Tokenlaştırılmış altına talep artarken Bitcoin ve değerli metallerin rolleri yeniden şekilleniyor

Google News Icon Takip Et

Kripto yatırımcılarının giderek artan bir bölümü, portföy stratejilerini şekillendiren volatilite ve makroekonomik belirsizlikler nedeniyle altına — ve blok zinciri tabanlı altın versiyonlarına — yöneliyor. Sektör verileri, son yıllarda kripto piyasalarının hızla büyümesine rağmen, ekonomik belirsizlik ortamında tokenlaştırılmış altına olan talebin de dikkat çekici şekilde arttığını gösteriyor.

Bu süreçte Bitcoin ise, bazı sektör liderlerinin gözünde geleneksel finansal sistemlere alternatif olabilecek jeopolitik bir varlık olarak konumlanmaya başlıyor.

Kripto Yatırımcıları Tokenlaştırılmış Altına Yöneliyor

MarketWise tarafından dijital varlıklara yatırım yapan 1.000 ABD’li yatırımcıyla gerçekleştirilen bir ankete göre, katılımcıların yaklaşık %18’i son bir yılda kripto varlıklarını satarak veya azaltarak altın aldı. Bu eğilimin temelinde ise risk endişeleri öne çıkıyor.

Katılımcıların %27’si, kripto ve altın arasında yeniden pozisyonlanmalarının ana nedeni olarak volatiliteyi gösterirken, %18’i enflasyon korkusunu gerekçe gösterdi. Yatırım kayıpları da güveni olumsuz etkiliyor.

Dijital varlık yatırımcılarının %56’sı, kripto yatırımlarında %20’nin üzerinde kayıp yaşadığını belirtirken, altında benzer kayıp yaşayanların oranı sadece %11 oldu.

Buna rağmen, yatırımcılar kripto varlıklardan tamamen vazgeçmiyor. Portföylerde ortalama olarak altının yaklaşık üç katı kadar kripto varlık tutulmaya devam ediyor. Katılımcıların %41’i ise önümüzdeki yıl kripto varlıklarını artırmayı planladığını ifade etti.

Yine de, güvenlik algısında altın açık ara önde. Katılımcıların yaklaşık %60’ı, finansal bir acil durumda Bitcoin yerine altına güveneceğini belirtirken, Bitcoin’i tercih edenlerin oranı %13’te kaldı.

Uzun vadeli güven açısından da fark belirgin. Katılımcıların %73’ü, önümüzdeki yüzyılda değerini koruyacak varlık olarak altını görürken, Bitcoin için bu oran %19’da kaldı.

Tokenlaştırılmış Altın Piyasası Hızla Büyüyor

Altına yönelim, dijital piyasalarda da kendini gösteriyor. Fiziki altınla desteklenen blok zinciri tabanlı tokenlar olan tokenlaştırılmış altın, giderek daha fazla ilgi görüyor.

Fintek şirketi D24’e göre, tokenlaştırılmış altın piyasası 2025’te 1,9 milyar dolardan 2026’da 7,13 milyar dolara yükseldi. İşlem hacmi ise 178 milyar dolara ulaştı. Şirket, bu büyümenin gerçek dünya varlıklarının tokenlaştırılmasına ve kurumsal deneylerin artmasına bağlı olduğunu belirtiyor.

D24, zincir üstü altının 7/24 işlem imkanı ve bölünebilir mülkiyet gibi avantajlar sunduğunu, bu ürünlerin giderek daha fazla hedge amaçlı kullanıldığını vurguladı.

Ancak bu model, yeni riskler de barındırıyor. Yatırımcıların, altının saklanması için saklama kuruluşlarına güvenmesi gerekiyor ve düzenleyici çerçeveler ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor.

Kripto Saflarından Tokenlaştırılmış Altına Şüphe

Kripto sektöründeki herkes bu modele ikna olmuş değil. Binance kurucusu Changpeng Zhao, tokenlaştırılmış altını merkeziyetsizlik ilkelerine aykırı bulduğunu belirterek eleştiriyor. Zhao, üçüncü taraflara duyulan güven ihtiyacını öne çıkararak bu modeli “bana güven” yaklaşımı olarak nitelendirdi.

X platformunda geçen yıl yaptığı paylaşımda, “Tokenlaştırılmış altın zincir üstü altın değildir. Bu, bir üçüncü tarafa güvenip, ileride — belki yönetim değiştikten sonra, hatta onlarca yıl sonra — size altın vereceğine inanmak anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Tokenlaştırılmış Altının Ölçeklenememe Sorunu

Blok zinciri teknolojisi ile fiziki altını birleştirme girişimleri, gerçek dünya varlıklarının tokenlaştırılmasına olan ilgiye rağmen, ana akımda yaygın kabul göremedi.

CCN analisti Valdrin Tahiri, Ekim ayında yaptığı değerlendirmede, sektörün hem erişilebilirlik hem de baskın bir ürün eksikliği yaşadığını belirtti. Tahiri, “Tokenlaştırılmış altının yaygınlaşamamasının başlıca nedeni, erişimin sınırlı olması ve stablecoin piyasasında USDT ve USDC gibi standart belirleyici bir ürünün bulunmaması” dedi.

Tahiri, PAX Gold’u (PAXG) en yakın aday olarak gösterirken, token’ın merkeziyetsiz borsalarda aktif şekilde işlem gördüğünü ekledi. Ayrıca, bazı merkezi borsaların da altına endeksli ürünler çıkardığını ancak ekosistemin platformlar arasında dağınık kaldığını ifade etti.

Tahiri, “Likidite farklı ağlarda derinleşmedikçe veya birleşik, yaygın kabul gören bir standart oluşmadıkça, tokenlaştırılmış altın ana akım bir zincir üstü emtia olmaktan ziyade niş bir varlık sınıfı olarak kalacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Altın Savunucuları Bitcoin’e Karşı

Öte yandan, önde gelen altın savunucuları, fiziki altının yanı sıra tokenlaştırılmış versiyonlarını da kriptoya kıyasla daha üstün bir değer saklama aracı olarak öne çıkarmaya devam ediyor.

Bitcoin eleştirmeni yatırımcı Peter Schiff, dijital varlıkların somut bir temelden yoksun olduğunu ve büyük ölçüde piyasa duyarlılığına bağlı hareket ettiğini savunuyor. Schiff, Bitcoin’in fiyatının “umut ve korkuya” dayandığını, fiziksel bir dayanağı olmadığını, altının ise uzun bir para tarihi ve enflasyona karşı koruma geçmişi bulunduğunu belirtiyor.

Schiff ayrıca, fiat destekli stablecoin’lerin mantığını da sorguluyor. Yatırımcıların saklama kuruluşlarına güvenmeye hazırsa, para birimi yerine altın destekli tokenları tercih edebileceğini öne sürüyor. X’te yaptığı paylaşımda, “Eğer üçüncü taraf bir saklama kuruluşu devreye girecekse, neden kusurlu bir itibari para birimi yerine altın destekli bir token tercih etmeyesiniz?” dedi.

2025’te Değerli Metaller Kriptoyu Geride Bıraktı

Altına yönelik ilginin artmasında, değerli metallerin 2025 yılında Bitcoin’e kıyasla güçlü performans göstermesi etkili oldu. 2025’te altın yaklaşık %70, gümüş ise %150 yükselirken, Bitcoin yıl sonunda zirve yaptığı 126.000 dolar seviyesinden gerileyerek yaklaşık -%6 ile yılı tamamladı.

CCN’in eğitim ekibi, bu ayrışmayı “değer kaybı işlemi” olarak adlandırılan makroekonomik ortamla ilişkilendirdi. Bu eğilim, enflasyon ve jeopolitik belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görülen varlıklara yönelimi ifade ediyor.

Altın, merkez bankası talebi ve faiz indirimi beklentilerinden destek bulurken, Bitcoin daha çok likidite koşullarına duyarlı, riskli bir varlık gibi hareket etti. Bu durum, özellikle piyasa stresi dönemlerinde Bitcoin’in “dijital altın” anlatısını sorgulatıyor.

Jeopolitik Belirsizlikte Bitcoin’e İlgi Artıyor

Son dönemdeki piyasa hareketleri ise, bazı yatırımcıların jeopolitik şoklar sırasında Bitcoin’in rolünü yeniden değerlendirmeye başladığını gösteriyor. ABD ve İsrail’in şubat sonundan itibaren gerçekleştirdiği hava saldırılarının ardından Bitcoin yükselişe geçti ve zaman zaman geleneksel güvenli limanların ve riskli varlıkların üzerinde performans gösterdi.

Bu toparlanma, bazı kripto yatırımcılarının Bitcoin’in artık spekülatif bir teknoloji varlığından ziyade, politik olarak tarafsız bir değer saklama aracı gibi davranmaya başladığını savunmasına yol açtı.

Bitwise Yatırım Direktörü Matt Hougan, bu değişimin piyasanın Bitcoin’i değerleme biçiminde daha geniş bir dönüşüme işaret edebileceğini belirtti. 14 Nisan’da X’te yaptığı paylaşımda, yatırımcıların Bitcoin’in geleneksel finansal sistem dışında apolitik bir para birimi olarak kullanılabileceğini giderek daha fazla gösterdiğini ifade etti.

Hougan, bu tezi finansal altyapının “silah haline getirilmesi” eğilimine bağladı. Rusya’nın 2022’de SWIFT ağından çıkarılmasına atıfta bulunarak, “O dönemde SWIFT’in silah olarak kullanılmasının bir gün Bitcoin’e alan açabileceğini düşünmüştüm” dedi. Hougan, ülkelerin dolarla işlem yapmaya isteksiz hale gelmesi durumunda, apolitik bir alternatife yönelebileceğini vurguladı.

Bu argüman, İran ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimler sırasında yeniden gündeme geldi. İran, boğazdan geçen petrol sevkiyatları için varil başına yaklaşık 1 dolarlık bir ücret alabileceğini ve ödemenin Bitcoin ile yapılabileceğini belirtti.

Kripto yazarı Jesse Tevelow ise X’te, bu önerinin gerçekleşip gerçekleşmemesinden ziyade, verilen mesajın önemli olduğunu ifade etti. Tevelow, “Bu teklifin hayata geçip geçmemesi ikincil. Asıl önemli olan verilen sinyal” dedi.

Tüm bu gelişmeler, makroekonomik stres dönemlerinde halen daha köklü bir güvenli liman olan altının rolünü ortadan kaldırmasa da, Bitcoin’in farklı bir konum edinmeye başladığını gösteriyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ccn.com