Fed’in faiz kararında önceliklendirdiği kritik veriler zayıf açıklandı.
Aralık ayında PCE enflasyonu aylık %0,4 artış göstererek piyasa beklentisi olan %0,3’ün üzerine çıktı. Yıllık PCE ise %2,9 beklenirken %3,0 seviyesine yükseldi. Bir önceki ay aylık %0,2 ve yıllık %2,8 olarak açıklanan veriyle kıyaslandığında, enflasyon tarafında yeniden ivmelenmeye işaret eden bir tablo oluştu.
Veri yalnızca beklentinin üzerinde gelmekle kalmadı; aynı zamanda son aylarda gözlenen kademeli yavaşlama eğiliminin kesintiye uğradığını gösterdi. Aylık artışın %0,4’e yükselmesi, özellikle hizmet kalemlerinde fiyat baskısının canlı kaldığını düşündürüyor. Bu, Fed’in %2 hedefiyle uyumlu bir patikadan hâlâ uzak olunduğunu teyit ediyor.
Yıllık enflasyonun %3,0 seviyesine çıkması psikolojik olarak da önemli. Çünkü son dönemde yıllık bazda aşağı yönlü ivmenin korunuyor olması piyasada faiz indirimi beklentilerini güçlendirmişti. Fakat bugünkü veri, dezenflasyon sürecinin lineer ilerlemediğini ve fiyat baskılarının kalıcı olabileceğini hatırlatıyor.
Aynı anda açıklanan GSYH verisi ise büyüme tarafında belirgin bir ivme kaybına işaret etti. ABD ekonomisi dördüncü çeyrekte %2,8 büyümesi beklenirken %1,4 seviyesinde kaldı. Bir önceki çeyrekteki %4,4’lük güçlü performansın ardından gelen bu sert yavaşlama, iç talep ve kamu harcamalarındaki zayıflamanın büyümeyi aşağı çektiğine işaret ediyor.
Büyüme verisi, ekonomide momentum kaybının enflasyondaki yukarı sürprizle aynı döneme denk gelmesi açısından kritik. Ortaya çıkan tablo, klasik bir “stagflasyon” sinyali olmasa da politika yapıcılar açısından zor bir dengeyi işaret ediyor: büyüme yavaşlıyor ancak fiyat baskısı yeniden güç kazanıyor.
Fed açısından bu veri seti, kısa vadede faiz indirimi beklentilerini öteleyecek nitelikte. Piyasa son dönemde haziran ayına yönelik indirim beklentisini fiyatlarken, %0,4’lük aylık PCE artışı ve yıllık %3,0 seviyesi, “bekle-gör” süresinin uzayabileceğini düşündürüyor. Özellikle çekirdek eğilimde kalıcı bir iyileşme görülmeden erken bir gevşeme adımı zorlaşabilir.
Büyümenin %1,4’e gerilemesi ise 2026’ya girerken ekonomik aktivitenin daha kırılgan bir zemine geçtiğine işaret ediyor. Eğer önümüzdeki dönemde tüketim tarafında belirgin bir toparlanma görülmezse, Fed üzerindeki büyüme baskısı artabilir. Ancak mevcut enflasyon seviyesi, politika alanını daraltıyor.
Piyasa fiyatlaması açısından ilk tepkinin tahvil faizlerinde yukarı yönlü, hisse senetlerinde ise karışık olması beklenebilir. Enflasyon sürprizi özellikle faiz hassasiyeti yüksek sektörler üzerinde baskı yaratabilirken, büyümedeki sert yavaşlama defansif sektörlere görece destek verebilir. Dolar tarafında ise kısa vadeli güçlenme eğilimi görülebilir.
Genel anlamda açıklanan veriler, ABD ekonomisinin aynı anda hem ivme kaybettiğini hem de fiyat baskılarının yeniden hızlandığını gösteriyor. Bu da 2026’nın ilk çeyreğinde para politikası tartışmalarının daha karmaşık bir zeminde ilerleyeceğine işaret ediyor. Faiz indirimi beklentilerinin zamana yayılması ve veri odaklı dalgalı bir fiyatlama süreci önümüzdeki dönemde daha belirgin hale gelebilir.
ABD endeks vadelileri, zayıf verilerin ardından negatif seyrediyor.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı