Borsa İstanbul Notları

Türkiye-Suudi Arabistan enerji işbirliğinden kimler faydalanabilir?

Türkiye-Suudi Arabistan enerji işbirliğinden kimler faydalanabilir?
Google News Icon Takip Et

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında 2 milyar dolarlık güneş enerjisi yatırımı anlaşması imzalandığını bildirdi.

Türkiye–Suudi Arabistan arasındaki bu anlaşması ilk bakışta yeni ve sürpriz bir gelişme gibi sunulsa da gerçekte bu başlık bir anda ortaya çıkmış bir hikâye değil.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 2023’te imzalanan mutabakat zaptları ve enerji işbirliği anlaşmaları, bu yatırımın uzun süredir planlanan bir sürecin parçası olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. O dönemde yapılan resmi açıklamalarda; yenilenebilir enerji, elektrik ticareti, batarya teknolojileri, petrokimya ve hatta hidrojen gibi alanlarda ortak projeler hedeflendiği net biçimde ifade edilmişti.

Günümüzde açıklanan 2.000 MW’lık güneş santrali yatırımı, bu çerçevenin ilk somut ve bağlayıcı adımı niteliğinde. Yani piyasanın bugün “yeni” diye fiyatlamaya çalıştığı başlık, aslında aylardır sinyali verilen bir stratejinin hayata geçmiş hâli.

Bu nedenle mesele, yatırımın varlığından çok; bu yatırımın ekonomik ve finansal olarak kimlere, ne ölçüde yansıyacağı sorusunda düğümleniyor.

Türkiye-Suudi Arabistan enerji işbirliğinden kimler faydalanabilir?

Anlaşmanın merkezindeki en kritik ifade: %50 yerlilik şartı.

ACWA Power’ın Türkiye’deki mevcut faaliyetleri biliniyor; ancak Sivas ve Karaman’da hayata geçirilecek 2.000 MW’lık güneş projelerinde yerel ortak ve tedarikçi isimleri hâlâ netleşmiş değil. 

Bu belirsizlik, piyasa için geçici bir fiyatlama alanı yaratırken yön oldukça net: Ekipmanın, mühendisliğin ve hizmetin yarısı Türkiye’den sağlanmak zorunda. Bu da konuyu enerji üretiminden çıkarıp yerli sanayi ve teknoloji politikası eksenine taşıyor.

Güneş paneli, hücre, cam ve elektrik ekipmanlarında yüksek yerlilik oranına sahip şirketler, bu yatırımın doğal adayları konumunda.  Bu nedenle SMRTG, CWENE, KLYPV gibi isimlerin öne çıkması tesadüf değil. Özellikle yerlilik oranı en yüksek olan bu şirketler, sadece söylemsel değil fiili bir avantaj taşıyor. Öyle ki bu üç hisse, %90’a varan yerlilik oranıyla rakiplerine göre avantajlı konumda.

Panel camı tarafında yerli üretim yapan EUREN gibi şirketler de tedarik zinciri açısından dikkat çekiyor.

Öte yandan 25 yıl boyunca geçerli olacak kWh başına 1,995 – 2,3415 euro cent’lik alım fiyatları, projelerin son derece düşük marjlarla planlandığını gösteriyor.

Dolayısıyla bu anlaşma, tüm sektör oyuncuları için eşit bir fırsat alanı sunmuyor. Gerçek anlamda yerli üretim yapan, ölçek avantajı bulunan ve maliyetlerini kontrol edebilen şirketler öne çıkarken; yalnızca etiket düzeyinde yerlilik sunan yapılar için tablo o kadar net değil.

Bu yüzden anlaşmanın borsaya yansıması da geniş tabanlı bir hikâyeden ziyade, seçici ve ayrıştırıcı bir çerçevede okunmalı.

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı