Hızlı özet:
• Tesla sonuçları 28 Ocak piyasa kapanışı sonrası açıklanacak ve piyasa bu bilançoyu şirketin düşen otomotiv kârlarını yapay zeka ve robotik vizyonuyla telafi edip edemeyeceğini test etmek için kullanacak.
• Konsensüs beklenti 24,5 milyar dolar gelir ve 0,30 dolar hisse başına kâr seviyesinde. Odak noktası ise eriyen marjların nerede taban yapacağı olabilir.
• ABD’de elektrikli araç iş kolundaki pazar payı kaybı ve artan hammadde maliyetleri hisse üzerinde baskı yaratırken; enerji depolama biriminin rekor performansı bilançonun kurtarıcısı rolünü üstlenebilir.
• Robotaksi lansman takvimi ve tam otonom sürüş abonelik modelinin nakit akışına etkisi, 2026 hikayesini satın alan yatırımcılar için en kritik belirleyici.
• Opsiyon piyasası, bilanço sonrası hissede yaklaşık %6 civarında bir volatilite fiyatlıyor.
Tesla, yatırımcılar nezdinde artık sadece elektrikli araç satan bir üretici değil. Şirket, geleneksel otomotiv işindeki yavaşlamayı, otonom sürüş ve enerji depolama alanındaki agresif büyüme hikayesiyle dengelemeye çalışan hibrit bir teknoloji devine dönüşmüş durumda. Piyasa, şirketin araç satış verilerinden ziyade, Elon Musk’ın vadettiği otonom geleceğin finansal tablolara ne zaman somut bir kâr olarak yansıyacağına kilitlenmiş vaziyette.
Dolayısıyla 28 Ocak’ta piyasalar kapandıktan sonra ilan edilecek finansal sonuçlar, yalnızca zorlu geçen bir 2025’in kapanışı olmakla kalmayacak; aynı zamanda şirketin 300’ü aşan F/K oranını haklı çıkaracak büyüme motorlarının 2026’da devreye girip girmeyeceğini de test edecek.
Tesla’nın yarınki bilançosunda otomotiv brüt marjlarının istikrar kazanıp kazanmadığı, Austin’de güvenlik sürücüsü olmadan test edilmeye başlanan robotaksilerin yayılma hızı ve enerji biriminin artan katkısı, hisse fiyatının yönünü tayin edecek en temel belirleyiciler olabilir.
Piyasa bu çeyrekte ne kadar gelir ve kâr bekliyor?
Piyasa beklentisi, bu çeyrekte Tesla’nın hem gelir hem de kâr tarafında yıllık bazda küçülme göstermesi yönünde.
Konsensüs, çeyrek gelirinin yaklaşık 24,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyor. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %4,7’lik bir daralma anlamına geliyor. Otomotiv satışlarındaki zayıflığa rağmen, enerji depolama ve hizmet gelirlerindeki artışın bu düşüşü bir miktar frenlemesi bekleniyor.

Kârlılık tarafında ise tablo çok daha sert. Beklenti, hisse başına kârın 0,30 dolar seviyesinde gelmesi yönünde. Bu, yıllık bazda yaklaşık %55’lik bir düşüşe işaret ediyor. Kârlılık üzerindeki bu baskının temel nedeni sadece fiyat indirimleri değil; aynı zamanda bakır ve alüminyum gibi kritik hammaddelerin fiyatlarındaki artışın üretim maliyetlerini yükseltmesi ve marjları sıkıştırması.

Yatırımcıların bu çeyrekte görmek isteyeceği şey, gelir kalemleri arasındaki bu makasın nasıl yönetildiği olacak. Otomotiv gelirlerinin 17,3 milyar dolar ile %12,5 küçülmesi beklenirken, Enerji Üretimi ve Depolama gelirlerinin yaklaşık %25 artışla 3,82 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Yani piyasa, otomotivden kaybedileni enerjiden kazanma tezinin çalışıp çalışmadığını sorgulayacak.
