Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, sekiz gün önce dünyanın modern tarihteki en büyük enerji arzı şokuyla karşı karşıya olduğunu açıklamıştı. Birol, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı “1973, 1979 ve 2022’de yaşananların toplamından daha ciddi” olarak nitelendirmişti. Günde 12 milyon varil petrolün piyasadan çekilmesi, 1970’lerdeki iki büyük petrol krizinin toplamından fazla. Bu durum, Ukrayna kriziyle kıyaslandığında iki kat daha ağır bir küresel enerji sıkışıklığı anlamına geliyor.
Ancak bu tablo, iki hafta dolmadan piyasalarda tamamen değişti. Çarşamba günü SPDR S&P 500 ETF Trust (SPY) üzerinden takip edilen S&P 500 endeksi 7.002 seviyesini aşarak yeni bir zirveye ulaştı ve sadece 11 seansta %10’luk bir yükseliş kaydetti. Reel ekonomide hâlâ tarihin en büyük enerji şokunun etkileri hissedilirken, finansal piyasalar bu krizin geride kaldığını fiyatlamaya başladı. S&P 500 endeksi, çatışma başlamadan önceki seviyesinin de üzerine çıktı. Hisse piyasası açısından bakıldığında, savaş hiç yaşanmamış gibi bir tablo oluştu.
Gerçeklikten kopan bir yükseliş
Ham petrol fiyatı varil başına 90 dolar civarında seyrediyor ve bu seviye savaş öncesine göre yaklaşık 30 dolar daha yüksek. Hürmüz Boğazı’ndan geçen tanker trafiği ise hâlâ normalin çok altında. Buna rağmen hisse piyasalarında klasik bir V tipi toparlanma yaşandı.
Yardeni Research Başkanı Ed Yardeni, bu hafta yaptığı değerlendirmede, “Borsa açısından bakıldığında, yeni bir gelişme olana kadar savaş bitmiş sayılır” dedi. Yardeni’ye göre, Nisan 2026’daki bu yükseliş, geçen yıl 9 Nisan’da Trump’ın Kurtuluş Günü gümrük vergilerini ertelemesiyle başlayan ve jeopolitik satış dalgasından sonra yaşanan hızlı toparlanmanın bir benzerini oluşturuyor.
Wall Street’teki analistler, İran’daki savaşa rağmen S&P 500 için yıl sonu hedeflerini neredeyse hiç değiştirmedi ve beklentiler 7.500 puan civarında kalmaya devam etti. Yardeni ise endeks için 7.700 puanlık bir hedef belirledi ve bu, piyasa konsensüsünün üzerinde. Piyasalar yalnızca iyimser değil, aynı zamanda beklentilerin de önünde gidiyor; çözümü, verilerde henüz görünmeden fiyatlamaya başladılar. Beyaz Saray’ın önce geçici bir ateşkes sağlaması, ardından petrol fiyatlarının 100 doların üzerine kalıcı şekilde çıkmasını engellemesi de bu yeniden fiyatlamada etkili oldu.
İki sinyal, biri kırılacak
Çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın “kalıcı olarak açık” olduğunu ilan etti. Ancak tanker akışı hâlâ ciddi şekilde kısıtlı. Trump, 90 dolarlık petrol fiyatının yönetilebilir olduğunu savundu ve seçimler öncesinde benzin fiyatlarının düşeceği sözünü verdi.
Aynı gün AAA verileri, ABD’de benzin fiyatlarının galon başına 4,10 dolar seviyesinde kaldığını ve savaş öncesine göre hâlâ 1,12 dolar daha yüksek olduğunu gösterdi. Trade Nation kıdemli analisti David Morrison’a göre, yatırımcılar savaşın yakında sona ereceğine dair pozisyon alıyor. Bu beklenti, Brent petrol vadeli işlemlerinde de görülüyor; yıl sonuna kadar olan kontratlarda fiyatlar, mevcut spot seviyelerin oldukça altında.
Morrison, “Buradaki asıl mesele sadece savaşın bitmesi değil, Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden açılması. Boğaz hâlâ İran’ın kontrolünde ve ABD, bölgedeki İran limanlarına yapılan sevkiyatları engellemeye devam ediyor” dedi.
Trump’ın iletişimde ustaca bir hamle mi yaptığı yoksa kafa karıştırıcı bir tablo mu yarattığı şu an için önemli olmayabilir. S&P 500 yeni rekorlar kırıyor. Modern tarihin en büyük enerji şoku ilan edileli henüz 10 gün bile olmadı.
Bu iki sinyalden biri yanlış.
Piyasanın bir sonraki aşaması, hangi sinyalin doğru olduğuna göre şekillenecek.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Benzinga