ABD Başkanı Donald Trump’ın dijital varlıklar konusundaki başdanışmanı, Beyaz Saray’ın ABD Stratejik Bitcoin Rezervi oluşturma çalışmalarında önemli bir aşama kaydettiğini ve uygulama sürecine yaklaşıldığını açıkladı. Bu açıklama, Trump yönetiminin Mart 2025’te imzalanan başkanlık kararnamesine yanıt olarak Bitcoin rezervi planlarını aktif şekilde ilerlettiğine dair en net işaretlerden biri oldu.
Başkan’ın Dijital Varlıklar Danışma Konseyi üyesi Patrick Witt, Wolf of Wall Street podcast’inde yaptığı açıklamada, yönetim yetkililerinin devletin elindeki Bitcoin’in güvenli şekilde yönetilmesi için gerekli hukuki altyapıyı tamamlamak üzere olduğunu belirtti. Witt, yakında bir duyuru yapılacağını ve yasal zeminin oluşturulması ile varlıkların güvenliğinin sağlanmasında önemli bir ilerleme kaydedildiğini ifade etti. Trump’ın başkanlık kararnamesini imzalamasından bu yana, kamuoyunun odağı daha çok genel kripto mevzuatına kaymış olsa da, yetkililer rezerv üzerinde perde arkasında çalışmaya devam etti. Sürecin, kurumlar arası hukuki incelemeler, yetki değerlendirmeleri ve operasyonel planlamaları kapsadığı bildirildi. Witt, danışman yardımcısı Harry John ve Beyaz Saray politika ekiplerinin, dijital varlıkların nasıl saklanıp korunacağına dair kurumlar arası müzakereleri yönettiğini belirtti.
Witt’in açıklamaları, Coinbase CEO’su Brian Armstrong’un, ABD hükümetinin Bitcoin varlıklarının Washington’un planlarını hayata geçirmesi halinde 1 trilyon doları aşabileceğini öne sürmesinden birkaç gün sonra geldi. Zincir üstü izleme verilerine göre, ABD halihazırda yaklaşık 328.372 BTC ile dünyanın en büyük bilinen egemen Bitcoin sahibi konumunda. Federal yetkililer, bu Bitcoin’lerin büyük bölümünü Silk Road davaları, fidye yazılımı operasyonları ve federal el koyma süreçleriyle elde etti. Armstrong ayrıca, Senatör Cynthia Lummis’in BITCOIN Act adlı yasa teklifinin federal düzeyde büyük ölçekli Bitcoin birikimi için katalizör olabileceğine dikkat çekti. BITCOIN Act, ABD hükümetinin beş yıl içinde 1 milyon BTC’ye kadar alım yapmasına olanak tanıyor. Lummis, teklifi ilk olarak Temmuz 2024’te sundu, ardından Mart 2025’te ek Cumhuriyetçi destekçilerle yeniden gündeme getirdi. Tasarı, alımların yeni kaynak yaratmak yerine mevcut federal rezervlerin çeşitlendirilmesiyle finanse edilmesini öngörüyor.
Witt, Stratejik Bitcoin Rezervi’nin Beyaz Saray’ın öncelikleri arasında yer almaya devam ettiğini, bunun yanında piyasa yapısına ilişkin daha geniş kapsamlı mevzuat ve stablecoin düzenlemelerinin de gündemde olduğunu belirtti. Witt, CLARITY Act’in zamanının büyük bölümünü aldığını, ancak Stratejik Bitcoin Rezervi ve yürürlükteki diğer düzenlemelerle birlikte farklı alanlarda çalışmaların sürdüğünü söyledi. CLARITY Act’in kabul edilmesi halinde ABD finansal mevzuat tarihinde en etkili yasalardan biri olabileceğini vurguladı. Tasarı, CFTC’ye spot dijital emtia piyasaları üzerinde resmi yetki tanıyacak ve menkul kıymetlerle emtialar arasındaki tanımları netleştirecek. Witt, tasarıda büyük önem taşıyan çok sayıda konu bulunduğunu ve listenin uzadığını ifade etti.
Witt ayrıca, büyük ABD bankalarının kripto mevzuatına giderek daha fazla destek verdiğini, çünkü geleneksel finans kuruluşlarının net düzenlemeler olmadan tokenlaştırma hızlanırsa geride kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Birçok bankanın bu mevzuata oldukça boğa yönlü yaklaştığını, hatta bankaların bu düzenlemeye kripto sektöründen daha fazla ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bankaların, kripto kredilendirme gibi faaliyetlerde bulunabilmek için yasal kesinliğe ihtiyaç duyduğunu, aksi halde değişen yönetimler arasında sürekli politika değişiklikleriyle karşılaşabileceklerini vurguladı. SoFi’nin kripto hizmetlerinden çıkıp yeniden girişini, düzenleyici istikrarsızlığa örnek olarak gösterdi.
Witt, CLARITY Act üzerindeki müzakerelerin tamamlanmak üzere olduğunu, esaslı anlaşmazlıkların büyük ölçüde çözüldüğünü belirtti. İçeriğe bakıldığında %90 oranında uzlaşı sağlandığını ifade etti. Ancak, nihai Temsilciler Meclisi-Senato uzlaşmasına ulaşmadan önce çözülmesi gereken bazı ek konuların bulunduğunu söyledi. Kalan anlaşmazlıkların büyük ölçüde stablecoin ödülleri ve getiri ürünleri üzerinde yoğunlaştığını, bu konunun kripto şirketleri ile bankacılık grupları arasında ayrışmaya yol açtığını belirtti. Her iki tarafın da eşit derecede memnuniyetsiz olduğu durumlarda, bunun iyi bir uzlaşının göstergesi olduğunu ifade etti. Trump yönetimi, kripto alanındaki hamlelerini küresel liderliği güvence altına alma çabasının bir parçası olarak konumlandırıyor. Witt, ABD’nin bu alanda dünyada lider olmayı hedeflediğini ve Başkan’ın da kriptoyu öncelikli teknolojiler arasında gördüğünü vurguladı.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ccn.com