SDV Yatırım Direktörü: Hisse arzı artışı boğa piyasası için en gözden kaçan risk

Google News Icon Takip Et

Piyasalardaki yükselişin arkasındaki gizli güç: Hisse arzı yeniden artarsa borsalar yükselmeye devam edebilir mi?

Çoğu yatırımcı, şirket kârları, değerlemeler ve Fed politikası gibi başlıklara odaklanıyor. Ancak son dönemdeki boğa piyasasının en büyük itici güçlerinden biri, negatif net hisse arzı oldu; yani şirketler, piyasaya sürdüklerinden daha fazla hisse geri alımı yaptı. Şimdi ise asıl soru, bu dinamiğin değişip değişmediği.

Yapay zekâ yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte, şirketlerin dış kaynaklardan daha fazla sermaye bulması gerekebilir. Bu da yeni hisse ve borç ihracı anlamına geliyor ya da şirketler hisse geri alımlarını ve nakit dağıtımlarını azaltabilir. Aynı zamanda yatırımcılar, Fed’in daha yumuşak bir politika izlemesinin likidite koşullarını nasıl etkileyeceğini anlamaya çalışıyor. Halka açık ve özel piyasalarda 15 yılı aşkın deneyime sahip bir piyasa analisti ve 500 milyon dolar yönetilen varlığa (AUM) sahip küresel yatırım firması SDV’nin Yatırım Direktörü Alexander Lis’e göre, bu iki eğilimin kesişimi, gelecekteki piyasa getirileri açısından kâr büyümesinden daha önemli olabilir.

Yatırımcılar genellikle kârlar ve Fed politikası hakkında konuşuyor. Siz neden hisse arzına odaklanıyorsunuz?

Kârlar ve Fed politikası elbette önemli ve en çok dikkat çeken başlıklar. Kârlar bize şirketlerin temel durumunu gösterir, para politikası ise özellikle kaldıraçlı ürünlerde yatırımcı talebini anlamamıza yardımcı olur. Ancak arz tarafını da analiz etmek en az bunlar kadar önemli. Sonuçta, arz ve talep dengesi hisse fiyatlarını belirler. Bu nedenle, hisse arzını takip etmek, Fed politikası, kârlar ve ekonomik büyüme kadar önemlidir.

Mevcut boğa piyasasında hisse geri alımlarının rolü ne kadar büyük oldu?

Goldman Sachs’a göre, S&P 500’de hisse geri alımları 2021-2025 arasında yıllık ortalama 948 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Endeksin bu beş yıllık dönemdeki ortalama piyasa değeri yaklaşık 45 trilyon dolardı. Yani geri alımlar, toplam piyasa değerinin yaklaşık %2’sini oluşturdu. Doğrudan matematiksel etkisi mütevazı görünse de, bu istikrar oldukça önemli. Daha da önemlisi, geri alımlar, yüksek hisse ihracı dönemlerinde arzı emerek piyasada sürekli bir talep zemini oluşturdu.

Bu durum değişiyor mu?

Bu dinamiğin 2026’da değişmesi bekleniyor. Goldman Sachs, S&P 500’de toplam yatırım harcamaları, Ar-Ge ve satın alımların bu yıl 775 milyar dolar artacağını öngörüyor. Şirketlerin bu ek maliyetleri yalnızca serbest nakit akışıyla karşılaması pek olası değil. İki seçenek var: Nakit dağıtımlarını (temettü ve geri alımlar) azaltmak ya da yeni borç ve hisse ihraç etmek. Büyük ihtimalle ikisinin birleşimiyle karşılaşacağız.

Yapay zekâ yatırımlarındaki patlama bu tabloya nasıl uyuyor?

Yapay zekâ yatırımlarındaki büyüme, büyük teknoloji şirketlerinin yatırım harcamalarına (CapEx) bağlı. Bu harcamaları finanse edebilme kapasiteleri kritik önemde. Hangi yöntem seçilirse seçilsin, borçlanmanın artması ya da geri alımların azaltılması, net hisse arzını ciddi şekilde etkileyecek. Eğer piyasalar bu ek arzı sorunsuzca absorbe edebilirse, yapay zekâ yatırım hikâyesi güçlü kalır.

Ancak şu ana kadar piyasalar bu yeni ihraç dalgasına hazır görünmüyor. Yarı iletken hisseleri güçlü performans sergilerken, büyük teknoloji şirketleri zayıf bir seyir izliyor ve yeni halka arz edilen SpaceX, açılış fiyatının oldukça altında işlem görüyor.

Bu önemli bir değişim. Yıllarca piyasa, yatırım harcaması tahminlerindeki her artışı olumlu karşıladı. Bugün ise yatırımcılar, bu teknoloji devlerinin altyapı yatırımları için ciddi sermaye artırmak zorunda kalmasına tepki gösteriyor. Bu dinamik, CEO’ları yeni bir yol haritası çizmeye zorlayacak. Geri alımları ciddi şekilde azaltmak bir seçenek; bu da yeni hisse ihracıyla ekonomik olarak neredeyse aynı etkiyi yaratır. Daha etkili bir alternatif ise büyük projeleri erteleyerek yatırım harcamalarını kısmak olur ki, bu da en çok yarı iletken hisselerini olumsuz etkiler.

Yeni Fed’in rolü nedir?

Pandemi döneminde net hisse ihracındaki önceki zirvenin, Fed’in bilançosunu agresif şekilde büyüttüğü döneme denk gelmesi tesadüf değil. Yatırımcıların yeni arzı talep etmesini sağlamak için destekleyici bir para politikası şart. Kolay finansal koşullar genel ekonomik büyümeyi destekler ve yatırımcıların hisse senetlerine ayıracak daha fazla sermayesi olur. Bol likidite, sabit getirili ürünlerin getirisini düşürür ve yatırımcıları tahvilden hisseye yönlendirir. Son olarak, kredi verenler daha fazla kaldıraç sağlamaya istekli olur ve piyasaya yeni sürülen hisselerin emilmesi için gerekli sermaye oluşur.

Yatırımcıların bugün gözden kaçırdığı en büyük risk nedir?

Bugün piyasada en çok gözden kaçan risk, yaklaşan hisse ve tahvil ihracı dalgası ile Fed’in destekleyici politikadan nötr bir duruşa geçmesi arasındaki yapısal uyumsuzluk. Açıkçası, bir şeylerin değişmesi gerekecek. Ya Fed yeniden bilançosunu büyütüp likidite sağlayacak ya da şirketler yeni ihraç iştahını ciddi şekilde azaltmak zorunda kalacak. İkisinden biri olmak zorunda.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Benzinga