Elektrikli araç segmentinde pazar payı yeniden yükselişe geçti
Tesla’nın bilanço sonrası fiyatlamasında en kritik başlıklardan biri, şirketin ana iş kolundaki konumunu ne ölçüde güçlendirebildiği olacak. Uzun süre ABD elektrikli araç pazarının açık ara lideri olan şirket için veriler son yıllarda belirgin bir aşınmaya işaret etmişti.
Nitekim 2022 başında %74,8 ile pazarı domine eden Tesla’nın payı, kademeli bir gerilemeyle 2023 sonunda %50 bandına, 2025’in üçüncü çeyreğinde ise %40,9 seviyesine kadar inmişti.
Ancak son açıklanan rakamlar, 2025’in dördüncü çeyreğinde pazar payının %59’a yükseldiğini göstererek, uzun süredir devam eden düşüş eğiliminin ardından anlamlı bir toparlanmaya işaret etti. Bu görünüm, Tesla’nın rekabet baskısına rağmen konumunu yeniden güçlendirmeye başladığına dair bir sinyal olarak okunabilir.

Enerji ve hizmetler artık yan hikaye değil, ana hikayenin bir parçası
Otomotiv tarafı zorlanırken, Tesla’nın enerji ve hizmetler birimleri, bilançonun dengesini sağlayan kritik bir unsur haline geldi.
Dördüncü çeyrekte 14,2 GWh’lik rekor bir depolama dağıtımı gerçekleştiren şirketin, enerji segmentinden elde edeceği gelirlerin yıllık bazda %30’a yakın büyümesi bekleniyor. Daha da önemlisi, enerji işinin kârlılığı artık otomotiv tarafındaki zayıflığı dengeleyen bir unsur. Hizmetler tarafında ise tam otonom sürüş aboneliklerinin ve şarj ağının katkısıyla gelirin %18,5 artış ile 3,37 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
Yatırımcılar bu çeyrekte, enerji ve hizmet gelirlerinin toplam ciro içindeki payının artıp artmadığını yakından izleyecek. Bu dönüşüm, Tesla’nın döngüsel bir otomobil üreticisinden, daha öngörülebilir gelirleri olan bir enerji ve yazılım şirketine evrildiğini kanıtlaması açısından hayati önem taşıyor.
Robotaksi ve otonom sürüş: Hikâyenin satın alındığı yer
Tesla’nın değerlemesini ayakta tutan ana unsur, Robotaksi ve tam otonom sürüş hikayesi. Piyasa, 2025 finansallarını bir geçiş dönemi olarak kabul etse de, 2026’yı otonom sürüşün ticarileşeceği yıl olarak fiyatlıyor.
Elon Musk’ın Austin’de güvenlik sürücüsü olmadan robotaksi testlerine başlandığını duyurması heyecan yaratsa da, yatırımcılar Cybercab üretiminin ne zaman ölçekleneceğine dair somut bir yol haritası istiyor. Tam otonom sürüşün 8.000 dolarlık peşin satıştan aylık 99 dolarlık abonelik modeline geçişi uzun vadeli gelir görünürlüğünü artırsa da, kısa vadede nakit akışını baskılayabilir.
Buradaki kritik ayrım şu: Yönetim 2026 için vereceği yönlendirmede, büyümenin kaynağını sadece yeni uygun fiyatlı modellere mi dayandıracak, yoksa Robotaksi filolarından gelecek somut bir gelir akışını taahhüt edebilecek mi?
Musk’ın “üretim başlangıçta azap verici derecede yavaş olacak” uyarısı akıllardayken, piyasa netlik arayışında olacak.
Brüt kar marjlarında segmentler arası ayrışmalar belirginleşiyor
Tesla’nın segmente göre brüt kâr marjları, son dönemde iş modelindeki dönüşümün izlerini net biçimde ortaya koyuyor.
