ABD’deki çip satışlarının ardından küresel hisse senetlerinde yaşanan düşüşün etkileri sürerken, en sert kayıplar Seul’de görüldü. KOSPI endeksi güne %8’lik sert bir düşüşle başladı ve bu, Kore’nin kaldıraçlı yarı iletken iyimserliğinin en yoğun yaşandığı piyasa olduğunu bir kez daha gösterdi. Endeks daha sonra kayıplarının bir kısmını telafi ederek %3 civarında ekside işlem gördü. Japonya’da Nikkei endeksi ise yaklaşık %1,2 geriledi. Avrupa vadeli endeksleri yatay bir açılışa işaret ederken, pan-Avrupa kontratları %0,1 artıda, Nasdaq vadeli işlemleri %0,3 ve S&P 500 vadeli işlemleri %0,2 yükseldi.
Bazı yatırımcılar bu hareketleri çeyrek sonu portföy dengelenmesine bağlasa da, takvim değişmişken bu açıklama fazla yüzeysel kalıyor. Dengelenme etkisi kıvılcımı ateşlemiş olabilir, ancak asıl mesele yatırımcıların yapay zekâ rallisinin mevcut hızda ne kadar sürebileceğini sorgulamaya başlaması. Özellikle Meta’nın fazla yapay zekâ işlem gücünü satmayı değerlendirdiğine dair haberler sonrası bu soru daha da öne çıktı. Bu, yapay zekâ yatırımlarının sona erdiği anlamına gelmiyor; ancak hiper ölçekleyici şirketler kapasite fazlasını düşünmeye başladıysa, üretim hattından çıkan her yeni çipi almak zorunda olup olmadıkları sorgulanıyor.
Piyasada oluşan bu fay hattı, yapay zekâ temalı işlemlerin çökmediğini ancak hızla yön değiştirdiğini, fiyatlamaların yeniden yapıldığını ve kalabalık pozisyonlara karşı daha az tolerans gösterildiğini gösteriyor. Kore ise bu stresin ilk görüldüğü yer; çünkü ülke, üç kat kaldıraçlı işlemlerin doğal merkezi haline geldi. Bireysel yatırımcı akımları, kaldıraçlı ETF’ler ve momentum algoritmaları, her büyük hareketin kendini beslediği bir ekosistem oluşturdu.
Kore Kelebek Etkisi artık daha sınırlı. Piyasa, KOSPI’deki her ani düşüşü küresel bir bulaşma riski olarak görmüyor; çünkü yatırımcılar bu hareketlerin arkasındaki mekanizmalara daha aşina hale geldi.
Eskiden şok dalgası gibi görülen bu hareketler, artık daha çok yerel bir kaldıraç olayı olarak değerlendiriliyor: üç kat kaldıraçlı ETF akımları, bireysel yatırımcı momentumu, zorunlu risk azaltma ve dar çıkış kapıları birbirini tetikliyor. Bireysel yatırımcılar endeksi hâlâ sert şekilde hareket ettirebiliyor, ancak bu dalgalanmaların küresel risklere yansıması daha az otomatik hale geldi.
Bu nedenle, lastik bant etkisi artık birkaç seansa yayılmak yerine gün içi hareketlerde görülüyor. Kuant yatırımcılar, Kore’deki 3x ETF akımlarını dikkate alacak şekilde parametrelerini ayarladıkça, refleksif satışlar daha hızlı şekilde sistematik alımlarla, volatilite hedeflemeleriyle ve kısa pozisyon kapamalarla dengeleniyor. Piyasa, bu yeni ritme uyum sağlıyor.
Ancak bu mekanizma, hareketler otomatik olmaktan çıkana kadar çalışır. Eğer yapay zekâ anlatısı gerçekten zayıflarsa, modeller Kore’deki klasik düşüşlerin her zaman geçici bir düzeltme olmadığını fark edebilir. Bazen lastik bant çoktan fazla gerilmiş olabilir.
ABD tarım dışı istihdam verisi öncesinde risk azaltma eğilimi de gözleniyor. Bugünkü NFP verisi için beklentiler geniş bir aralıkta; konsensüs 115 bin civarında, bazı tahminler ise 130 bine yakın. 175 binin üzerinde bir veri ise bambaşka bir tablo yaratabilir. Piyasa makul bir rakama hazırlıklı olsa da, istihdam beklentiden biraz güçlü gelirse ve ücretler ya da işsizlikte net bir sinyal oluşmazsa, kafa karışıklığı yaşanabilir.
Piyasa genelinde, yatırımcıların Warsh’ın daha yumuşak enflasyon söylemini dikkate aldığı görülüyor. Altın fiyatı 4.100 dolara yaklaşırken, USD/JPY kuru 162 seviyesinin altına geriledi. ABD kısa vadeli faizleri ise Warsh’ın Sintra’daki konuşmasının ardından ilk etapta 5-6 baz puan düşse de, sonrasında dengelendi. Warsh, yeni bir yönlendirme sunmadı ve piyasalar verilerden kendi sonuçlarını çıkarmak zorunda kaldı.
Bugünkü istihdam raporu, piyasalar için bir sonraki önemli test olacak. İşsizlik oranının %4,3’te sabit kalması bekleniyor. Fed’in varsayımı, işgücü artışı sınırlı olduğu sürece, zayıf bir istihdam verisinin otomatik olarak işsizliği artırmayacağı yönünde. İstihdam verisi çok zayıf gelmez ve önceki aylar ciddi şekilde aşağı revize edilmezse, doların destek bulması bekleniyor.
Dolar endeksi (DXY) haftalık aralığının ortasında seyrediyor. 150 binin üzerinde bir istihdam verisi, endeksi 101,50-101,80 bandına taşıyabilir ve Fed’in beklenenden önce faiz artırabileceği beklentisini güçlendirebilir. 175 binin üzerindeki bir veri ise, özellikle ücretler güçlü kalırsa, çok daha sert bir piyasa tepkisi yaratabilir.
Japonya ise hâlâ belirsizliğini koruyor. ABD verisi zayıf gelirse, Tokyo için USD/JPY’de agresif satış fırsatı doğabilir. Bu nedenle, istihdam verisi öncesi dolarda uzun pozisyon taşıyanların dikkatli olması gerekiyor. USD/JPY 162 seviyesine yakınken, yatırımcılar artık sadece faiz farklarını değil, aynı zamanda müdahale risk primini de fiyatlıyor.
Euro ise, zayıf euro bölgesi enflasyon verilerinin ardından çaprazlarda bir miktar değer kaybetti. Bu durum, ECB’nin eylülde faiz artırıp artırmayacağına dair soru işaretleri yarattı. Piyasalar hâlâ yaklaşık 15 baz puanlık bir sıkılaşmayı fiyatlıyor, ancak tartışma sürüyor. Haziran sonunda enerji sübvansiyonlarının sona ermesi, önümüzdeki aylarda enflasyonu tekrar yukarı çekebilir; bu nedenle eylül ihtimali tamamen masadan kalkmış değil.
Şimdilik, Fed-dolar hikâyesi yaz aylarının ana teması olmaya devam ediyor. EUR/USD paritesi, piyasada bu yıl 50 baz puanlık bir Fed artışı fiyatlanmaya devam ederse 1,1300 seviyesini yeniden test edebilir. Uzun vadede ise yol daha belirsiz. Fed faiz artırmazsa, EUR/USD kasım ve aralık aylarında 1,16-1,18 bandına dönebilir.
Yüzeydeki sakinlik gerçek; hisse vadeli işlemleri dengeleniyor, döviz piyasası soluklanıyor ve faizler istihdam verisini bekliyor. Ancak yüzeyin altında, yapay zekâ temalı işlemler yön değiştiriyor, kaldıraç test ediliyor ve piyasanın gizli dalgalanmaları ilk olarak yine Kore’de ortaya çıkıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: investing.com