Yatırımcılar, küresel para politikası açısından kritik bir haftaya giriyor. Bloomberg’in haberine göre, dünyanın önde gelen merkez bankaları faiz kararlarını açıklamaya hazırlanırken, artan jeopolitik gerilimler ve yeniden gündeme gelen enflasyon endişeleri öne çıkıyor.
Fed, Avrupa Merkez Bankası, Japonya Merkez Bankası, İngiltere Merkez Bankası ve Kanada Merkez Bankası bu hafta toplanacak. Böylece, G7 ülkelerinin tüm merkez bankalarının aynı anda politika belirleyeceği nadir bir dönem yaşanacak. Bu ülkeler, küresel ekonomik üretimin yaklaşık yarısını oluşturuyor. Piyasalarda genel beklenti, faiz oranlarının sabit tutulacağı yönünde. Ancak, politika yapıcıların ABD-İran gerilimi ve yükselen enerji fiyatlarıyla bağlantılı enflasyon risklerini nasıl değerlendireceği yakından izlenecek.
Merkez bankalarının sıkı para politikasını daha uzun süre sürdürebileceğine veya ek sıkılaşmaya gidebileceğine dair sinyaller, devlet tahvilleri üzerinde baskı oluşturabilir. Son haftalarda, yatırımcılar jeopolitik risklere rağmen riskli varlıklara yönelmeye devam ettiği için devlet tahvilleri, hisse senetleri ve kredi piyasalarının gerisinde kaldı.
Pendal Group’tan Amy Xie Patrick, özellikle petrol fiyatlarındaki belirsizlik ve genel fiyat baskıları göz önüne alındığında, politika yapıcıların şu anda enflasyon konusunda kararlı bir duruş sergilemesinin risk oluşturmadığını belirtti. Patrick, bu ay portföyünden vade riskini azalttığını söyledi.
Jeopolitik gelişmelere rağmen tahvil piyasalarında olağanüstü bir sakinlik hakim. Büyük piyasalarda kısa vadeli tahvil getirileri yüksek seviyelerde kalırken, bir ila üç yıl vadeli tahvillerde günlük dalgalanmalar mart ayına kıyasla daha düşük seyrediyor. Bazı yatırımcılar, bu sakinliğin merkez bankalarının daha sert bir tutum benimsemesi halinde sona erebileceğini düşünüyor.
GSFM danışmanı ve BlackRock’ın eski Avustralya yöneticisi Stephen Miller, merkez bankalarının pandemi döneminde yapılan politika hatalarından sonra enflasyonu hafife almaktan çekindiğini ifade etti. O dönemde birçok yetkili, fiyat baskılarını geçici olarak nitelendirmişti.
İngiltere’de, İngiltere Merkez Bankası yetkilileri çatışmanın enflasyonu daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulundu. İngiltere’de tüketici fiyatları mart ayında yıllık bazda %3,3 artarak şubat ayındaki %3 seviyesinin üzerine çıktı. Bu artışta yakıt maliyetleri etkili oldu. Geçen hafta piyasalar, bu yıl bir faiz artışı beklerken, en az iki artış olasılığını fiyatlamaya başladı.
ABD’de ise Fed yetkilileri, petrol fiyatlarının kalıcı olarak yüksek seyretmesinin enflasyon görünümünü karmaşıklaştırabileceğini ve faiz patikasını etkileyebileceğini kabul ediyor. Aynı zamanda, güçlü istihdam ve perakende satış verileri, ekonomide henüz belirgin bir zayıflama olmadığını gösteriyor.
TD Securities’ten Molly Brooks, Fed Başkanı Jerome Powell’ın politika konusunda nötr bir duruş sergilemesini, ancak enerji kaynaklı enflasyon baskılarının belirsizlik yarattığını vurgulamasını bekliyor. Brooks, net bir yönlendirme olmadığı sürece 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisinin %4,1 ile %4,4 arasında kalacağını öngörüyor.
Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda, hem yukarı hem aşağı yönlü enflasyon risklerinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Evercore ISI analistleri, Japonya Merkez Bankası’nın faizleri sabit tutmasını ancak şahin bir duruşunu korumasını bekliyor. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın da belirsizliğin yüksek olduğunu yinelemesi bekleniyor. Piyasalar ise önümüzdeki aylarda ek sıkılaşma olasılığını fiyatlamaya devam ediyor.
Bununla birlikte, enflasyon hikayesi tablonun sadece bir kısmı. Enerji fiyatlarındaki artış ve jeopolitik stres talebi zayıflatmaya başlarsa, merkez bankaları büyüme endişelerine odaklanmak zorunda kalabilir. Bu da, enflasyon endişeleri azaldıktan sonra tahvil getirilerinin düşmesine yol açabilir.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Seeking Alpha