Otomotiv tarafında marjlar aşağı yönlü bir eğilim izlerken, fiyat indirimleri ve rekabet baskısının kârlılığı sınırladığı görülüyor. Buna karşılık enerji segmenti güçlü bir ivme yakalayarak grubun en yüksek marjlı alanı hâline gelmiş durumda; batarya depolama projeleri ve ölçek ekonomileri bu tabloyu destekliyor. Hizmetler tarafında ise dalgalı seyir korunmakla birlikte son çeyreklerde toparlanma sinyalleri öne çıkıyor.
Genel çerçevede Tesla’nın kârlılık hikâyesi, otomotivden ziyade enerji iş kolunun giderek daha kritik bir rol üstlendiğine işaret ediyor.

Bir otomobil üreticisi mi, yoksa yapay zeka devi mi?
Tesla hisseleri, 300’ü aşan F/K oranıyla geleneksel otomotiv şirketlerinden tamamen ayrışmış durumda. Bu değerleme, şirketin bir otomobil üreticisi olarak değil, bir yapay zeka ve robotik şirketi olarak fiyatlandığını gösteriyor.
Ancak bu yüksek çarpan, hata payını ortadan kaldırıyor. Piyasa, Tesla’yı 2026 ve sonrasındaki Robotaksi potansiyeline göre fiyatlıyor. Eğer yönetim, 2026 teslimat hedefleri veya teknolojik ilerleme konusunda güven verici bir tablo çizemezse, mevcut değerlemenin savunulması zorlaşabilir.
Bilanço sonrası fiyatlama açısından en önemli şey, Musk’ın yeni bir anlatı sunup sunamayacağı olacak. Zayıf geçen bir 2025’in ardından, 2026 büyüme hikayesinin inandırıcı olması şart.
Görüşler net biçimde ikiye ayrılıyor
İyimser tarafta Wedbush, şirketi bir otomobil üreticisinden çok bir yapay zeka platformu olarak konumlandırarak 600 dolarlık hedef fiyatla 2026’ya kadar 2–3 trilyon dolarlık piyasa değerine işaret ederken, ARK Invest’ten Cathie Wood robotaksi modelinde %70–80 marjların oyunun kurallarını değiştirebileceğini savunuyor; Morgan Stanley ise enerji depolama iş kolunu Tesla’nın çoğu zaman göz ardı edilen ancak büyümeyi hızlandırabilecek ana motoru olarak görüyor. Bu cephe, robotaksi ağının ölçeklenmesi, Optimus insansı robotunun uzun vadeli potansiyeli ve enerji tarafındaki hakimiyetin değerlemeyi yeniden tanımlayabileceğini öne çıkarıyor.
Temkinli tarafta ise UBS, 307 dolarlık hedef fiyat ve sat tavsiyesiyle mevcut değerlemenin temellerden koptuğunu belirtirken, teslimatlardaki zayıflama, artan rekabetin marjları baskılaması ve yapay zeka takviminin belirsizliği öne çıkarılıyor; ayı senaryosuna göre en iyimser varsayımlar altında bile robotaksi gelirleri 2026–2027’de toplam ciroya anlamlı katkı sunmuyor ve hisse zaten kusursuz bir geleceği fiyatlıyor.
Bilanço öncesi opsiyon piyasalarında nasıl bir hamle alabilirsin?
Opsiyon piyasaları bilanço sonrasında aşağı veya yukarı yönlü olmak üzere %6’lık bir fiyat hareketine işaret ediyor.

Geçmişteki fiyat hareketi aralık tahminleri ve gerçekleşen hareketlere baktığımızda son 5 çeyreğin 4’ünde bilanço sonrası pozitif kapanış gözlemlendi. Bu 5 çeyrekteki kapanışların 1 tanesi pozitif, bir tanesi ise negatif şekilde tahmin edilen tahmin aralığının dışına çıktı.
Açık pozisyon ve hacim bize ne gösteriyor?
Burada bir diğer önemli gösterge, açık pozisyonların hangi fiyat seviyelerinde yoğunlaştığını izlemektir; çünkü açık pozisyon büyüklüğü, piyasada o noktada hâlâ taşınan kontratlar olduğunu ve yatırımcı ilgisinin sürdüğünü yansıtır.
