Nörodejeneratif hastalıklar için yeni tedaviler geliştiren biyoteknoloji şirketi NeuroSense Therapeutics (NRSN), Alzheimer hastalığında PrimeC adlı ilacının Faz 2, randomize, çift kör, plasebo kontrollü RoAD çalışmasından elde edilen olumlu biyobelirteç bulgularını açıkladı.
RoAD klinik çalışmasına sekiz katılımcı dahil edildi ve katılımcılar PrimeC veya plasebo grubuna rastgele atandı. Üç katılımcı, 12 aylık takip sürecini tamamladı ve bu süreçte üç farklı zamanda beyin omurilik sıvısı (BOS) ve plazma örnekleri toplandı.
Plazma biyobelirteç analizinde, Alzheimer hastalığının temel protein biyobelirteçlerinde belirgin değişiklikler gözlendi. Özellikle, beyin kaynaklı tau (toplam) ve fosfo-tau proteinleri ile amiloid-beta 42/40 oranında değişiklikler tespit edildi. Ayrıca, diğer önemli nörodejeneratif hastalık proteinlerinde de (alfa-sinüklein; toplam, oligomerik ve p129 ile TAR DNA-bağlayıcı protein 43 – TDP-43; toplam ve p409) belirgin değişiklikler kaydedildi. TDP-43, ALS hastalığının temel biyobelirteci olarak bilinirken, Parkinson ve Lewy cisimcikli demans ise alfa-sinüklein birikimiyle karakterize ediliyor. Bu patolojik proteinler, Alzheimer hastalığında sıklıkla birlikte görülüyor ve vakaların %50’sinden fazlasında mevcut olabiliyor. Bu tür eş patolojiler, daha hızlı ve/veya daha ağır seyreden demans ile ilişkilendiriliyor. Son olarak, protein dengesini (proteostaz) ve nörodejenerasyonu etkileyen oksidatif stres ve inflamasyon biyobelirteçlerinde de ek değişiklikler gözlemlendi. Tüm bu değişiklikler, PrimeC’nin öngörülen etki mekanizmasıyla uyumlu ve şirketin ALS programında daha önce gözlenen biyobelirteç etkileriyle paralellik gösteriyor.
PrimeC’nin hedefe yönelik etkisini destekleyen bu biyobelirteç bulguları, RoAD çalışmasında daha önce bildirilen olumlu güvenlik ve tolere edilebilirlik profiliyle birleşiyor. Çalışmada ciddi bir yan etki ya da beklenmedik bir güvenlik sinyali tespit edilmedi.
NeuroSense kurucu ortağı ve CEO’su Alon Ben-Noon, RoAD çalışmasından elde edilen ilk bulguların umut verici olduğunu belirtti. Ben-Noon, ALS’de ilerletilen çoklu hedefli mekanizmanın Alzheimer’da da biyolojik olarak etkili olabileceğine işaret ettiğini söyledi. Bunun küçük ölçekli, keşif amaçlı bir çalışma olduğunu ve analiz edilebilen hasta örneklerinin sınırlı olduğunu vurgulayan Ben-Noon, iki farklı nörodejeneratif hastalıkta benzer biyolojik sinyallerin gözlemlenmesinin PrimeC’nin yaklaşımına olan inancı güçlendirdiğini ve daha kapsamlı bir sonraki çalışmanın tasarımına katkı sağlayacağını ifade etti.
Harvard Tıp Fakültesi Nöroloji Profesörü ve NeuroSense Bilimsel Danışma Kurulu üyesi Prof. Steven E. Arnold ise Alzheimer hastalığının birden fazla, etkileşimli patolojik süreç tarafından yönlendirildiğini ve bu nedenle tek hedefli tedavilerin çoğu zaman yetersiz kaldığını belirtti. Arnold, ilk tedavi edilen Alzheimer hastasında elde edilen biyobelirteç bulgularının PrimeC’nin öngörülen etki mekanizmasıyla uyumlu geniş proteostatik etkiler gösterdiğini söyledi. Bu verilerin, PrimeC’nin daha büyük ve iyi kontrollü bir klinik çalışmada değerlendirilmesi için bilimsel bir gerekçe sunduğunu ekledi.
Sonraki Adımlar
NeuroSense, bu keşif niteliğindeki bulguları, Alzheimer hastalığında PrimeC’nin daha güçlü bir klinik çalışmasının tasarımına rehberlik etmek için kullanmayı ve program ilerledikçe bilimsel ve düzenleyici paydaşlarla iletişimini sürdürmeyi planlıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: morningstar.com