavaşlatabilir.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com