Buna ek olarak işlem hacmini takip etmek de kritik öneme sahiptir. Zira açık pozisyonların bir kısmı aylar önce oluşturulmuş ve güncel haber akışından bağımsız şekilde taşınıyor olabilir. Hacim ise belirli bir dönemde gerçekleşen işlemleri gösterdiği için, son gelişmelerin ardından piyasanın yön beklentisine dair daha güncel bir sinyal sunar.
Bilanço sonrası dönemde yatırımcıların Tesla’ya yaklaşımını daha sağlıklı okumak ve olası sert fiyat hareketlerinin etkisini dengelemek adına ileri vadeli bir opsiyon tarihi tercih etmek daha temkinli bir yaklaşım olacaktır. Hem açık pozisyon hem de hacim açısından likiditesi yüksek olması nedeniyle, örneği 20 Şubat 2026 vadeli opsiyonlar üzerinden ele alalım.
20 Şubat 2026 vadeli işlemlerde şu noktalar dikkat çekiyor:
- 430 dolar alım opsiyonu: yaklaşık 4.900 açık pozisyon, 6.600 hacim
- 440 dolar alım opsiyonu: yaklaşık 7.100 açık pozisyon, 2.200 hacim
- 450 dolar alım opsiyonu: yaklaşık 10.600 açık pozisyon, 5.600 hacim
- 500 dolar alım opsiyonu: yaklaşık 23.300 açık pozisyon, 4.100 hacim
- 350 dolar satım opsiyonu: yaklaşık 10.000 açık pozisyon, 479 hacim
- 420 dolar satım opsiyonu: yaklaşık 9.100 açık pozisyon, 522 hacim
- 440 dolar satım opsiyonu: yaklaşık 6.000 açık pozisyon, 8.500 hacim
- 450 dolar satım opsiyonu: yaklaşık 6.900 açık pozisyon, 1.340 hacim
Bu noktalara baktığımızda hem alım hem de satım kısmının 26 Ocak kapanış seviyesi olan 435 dolar seviyesinin yakınında, 420-450 dolar bandında yoğunlaştığını görüyoruz.
Açık pozisyon sayılarında gördüğümüz yakınlık ise, yukarıda da bahsettiğimiz zıt görüşleri doğrular nitelikle.
Son olarak hissedeki put/call rasyosunun 0,81 olduğundan bahsetmekte fayda var. Bu oran Ocak 2026 için en yüksek seviyede. Aynı zamanda oranın bundan önceki 4 günde de oranın 0,77 oluşu, düşüş bekleyen tarafın sayısının bugün itibariyle yükseldiğini gösteriyor.
Görüşlerin bu kadar ayrıştığı bir durumda en mantıklı şey, hamleleri yatırımcı profiline göre kurgulamak:
- “Şirketin vizyonuna ve geleceğine inanıyorum, yükseliş bekliyorum” diyen yatırımcı
Bu yatırımcı profili için en sade yaklaşım, doğrudan call opsiyonu satın almak olacaktır. Bu çerçevede opsiyon piyasasının 430-450 dolar bandını öne çıkardığı görülüyor. 26 Ocak kapanışı itibarıyla hisse 435 dolar seviyesinde.
Burada asıl belirleyici unsur kullanım fiyatının isabetli seçilmesi. Call opsiyonda kullanım fiyatı ne kadar düşükse, maliyet o kadar yüksek olur. Açık pozisyonlara baktığımızda yatırımcıların maliyetlerini kontrol altında tutmak adına daha çok paranın dışında olan 450 dolar kullanım fiyatlı call opsiyonu tuttuğunu görüyoruz.
Bu yapı altında, bilanço sonrası olumlu bir senaryoda yatırımcı kârlı konuma geçebilir.
- “Elimde Tesla hissesi var, sınırlı bir yükseliş bekliyorum” diyen yatırımcı
Bu görüşü taşıyan bir yatırımcı için öne çıkan yaklaşım, 500 dolar kullanım fiyatlı covered call stratejisidir.
