Küresel piyasalarda fiyatlamalar son dönemde Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim ve enerji fiyatlarındaki yükseliş etrafında şekillenmeye devam ediyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları sonrasında özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kesintiler petrol piyasasında ciddi bir arz riski yaratırken, Brent petrolün yeniden 100 dolar seviyesinin üzerine çıkması enflasyon beklentilerinin de yukarı yönlü revize edilmesine yol açtı.
Küresel enerji ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik hattın kapalı kalması halinde petrol ve doğalgaz sevkiyatında aksaklıkların devam edebileceği, bunun da küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluştururken enflasyonu yukarı taşıyabileceği değerlendiriliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın stratejik rezervlerden yaklaşık 400 milyon varil petrol piyasaya sürülmesi yönündeki kararı kısa vadeli bir rahatlama sağlasa da, bu adımın arz risklerini kalıcı olarak ortadan kaldırmak için yeterli olmayabileceği belirtiliyor.
Jeopolitik gelişmeler yalnızca emtia fiyatlarını değil para politikası beklentilerini de hızlı şekilde değiştirmiş durumda.
İran saldırısından hemen önce piyasalarda Fed’in yıl sonuna kadar toplamda yaklaşık 61 baz puan faiz indirimi yapacağı fiyatlanırken, son gelişmeler sonrasında beklenti yalnızca 24 baz puanlık bir indirime geriledi.
Benzer şekilde Avrupa Merkez Bankası için yıl sonuna kadar sınırlı bir faiz indirimi beklenirken, artık faiz artışı ihtimali konuşulmaya başladı.
İngiltere Merkez Bankası’na ilişkin beklentiler de indirim senaryosundan artış yönüne kaymış durumda.
Japonya Merkez Bankası tarafında değişim daha sınırlı kalsa da, genel tablo büyük merkez bankalarının para politikası patikasının daha şahin bir noktaya doğru revize edildiğini gösteriyor.
Bu hafta Fed, AMB, BoE ve BoJ toplantıları piyasa açısından kritik olacak. Enerji fiyatlarındaki yükselişin yarattığı maliyet baskısı nedeniyle merkez bankalarının temkinli bir ton kullanması bekleniyor.
Makro veriler tarafında cuma günü ABD’de açıklanan çekirdek PCE verisi aylık bazda %0,4 artarak beklentilerle paralel gerçekleşirken, kişisel tüketim harcamalarının beklenenden güçlü gelmesi ekonomik aktivitenin halen dirençli olduğunu gösterdi. Ancak enerji fiyatlarındaki yükselişin henüz bu verilere yansımadığı dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde enflasyon görünümünün daha da karmaşık hale gelebileceği göz önünde bulundurulmalı.
ABD tahvil piyasasında da bu endişeler fiyatlamalara yansırken 10 yıllık tahvil faizi %4,25 civarında seyrediyor. Küresel piyasalarda risk iştahı zayıf kalmaya devam ederken ABD vadeli endeksleri sınırlı yükseliş gösterirken Asya tarafında karışık bir görünüm öne çıkıyor. Dolar endeksi 100 seviyesinin üzerine yükselirken ons altın yaklaşık 5.020 dolar civarında işlem görüyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş küresel emtia piyasalarında da etkisini gösteriyor.
Orta Doğu’daki üretim ve lojistik riskleri nedeniyle alüminyum fiyatları son iki yılın en yüksek seviyelerine yaklaşırken, güçlü dolar ve yükselen tahvil faizleri değerli metaller üzerinde baskı oluşturuyor.
Altın ve gümüş fiyatları jeopolitik gerilime rağmen güçlü bir yükseliş sergilemekte zorlanırken, bunun temel nedeni alternatif getiri maliyetinin artması ve doların değer kazanması olarak görülüyor. Bu ortamda riskli varlıklarda satış eğiliminin güçlenmesi yatırımcıların daha fazla nakit pozisyonuna yönelmesine neden oluyor.
