Orta Doğu, ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin yeniden sıcak çatışmaya dönüşmesiyle son derece tehlikeli bir dönemece girdi. İsrail yönetimi, İran ile çatışmaların her an yeniden başlama ihtimaline karşı teyakkuza geçerken askeri hazırlıklarını da en üst seviyeye çıkardı. Bu kapsamda İsrail ordusu, olası bir geniş çaplı savaş senaryosu için ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ile üst düzey bir koordinasyon toplantısı gerçekleştirerek bölgedeki askeri ittifakını daha da güçlendirdi. Sahadaki bu hareketlilik, her iki tarafın da geri adım atmaya niyeti olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
Bölgedeki askeri tırmanışın siyasi yankıları ise Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde en üst düzeyde hissedildi. Zirve sırasında küresel kamuoyuna açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, İran ile sağlanan ateşkesin artık resmen sona erdiğini duyurdu. Tahran yönetimiyle diplomatik zemin aramayı “zaman kaybı” olarak nitelendiren Trump, İranlı karar alıcıları şiddet yanlısı olmakla suçladı. Trump’ın, İran’ın elinde nükleer silah bulunması halinde bunu tereddüt etmeden kullanacağına dair sözleri, Washington’ın Tahran’a bakışındaki sertliği gözler önüne serdi. Özel elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile süreci değerlendirmeye devam edeceğini belirten Trump, 17 Haziran’da imzalanan Mutabakat Zaptı’nın şartlarını sürekli olarak çarpıtmakla suçladığı İran’ın masaya dönme kararını tamamen kendi inisiyatiflerine bıraktıklarını vurguladı. Nükleer silahsızlanma konusunda kapalı kapılar ardında varılan mutabakatların İran tarafından basına farklı ve tutarsız bir şekilde yansıtılması, diplomatik köprülerin atılmasında başrol oynadı.
Siyasi arenadaki bu kopuşla eş zamanlı olarak sahada da şiddetli bir misilleme silsilesi başladı. Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların sorumluluğunu doğrudan İran’a yükleyen ABD ordusu, misilleme olarak İran sınırları içindeki seksenin üzerinde hedefi hassas güdümlü silahlarla vurdu. Washington’ın bu sert askeri operasyonuna Tahran’ın yanıtı ise krizin coğrafi sınırlarını genişletecek nitelikte oldu. İran, ABD’nin Kuveyt ve Bahreyn’deki askeri üslerini hedef aldığını duyurarak doğrudan Amerikan askeri varlığına meydan okudu. Artan askeri şiddet sarmalının ekonomik etkisi de gecikmedi; ticari gemi saldırılarının ardından ABD yönetimi, İran petrolüne uygulanan yaptırımların geçici olarak kaldırılması kararını derhal iptal etti.
Bölgeyi bugün topyekûn bir savaşın eşiğine getiren krizin fitili ise 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği ortak hava harekâtlarıyla ateşlenmişti. Savaşın yıkıcı etkilerini durdurmak amacıyla 17 Haziran’da imzalanan Mutabakat Zaptı kısa süreli bir nefes alma imkânı sağlasa da gelinen noktada tarafların birbirini anlaşmayı açıkça ihlal etmekle suçlaması, barış umutlarını tamamen rafa kaldırmış durumda. Küresel aktörlerin Ankara’daki NATO Zirvesi’nde yeni güvenlik mimarilerini tartıştığı bu günlerde, Orta Doğu diplomasi masasının çökmesiyle birlikte bölge bir kez daha silahların ve belirsizliğin gölgesine teslim olmuş görünüyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: paraanaliz.com