Sosyal medyada kripto varlık düzenlemelerine ilişkin yapılan son hükümet açıklamaları, yatırımcıların merakla beklediği vergi oranını netleştirdi.
Yeni düzenleme taslağına göre hükümet, karmaşık gelir vergisi beyannameleri yerine, kripto alım-satım işlemlerinden alınacak on binde 3 oranındaki bir işlem vergisini ana strateji olarak benimsiyor. Düzenleme kapsamında Cumhurbaşkanı, bu oranı sıfıra kadar indirmeye veya 5 katına kadar artırmaya yetkili olacak.
Yatırımcıların asıl vergi yükünü oluşturacak kalem ise kazanç üzerinden yapılacak kesinti olarak öne çıkıyor. Gelir Vergisi Kanunu’na eklenmesi öngörülen maddetle, SPK lisanslı platformlarda gerçekleştirilen işlemlerden elde edilen kâr üzerinden %10 oranında stopaj yapılacak.
Düzenleme kapsamında kazanç hesaplamasında FIFO kuralı uygulanacak ve maliyet hesabı bu yönteme göre yapılarak net kâr belirlenecek.
FIFO, yani İlk Giren İlk Çıkar kuralı, satılan her bir kripto varlığın maliyetinin, cüzdana kronolojik olarak giren en eski birimin alış fiyatıyla eşleştirilerek kârın hesaplanmasına dayanır.
Platformlar bu kesintiyi üçer aylık dönemler itibarıyla yapacak ve dönem içindeki zararlar kârdan mahsup edilebilecek. Ancak zarar mahsubunda önemli bir sınırlama bulunuyor: Yalnızca aynı türden kripto varlıklarda oluşan zararlar birbirinden düşülebilecek.
Örneğin Bitcoin’den doğan bir zarar, yalnızca Bitcoin kazancından mahsup edilebilecek; Ethereum kazancından düşülmesi mümkün olmayacak. Ayrıca bu mahsup hakkı takvim yılıyla sınırlı bir yılın zararı sonraki yıla taşınamayacak.
Platformlarda yapılacak bu %10’luk kesinti, bireysel yatırımcılar için nihai vergi olacak.
Sektör temsilcileriyle yapılan istişareler sonucunda şekillenen on binde 3’lük oran, kripto varlıkların “menkul kıymet” veya “emtia” olarak sınıflandırılmasından doğabilecek vergi karmaşasını da baypas ediyor.
Mevcut durumda hisse senedi piyasalarında uygulanan düşük oranlı stopaj mantığına benzer şekilde kurgulanan bu adım, Türkiye’nin küresel kripto pazarındaki rekabetçiliğini korumayı hedefliyor. Uzmanlar, on binde 3’lük oranın piyasadan sermaye kaçışına neden olmayacak kadar makul, ancak kamu maliyesi için anlamlı bir barem olduğunu belirtiyor.
Düzenlemenin yatırımcı lehine bir diğer boyutu ise kripto varlık alım-satım işlemlerinin KDV’den tamamen istisna tutulması. Bu adım, AB ülkelerindeki uygulamalarla paralel bir yaklaşım sergiliyor ve işlem maliyetlerinin ek bir dolaylı vergiyle şişirilmesinin önüne geçiyor.
Yeni modelle birlikte yerli kripto varlık hizmet sağlayıcıları, yani kripto borsaları, birer vergi sorumlusu haline gelecek. Söz konusu düzenleme yasalaştığında, borsalar gerçekleştirdikleri her hacim üzerinden on binde 3’lük payı ayırıp doğrudan hazineye aktarmakla yükümlü olacak.
Bu durum, borsaların teknik altyapılarında vergi entegrasyonu yapmasını zorunlu kılarken, işlemlerin şeffaflığını korumayı da hedefliyor.
2 Mart itibarıyla Meclis gündemine taşınan düzenleme, özellikle yüksek frekanslı işlem yapan (day-trader) kullanıcılar için maliyet hesaplamalarını değiştirecek.
Küresel borsalara ilişkin uygulama ve denetim çıkmazı
Yerel borsalar birer vergi sorumlusu olarak her işlemden otomatik kesinti yapabilirken, yurtdışı merkezli küresel platformların bu sisteme entegrasyonu teknik ve hukuki engellere takılıyor.
Türkiye’de fiziksel varlığı olmayan platformların on binde 3’lük vergiyi tahsil etmemesi, yerel borsa kullanıcıları üzerinde haksız bir rekabet baskısı oluşturabilir.
Diğer yandan, soğuk cüzdanlardaki varlıkların sisteme girişinde maliyet bedelinin nasıl tespit edileceği ve hangi kârın vergiye tabi tutulacağı konusu belirsizliğini koruyor.
Sosyal medyadaki tartışmalar, %40’lık vergi dilimi tartışmalarıyla birleşince yatırımcıların varlıklarını ülke içine getirme motivasyonunu zayıflatabileceği konusu etrafında şekilleniyor.
Sektör uzmanları, yerel borsalarda uygulanacak olan vergi kesintisinin, küresel piyasalarla olan fiyat farklarını etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Küresel borsaların bu vergi ağının dışında kalması, yerel borsalardaki likiditenin yurtdışına kayma riskini artırıyor.
Bu sebeple söz konusu düzenlemeye ilişkin gelişmeler, hem yatırımcılar hem de sektör uzmanları tarafından yakından izlenecek.