Yurt içi piyasalar
Yurt içinde ise küresel gelişmelerin etkisi finansal varlık fiyatlamalarında daha belirgin hissedilmeye başladı.
İran merkezli jeopolitik risklerin artması Türkiye’nin uyguladığı ekonomik normalleşme programının kazanımları üzerinde baskı yaratırken, özellikle enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyon ve cari denge görünümü açısından önemli bir risk unsuru olarak öne çıkıyor.
TCMB son Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit tutarken, gecelik borç verme ve borçlanma faizlerini sırasıyla %40 ve %35,5 seviyelerinde korudu.
Karar metninde küresel risk iştahındaki bozulma ve enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon görünümü üzerindeki olası etkilerine dikkat çekilerek para politikasında temkinli duruşun sürdürüleceği mesajı verildi.
Kur tarafında dolar/TL’de kademeli yükseliş eğilimi korunuyor. Küresel dolar talebindeki artış ve risk algısındaki bozulma gelişmekte olan ülke para birimlerinde baskı yaratırken, kur sabah saatlerinde 44,20 civarında işlem görüyor. Teknik olarak 44,00 ve 43,70 seviyeleri destek, 44,50 ve 44,70 seviyeleri ise direnç olarak takip ediliyor. Merkez Bankası’nın döviz piyasasına yönelik zaman zaman attığı adımlar yükselişi sınırlayan bir unsur olsa da küresel gelişmeler kur üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Tahvil piyasasında da son dönemde belirgin bir faiz yükselişi dikkat çekiyor. Şubat sonunda %36,53 seviyesinde bulunan iki yıllık gösterge tahvil faizi %39,82’ye yükselirken, 10 yıllık tahvil faizi %30,58’den %33,25 seviyesine çıktı.
Bu artış, jeopolitik risklerin enflasyon beklentilerini yukarı çekmesi ve finansal piyasalarda risk priminin yükselmesiyle ilişkilendirilebilir. Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi de son günlerde yükselerek 270 baz puan civarına ulaştı. Hazine’nin bu hafta gerçekleştirmesi planlanan sabit kuponlu TLREF tahvili ve altın tahvili ihraçlarında faizlerin görece yüksek seviyelerde oluşması muhtemel.
Borsa İstanbul’da ise dalgalı bir görünüm hakim. BIST 100 endeksi son dönemde 13.400 seviyesini test ettikten sonra yeniden satış baskısıyla karşılaşarak 13.000 seviyesinin altına geriledi. Teknik görünümde 12.900 seviyesi kısa vadede önemli bir destek noktası olarak öne çıkarken bu seviyenin üzerinde kalınması durumunda 13.200 ve 13.400 dirençleri yeniden gündeme gelebilir.
Ancak küresel risk iştahındaki zayıflama ve yaklaşan tatil dönemi nedeniyle yatırımcıların daha temkinli hareket ettiği görülüyor. Bayram öncesi takas süresini beklemek istemeyen yatırımcıların satışları izlenebilir. Bu ortamda kısa vadede jeopolitik gelişmeler ve merkez bankalarından gelecek mesajların hem küresel hem de yerel piyasalar açısından yön belirleyici olmaya devam etmesi bekleniyor.
VİOP sabah seansı güne %0,30 yükselişle başladı.
Teknik Görünümü Güçlü Hisseler
Aşağıdaki listede, BIST 100 ve S&P 500 endeksinde bulunan, fiyatı 9, 21, 50 ve 200 günlük üssel hareketli ortalamasının üstünde olan, MACD’si 0’ın üstünde, RSI göstergesi 70’ın altında, Stokastik göstergesi 70’in altında ve Stokastik RSI göstergesi 80’in altında olan hisseler yer alıyor.
BIST 100
- Gübre Fabrik. (GUBRF)
- Margün Enerji (MAGEN)
- Şekerbank (SKBNK)
S&P 500 (Piyasa değerine göre büyükten küçüğe sıralı)
- Walmart (WMT)
- T-Mobile (TMUS)
- Linde (LIN)
- NextEra Energy (NEE)
- Altria (MO)
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı