Kripto türev ürünleri ve geleneksel finans arasındaki sınırlar hızla ortadan kalkıyor

Google News Icon Takip Et

Kripto türev ürünleri ile geleneksel finans arasındaki sınır neredeyse tamamen ortadan kalktı. Artık iki piyasa öylesine iç içe geçmiş durumda ki, bir zamanlar yalnızca kriptoya özgü olan sürekli vadeli işlemler (perpetuals), yakında hisse senedi piyasalarında da kripto kadar yaygın bir ürün haline gelebilir.

Bu değerlendirme, Miami’de düzenlenen Consensus 2026 etkinliğinde gerçekleştirilen “Dijital Varlık Türevleri: Ekosistemler Kurmak ve Fırsatlar Yaratmak” panelinin ana mesajı olarak öne çıktı. Grayscale’in ETF Sermaye Piyasaları Kıdemli Başkan Yardımcısı Krista Lynch, Galaxy’nin Franchise Trading Başkanı Mike Harvey ve FalconX’in türev ürünler başkanı Griffin Sears, farklı piyasa alanlarından gelen üç yönetici olarak, bu görüşte birleşti. Panelde öne çıkan argüman, mevcut altyapının bu yakınsamanın temelini oluşturduğu yönündeydi.

Harvey, bu yakınsamanın nereye evrileceğine dair iddialı bir öngörüde bulundu. Offshore piyasalarda işlem gören hisse senedi sürekli vadeli işlemlerinin hacminin, önümüzdeki iki-üç yıl içinde kripto perpetuals’ları geride bırakacağını belirtti.

Sürekli vadeli işlemler, özellikle offshore ve regülasyona tabi olmayan borsalarda yaygın olarak kullanılan bir türev ürünü. Geleneksel vadeli işlemlere benzeseler de, en önemli farkları vade sonlarının olmaması. Yani, bu kontratlar süresiz olarak elde tutulabiliyor.

2026 başı itibarıyla, türev ürünler küresel kripto işlem hacminin %70’inden fazlasını oluşturuyor ve bu alanda sürekli vadeli işlemler başı çekiyor. Aylık hacimler düzenli olarak trilyon dolarlara ulaşıyor. Petrol, hisse senedi endeksleri ve tekil hisseler gibi geleneksel varlıklara dayalı perpetuals’lar, özellikle jeopolitik volatilitenin arttığı dönemlerde Hyperliquid gibi platformlarda ilgi görse de, toplam işlem hacmindeki payları hâlâ sınırlı.

Harvey, bu segmentin önümüzdeki yıllarda baskın hale geleceğini öngörüyor. Ona göre, hisse senetlerinin blok zinciri altyapısına taşınmasını sağlayacak gerekli altyapı zaten hazır ve bu altyapı üzerinde hangi varlığın işlem gördüğü önemli değil. Galaxy’deki günlük operasyonlar da bu gerçeği yansıtıyor.

Harvey, piyasa yapıcılar olarak farklı borsalar, vadeli işlemler ve ETF’ler arasında yerel olarak geçiş yapabilme yeteneğine sahip olmaları gerektiğini vurguladı. Böylece, farklı piyasa ve platformlar arasındaki sınırlar operasyonel olarak ortadan kalkmış durumda. Bundan sonra hacmin bu yeni düzene uyum sağlaması bekleniyor.

Regülasyon tarafında da yakınsamayı kolaylaştıran altyapı, piyasa katılımcılarının çoğunun düşündüğünden daha ileri seviyede. Lynch, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) genel listeleme standartlarının, türev ürünler ile spot ETF uygunluğu arasındaki bağlantıya resmiyet kazandırdığını belirtti.

Lynch, bir kripto token’ına dayalı türev ürünün varlığının, aynı varlığın spot formatta da sunulabilmesi gerektiğine işaret ettiğini söyledi. Standartlar, bir protokolün spot ETF’e uygun hale gelmesi için üç yol sunuyor ve bunlardan ikisi doğrudan türev ürünler üzerinden ilerliyor. Bunlardan biri, belirli bir süre boyunca regülatör gözetiminde faaliyet gösteren bir vadeli işlemler piyasası gerektiriyor. Diğeri ise, bir ETF’nin swap veya benzeri enstrümanlar yoluyla dayanak varlığa anlamlı bir maruziyet sağlaması durumunda spot uygunluğa izin veriyor.

Lynch, bu iki dünya arasında ciddi bir süreklilik olduğunu vurguladı.

Panel boyunca FalconX’ten Sears da benzer bir noktaya dikkat çekti. Kripto platformlarının, merkeziyetsiz borsalar dahil olmak üzere, sürekli vadeli işlemlerinin bir uzantısı olarak değerli metaller ve emtialara dayalı kontratlar sunduğunu belirtti. Ancak Sears’a göre asıl yapısal fırsat, çapraz teminatlandırma (cross-margining) alanında yatıyor. Burada, bir yatırımcı aynı hesapta farklı varlık sınıflarını birbirine karşı teminat olarak kullanabiliyor. Bu da, geleneksel finans varlıklarının blok zinciri altyapısına taşınmasıyla sermaye verimliliğinin önünü açıyor.

Sears, gerçek dünya varlıklarının (RWA) tokenlaştırılmasıyla çapraz teminatlandırma potansiyelinin tüm sektör için önemli bir avantaj sağlayacağını ifade etti.

Sears ayrıca, geleneksel finans varlıklarından birinin bir kripto borsasında hacim açısından ilk beş arasında yer almasını bekliyor. Panelin sonunda ise daha ileri bir öngörüde bulundu: Sadece işlem hacminin artmakla kalmayacağını, aynı zamanda doğrudan halka arzların (IPO) ve hisse senedi listelemelerinin geleneksel platformlar yerine tamamen zincir üstünde gerçekleşeceğini belirtti. Sears, milyar dolarlık halka arzların tamamen zincir üstünde yapılmasının sektör için önemli bir dönüm noktası olacağını söyledi.

Panelistler, bu yakınsamayı geleneksel finansın kripto ve blok zincirini ele geçirdiği şeklindeki klasik bakış açısına da karşı çıktı. Aslında, kriptonun geleneksel finans altyapısını zincir üstüne taşıyarak, geleneksel borsaları kripto türev ürünlerinin ulaştığı inovasyon seviyesine çıkmaya zorladığını savundular.

Kripto piyasalarının öncülük ettiği 7/24 işlem ve takas modeli, artık tüm büyük geleneksel borsaların da uygulamayı hedeflediği bir standart haline geldi. Bu da inovasyonun tek yönlü aktığını gösteriyor.

Sears, BlackRock’ın spot Bitcoin ETF’ine dayalı IBIT opsiyon piyasasının bu dönüşümün hızını en iyi gösteren örneklerden biri olduğunu belirtti. İki yıl gibi kısa bir sürede, bu ürün opsiyon hacmiyle küresel çapta ilk beş ETF arasına girdi.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: coindesk.com