Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sorularını yanıtladı. Küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkilerini değerlendiren Şimşek, özellikle Orta Doğu’da devam eden savaşın enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki yansımalarına dikkat çekerek, yaşanan şokun enflasyona en az 5 puanlık ek baskı oluşturduğunu belirtti.
Bakan Şimşek’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
Savaşın enflasyona etkisi
Hürmüz Boğazı çevresinde ciddi bir petrokimya üretimi bulunduğunu, gübre üretiminin üçte birinden fazlasının bu bölgede gerçekleştiğini belirten Şimşek, gübreden çip üretimine kadar birçok ham maddenin burada işlendiğini veya ham madde olarak buradan sağlandığını söyledi. Bu nedenle bölgedeki gelişmelerin küresel fiyatlamaları etkilediğini, örneğin giyimdeki artışların da petrokimya ürünlerinden kaynaklandığını ifade etti. Petrol fiyatlarının birincil, diğer emtia ve ürünlerin ise ikincil etkiler yarattığını vurgulayan Şimşek, bu şokun küresel büyümeyi ve enflasyonu etkilediğini, enflasyondaki yükselişin ise küresel faizleri ve büyümeyi baskıladığını dile getirdi. Türkiye gibi petrol ve petrokimya ürünlerini dışarıdan temin eden ülkelerin dış dengesinin de bu nedenle bozulduğunu belirtti. Ticaretin ve ihracatın da bu çok boyutlu şoktan etkilendiğini söyledi.
Başlangıçta savaşın birkaç hafta içinde sona ereceği beklentisinin olduğunu, ancak 200 gün geçtiğini ve şokun öngörülenden uzun sürdüğünü belirten Şimşek, bugünkü şokun küresel petrol arzına etkisinin geçmişte yaşanan şoklardan daha büyük olduğunu ifade etti. Bu şok yaşanmasaydı enflasyonun %20’nin biraz altında veya biraz üzerinde olabileceğini, mevcut fiyatlamalara göre ise en az 5 puanlık ilave bir etki oluştuğunu söyledi. Sürecin uzaması halinde etkilerin daha da yoğunlaşabileceğini ekledi.
OVP ve enflasyon hedefleri
Dünyanın karmaşık bir yapısı olduğunu, bu nedenle ekonomistlerin modellerle dünyayı basitleştirdiğini belirten Şimşek, örneğin petrolün varil fiyatı 90 dolar olursa enflasyonun ne olacağına dair varsayımlar yapıldığını söyledi. Her ihtimale karşı senaryolar hazırlandığını, geçen yıl OVP hazırlanırken piyasa ve uluslararası kurumların 2026’da petrolün varil fiyatını 65 dolar olarak beklediğini, ancak fiyatın 118 dolara kadar çıktığını ifade etti. Bu tür şokların öngörülüp programa dahil edilmesinin mümkün olmadığını, geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklığın da etkili olduğunu, ancak enflasyon hedefleri tutmadığında bu tür gerekçelere sığınmadığını belirtti. Savaşın etkisinin önemli ve yönetilebilir bir şok olduğunu, OVP’nin de önemli makro riskleri yönetmek için tasarlandığını söyledi. 2023’te yaşanan büyük depremin ardından Türkiye’nin ciddi bir kaynak ihtiyacı olduğunu, bu kaynağın piyasadan sağlanmaması halinde enflasyonun üç haneli rakamlara çıkabileceğini vurguladı. 2023-2024’te önceliğin makro finansal ihtiyaca, 2024-2025’te ise dezenflasyonun başlamasına ve cari dengenin yönetilebilir düzeyde tutulmasına verildiğini, bu amaçla rezerv biriktirildiğini ifade etti.
Rezervlerdeki artış
Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın zorlu olduğunu ve sürekli şoklar yaşandığını belirten Şimşek, bu nedenle şoklara karşı tampon oluşturduklarını ve rezerv biriktirdiklerini söyledi. Brüt rezervlerin 2023 ortasında yaklaşık 98,5 milyar dolar olduğunu, şubat sonunda ise 210 milyar dolara kadar çıktığını, savaşın etkisiyle şu anda 160 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirtti. 160 milyar doların bile 2023 ortasına göre ciddi bir artış anlamına geldiğini, mevcut seviyelerin hâlâ değerli ve önemli olduğunu vurguladı. Rezervlerin üç aylık ithalata yetmesinin yeterli kabul edildiğini, Türkiye’nin rezervlerinin ise yaklaşık beş aylık ithalata karşılık geldiğini söyledi.
KKM’nin etkisi ve bütçe disiplini
Türkiye’nin bilançosunun sadece Kur Korumalı Mevduat uygulamasıyla 143 milyar dolar iyileştiğini belirten Şimşek, bugün o dönemdeki gibi bir durumun olmadığını, o dönemde yaşanacak ciddi bir kur hareketinin Merkez Bankası tarafından para basılarak karşılanmasının enflasyonist etki yarattığını, ancak bu dönemin geride kaldığını ifade etti.
Bütçenin de çok önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, geçen yıl bütçe açığının milli gelire oranını 100 lirada 2,9 liraya düşürdüklerini, oysa 2023 ortasında deprem, seçim, EYT ve KKM uygulamalarının devam ettiği bir ortamda tedbir alınmazsa bu oranın 9,8 liraya çıkabileceğini söyledi. Alınan tedbirlerle bu açığın 5 liraya indirildiğini, tasarruf ve diğer önlemler sayesinde bütçe disiplininin sağlandığını belirtti.
Deprem harcamaları ve mali alan
Bugünkü fiyatlarla deprem için şu ana kadar 4,1 trilyon lira harcandığını, bunun yaklaşık 93 milyar dolara karşılık geldiğini ve tamamının bütçeden karşılandığını ifade etti. Bu harcamalara rağmen geçen yıl bütçe açığının düşük tutulduğunu, Avrupa Birliği’nin Maastricht kriterine göre bütçe açığının milli gelire oranının %3’ün altında olmasının iyi kabul edildiğini, geçen yıl gelişmekte olan ülkelerde bu oranın ortalama %5,9 olduğunu, Türkiye’de ise %2,9 olarak gerçekleştiğini söyledi. Maastricht kriterinin de altında kalındığını vurguladı.
Sıkılaşmanın faydasına ilişkin olarak, savaşın başlaması ve petrol fiyatlarının hızla yükselmesiyle hangi tedbirlerin alınabileceğinin değerlendirildiğini, kısa, orta ve uzun vadeli önlemlerin birlikte düşünüldüğünü belirtti.
Eşel mobil sistemi devreye alındı
Cumhurbaşkanının takdiriyle eşel mobil sisteminin devreye alındığını, bu sistem sayesinde petrol fiyatlarındaki artışın vatandaşa tam olarak yansıtılmadığını söyledi. Petrolün varil fiyatının 115, 120 hatta 118 dolara kadar çıktığı dönemlerde, fiyatların pompaya tamamen yansıması halinde akaryakıt fiyatlarının çok daha yüksek olacağını belirtti.
Savaştan bir gün önce Ankara’da mazotun litre fiyatının yaklaşık 60 lira, benzinin ise yaklaşık 59 lira olduğunu, fiyat artışları tamamen yansıtılsaydı mazotun litre fiyatının 95 liranın üzerine, benzinin ise 80 lira civarına çıkacağını ifade etti.
Bütçenin iyi yönetilmesi, tasarruf tedbirleri, zamanında yapılan düzenlemeler ve kayıt dışılıkla mücadele sayesinde eşel mobil sisteminin devreye alındığını, böylece vatandaşların, esnafın ve ihracatçının bu şoka karşı önemli ölçüde korunduğunu söyledi. Türkiye’de taşımacılığın kamyonlarla yapıldığını, bu nedenle sadece otomobil kullananları değil, üreticiyi, ihracatçıyı, esnafı ve tüm ekonomiyi etkileyen bir konu olduğunu vurguladı.
Ham petrol fiyatlarındaki artışın pompaya tam olarak yansıtılmasının önüne geçildiğini, yaklaşık %75 oranında vergi gelirinden feragat edilerek vatandaşların, esnafın, ihracatçının ve üreticinin bu şoka karşı korunduğunu, bütçede alan olmasa bunun yapılamayacağını belirtti.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: dunya.com