Bu strateji kapsamında yatırımcı, hisse fiyatındaki olası artıştan faydalanırken aynı zamanda opsiyon primi toplayarak toplam getirisini destekler. Ancak sert bir yükseliş gerçekleşmesi halinde, hisselerini bu seviyeden satmayı peşinen kabul etmiş olur. Bu yüzden covered call stratejisinde kullanım fiyatını güncel hisse fiyatından uzakta tutmak yatırımcı için daha güvenli. 26 Ocak kapanışı itibariyle hisse fiyatının 500 dolarlık kullanım fiyatı seviyesine gelmesi için yaklaşık %15 yükselmesi gerekiyor.
Stratejinin en önemli risk unsuru da budur: hissenin beklentilerin üzerinde yükselmesi. Örneğin fiyat 500 doların üstüne taşınırsa, yatırımcı ek kazanç fırsatını sınırlamış olur.
- Düşüş bekleyen ve düşüşten fayda sağlamak isteyen yatırımcı
Bu yatırımcı profili için en klasik yaklaşım, put opsiyonu satın almaktır. Amaç; hissesi bulunan yatırımcılar açısından aşağı yönlü riski sınırlamak, hisse taşımayanlar için ise olası düşüşten kazanç elde etmektir.
Opsiyon piyasasındaki yoğunlaşmanın işaret ettiği 420-440 dolar aralığı, put stratejisi açısından makul seviyeler olarak öne çıkıyor.
Bunun yanında, beklenen geri çekilmenin sert olacağı düşünülüyorsa, ATM seviyesinden daha düşük kullanım fiyatlarına sahip put opsiyonları tercih edilerek prim maliyeti görece düşük tutulabilir. Bu doğrultuda put opsiyonunun içsel değerinin olmasını önemseyen ve daha fazla maliyete rağmen daha az risk almak isteyen yatırımcılar 440 dolar, maliyetini daha kontrol altında tutmak isteyen yatırımcılar 420 dolar seviyesini tercih edebilir.
- “Hisseyi aşırı değerlenmiş buluyorum, ama düşerse de almak isterim” diyen yatırımcı
Bu yatırımcı profili için en uygun yaklaşımlardan biri cash-secured put stratejisidir. Opsiyon piyasasında 350 dolar seviyesinde gözlenen açık pozisyon sayısı, piyasanın bu bölgeyi potansiyel bir destek alanı ya da alım fırsatı olarak gördüğüne işaret ediyor. Hissenin bu seviyeye gerilemesi 26 Ocak kapanış fiyatı itibariyle %20’ye yakın düşüş sergilemesi gerekiyor.
Bu stratejide yatırımcı, hisseyi mevcut fiyatından almak yerine belirlediği daha düşük bir seviyeden almayı kabul ederken prim geliri elde eder; vade sonunda fiyat bu bölgeye gerilemezse toplanan prim doğrudan kâr olarak kalır. Hisse aşağı yönlü hareket ederse de, elde edilen prim sayesinde efektif maliyet piyasa fiyatının altına düşer ve pozisyon daha avantajlı bir seviyeden portföye eklenmiş olur.
- “Yönü farketmeksizin sert hareket bekliyorum” diyen yatırımcı
Bu noktada en rasyonel yaklaşım, hissenin hem yukarı hem de aşağı yönlü güçlü bir hareket yapacağı beklentisine dayanan straddle stratejisidir. Ancak bilanço öncesi dönemde volatilitenin yükselmesi nedeniyle bu opsiyonlar genellikle pahalı olur; dolayısıyla kâra geçebilmek için fiyatın bulunduğu seviyede oyalanmaması gerekir.
Eğer hisse sert bir şekilde yukarı ya da aşağı yönelmezse, ödenen primler zaman içinde erir ve pozisyon zarar yazar. Bu nedenle straddle, yalnızca “fiyatlama tarafında belirgin bir kırılma yaşanacak” görüşüne sahip yatırımcılar için uygun bir tercihtir.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı