Borsa Yatırım Fikirleri

Piyasada türbülans farklı yatırım stratejilerini nasıl etkileyebilir?

Piyasada türbülans farklı yatırım stratejilerini nasıl etkileyebilir?
Google News Icon Takip Et

Piyasa volatilitesi yatırım dünyasının bilindik bir parçası olsa da son dönemlerde hem makroekonomik şoklar hem de jeopolitik gelişmeler, borsalardaki iniş çıkışların gözle görülür şekilde artmasına yol açtı.

Her ne kadar bu oynaklık alışılagelen bir hareket olsa da fiyatlarda ciddi dalgalanmaların ne zaman geleceği her zaman öngörülemez ve bu da panik satışlarına yol açabilir. 

Böyle dönemlerde yatırımcılar iki zorlu sınavdan geçiyor: Düşen hisse fiyatları ve bu düşüş karşısında ani bir hamle yapma isteği.

DALBAR’ın son yatırımcı davranış araştırması, ortalama bir hisse senedi yatırımcısının 2024 yılında %16 getiri elde ettiğini gösteriyor. Bu oran, S&P 500’ün %23’lük getirisinin oldukça altında.

Bu fark, yatırımcıların genellikle piyasaların başarısızlığı nedeniyle değil, ani harekete geçme dürtüleri nedeniyle düşük performans gösterdiğinin bir kanıtı.

Morningstar’ın “Mind the Gap” araştırması da benzer bir sonuca işaret ediyor. Yatırım getirileri ile yatırımcı getirileri arasındaki fark, nakit akışlarının zamanlamasından, başka bir deyişle yatırımcıların ne zaman alım, satım, ekleme veya para çekme işlemleri yaptıklarından kaynaklanıyor. Dahası, volatil dönemlerde, bu davranış farkı daha maliyetli hale gelme eğiliminde.

Hareketsiz kalmanın önemi

Bu nedenle, böyle dönemlerde portföyleri yeniden yapılandırmaktan çok duyguları yönetmek daha önemli bir hale geliyor.

Büyük satış ortamlarında ortaya çıkan cazip seçenek, güvenli bir yere geçip durumun netleşmesini beklemek olabilir. Sorun şu ki, piyasalar korkunun doruğa ulaştığı anda alarm vermez ve toparlanma genellikle piyasa duyarlılığının hala çok kötü olduğu bir zamanda gerçekleşir.

👀 J.P. Morgan bu konuda somut bir istatistik veriyor: Son 20 yılda, borsanın en iyi 10 gününden 7’si, en kötü 10 günden birinin 15 günü içinde gerçekleşti.

Bu, yatırımcıların riskleri göz ardı etmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Aslında, risk yönetimi ve panik yönetimi arasındaki farka dikkat edilmesinin önemini ortaya koyuyor.

Böylesine bir görünüm karşısında yatırımcıların nasıl konumlanacağına dair senaryolar, uzun veya kısa vadeli bir yatırım konumlanması veya portföyün bölge ve varlık çeşitliliği gibi yatırım stratejileri kapsamında daha da önemli hale geliyor.

Uzun vadeli yatırım 

Yatırımlarını kısa süreli trendler yerine uzun vadeli değer arayışına göre düzenleyen, dengeli ve çeşitli bir portföye sahip bir yatırım stratejisi, piyasa genelinde değer kayıpları yaşanırken nispeten korunaklı bir konumda olabilir.

Ki portföy çeşitliliğinin de asıl amacı budur; piyasalarda geri çekilmeler olabileceğini kabul eden ve bunlara hazırlıklı olan portföylere bir koruma sunar. Omaha Kâhini Warren Buffett’ın bu sözleri bir özet niteliğinde:

“Bir hisse satın aldığınızda, bu hisseyi tutma konusunda endişeniz olmadığı sürece, hissenin %50 veya daha fazla düşmesine hazır olmalı ve bunu rahat bir şekilde karşılamalısınız.” 

Aynı zamanda bu, küresel bir borsa yatırım fonu veya hisse yatırımı için de geçerli. Uzun vadede yatırımınıza güveniyorsanız, fiyatlardaki geri çekilmeler ve volatilitenin artması yatırım yolculuğunun bir parçası haline geliyor. 

Aktif yatırım

Borsada daha aktif işlemlerle yönetilen bir portföy için ise piyasadaki düşüşler fırsat anlamına gelir. 

Uzun vadeli yatırım stratejisine benzer bir şekilde, portföyün özellikle en çok satılan hisselerinde ağırlık artırmak, gelir potansiyelini artırmak yararlı bir strateji olabilir. Bir yatırımı elinizde tutmaktan rahatsız değilseniz ve bunun temel nedeni değişmediyse, daha düşük bir fiyattan portföydeki ağırlığını artırmak potansiyel getirinizi artırabilir. 

Ayrıca, halihazırda sahip olduğunuz şirketlerdeki göreceli gücü veya potansiyel yeni yatırım fikirlerini incelemek için de iyi bir zamandır. Bunlar, piyasalar zor durumda olsa bile, endeksleri geride bırakan şirketlerdir. 

Dahası, düşüş dönemlerinde daha iyi performans gösteren şirketler, kurumsal alımları çekebilir ve genellikle piyasalar toparlandığında daha iyi performans göstermeye devam ederler. 

Bununla birlikte, bu piyasa ortamlarında yükselişe geçen tüm hisseler aynı fırsatı sunmayabilir. Örneğin, bazı savunma şirketleri veya petrol şirketleri, jeopolitik gerilimler azaldığında soğuyabilir.

Kısa vadeli yatırım

Çoğu yatırımcı uzun vadeli stratejileri önemser ancak azımsanmayacak sayıda yatırımcı, özellikle piyasalardaki volatilite arttığında kısa vadeli fırsatlar için harekete geçebilir. Bu strateji kapsamında birkaç araç öne çıkıyor.

Opsiyonlar: Volatilitenin arttığı ortamlarda put opsiyonları satın almak daha pahalı hale gelir. Ancak bear put spread, daha fazla düşüş riskine karşı koruma sağlamak için daha ucuz bir yöntem olabilir. 

Bu strateji, piyasadaki düşüşten kâr elde edilmesini sağlayan bir put opsiyonu satın alırken, maliyeti düşürmek için daha uzak bir out-of-the-money put opsiyonu satmayı içerir. 

Bununla birlikte yüksek volatilite ortamında opsiyonlar karmaşık bir hal alabilir. Aktif, kısa vadeli yatırımcılar için bu karmaşadan daha basit yollar sunan alternatifler de mevcut.

Ters ETF’ler: Ters ETF’ler, S&P 500, Kospi veya FTSE 100 gibi bir endeksin tersi yönde hareket etmek üzere tasarlanmıştır. Endeks düştüğünde Ters ETF yükselir, endeks yükseldiğinde Ters ETF düşer. Genellikle endeksin tersi günlük getirisini takip etmek üzere oluşturulurlar.

Ters ETF’lerin getirileri kolayca takip edilir. Endeks o gün %1 düşerse, Inverse ETF yaklaşık %1 yükselecek şekilde tasarlanmıştır.

Ancak bazı dezavantajları da vardır. Bu fonlar günlük olarak yeniden dengelendiği için, genellikle uzun vadeli riskten korunma yerine kısa vadeli kullanım için daha uygundur. 

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Finimize, Saxo