ABD Borsası Notları

Kevin Warsh dönemi mi başlıyor? Fed’de olası rejim değişimi piyasalar için ne anlama geliyor?

Kevin Warsh dönemi mi başlıyor? Fed’de olası rejim değişimi piyasalar için ne anlama geliyor?
Google News Icon Takip Et

ABD Başkanı Trump’ın Kevin Warsh’ı Fed başkanlığına aday göstermesi, küresel piyasalar açısından yalnızca bir isim değişikliğinden ibaret değil. 

Bu adım, son on yıldır riskli varlıkları destekleyen gevşek para politikalarının sorgulanmaya başlandığı, Fed’in rolünün yeniden tanımlandığı bir döneme işaret ediyor. 

Açıklamanın ardından ABD borsalarında kısa vadeli bir rahatlama görülse de özellikle S&P 500, Nasdaq 100 ve büyük teknoloji hisselerinde fiyatlamalar hâlâ kırılgan.

Kevin Warsh kimdir ve neden piyasalar onu ciddiye alıyor?

Kevin Warsh, 2006-2011 yılları arasında Fed Yönetim Kurulu’nda görev yaptı ve 2008 Küresel Finansal Krizi sırasında politika yapıcı masadaydı. Bu dönem, Warsh’ın merkez bankalarının kriz dönemlerinde ne kadar ileri gidebileceğini ve bu adımların uzun vadeli yan etkilerini yakından gözlemlemesine olanak tanıdı.

Fed’deki görev süresinde, özellikle niceliksel gevşemeye ve finansal piyasaların sürekli desteklenmesine karşı temkinli duruşuyla tanındı. 

Warsh’ın para politikası yaklaşımı: Faizden çok bilanço

Warsh’ın yaklaşımının merkezinde, faizi tek başına bir politika aracı olarak görmemesi yatıyor. Ona göre Fed’in asıl hatası, kriz olmayan dönemlerde bilançosunu küçültmemesi oldu. 2010–2020 arasındaki görece istikrarlı yıllarda yapılan parasal genişleme, bugün karşı karşıya kalınan enflasyonist baskıların temelini oluşturdu.

Warsh, enflasyonla mücadelenin yolunun yeniden agresif faiz artırımlarından değil, bilanço küçültme yoluyla para arzını sınırlamaktan geçtiğini savunuyor. 

Bu bakış açısı, tahvil piyasaları açısından önemli. ABD 10 yıllık tahvil faizleri üzerindeki baskının artması, ABD dolar endeksini desteklerken, hisse piyasalarında daha seçici bir dönemi beraberinde getirebilir.

Bilanço küçültme ile birlikte faiz indirimi mümkün mü?

Kevin Warsh, geçmişte enflasyon karşısında sert duruşuyla ve niceliksel gevşemeye yönelik eleştirileriyle tanınan, Fed içinde şahin kanadı temsil eden isimlerden biri. Bu nedenle, onun Fed başkanlığı ihtimali ilk etapta piyasalarda daha sıkı ve disiplinli bir para politikası beklentisini öne çıkarıyor.

Ancak Warsh’ı önceki dönem Fed yöneticilerinden ayıran nokta, faiz seviyesine bakışının daha esnek olması. Son dönemde yaptığı açıklamalarda, politika faizinin hâlâ nötr seviyenin üzerinde olabileceğine işaret ederek, Trump’ın “faizler gereğinden fazla yüksek” eleştirilerine kısmen katıldığını ima etti. Bu söylem, Warsh’ın Trump’la faiz indirimi konusunda aynı çizgide olduğu şeklinde değil; faizlerin tek başına yeterli bir politika aracı olmadığı yönündeki yaklaşımıyla okunuyor.

Deutsche Bank’ın öngörülerine göre, Warsh liderliğinde Fed’in en dikkat çekici yönü, faiz indirimlerini bilanço küçültmeyle aynı anda uygulama ihtimali öne çıkabilir. Bu senaryo, piyasanın uzun süredir alışık olduğu “gevşeme = daha fazla likidite” denkleminden net bir kopuş anlamına geliyor.

Böyle bir politika seti, özellikle büyüme hisseleri üzerinde baskı yaratabilir. Nasdaq 100 endeksindeki yoğun teknoloji ağırlığı, bu tür bir ortamda volatiliteyi artırabilir. Nitekim son günlerde Microsoft’un (MSFT) %10 düşmesi ve buna karşın Meta Platforms (META) hisselerinin güçlü bilanço sonrası yükselişi, yatırımcıların artık şirket bazlı ayrışmaya daha fazla önem verdiğini gösteriyor.

Fed Put’un zayıflaması, güçlü dolar ve altında sert kırılma

Warsh’ın en net eleştirilerinden biri, Fed’in piyasaları aşırı koruyan refleksi. Bu yaklaşımın zayıflaması, S&P 500 ve Nasdaq gibi endekslerde daha sert ve hızlı fiyat hareketlerini beraberinde getirebilir. Ancak bu rejim değişiminin ilk ve en güçlü yansıması, dolar cephesinde görülüyor.

Kevin Warsh isminin Fed başkanlığı için öne çıkmasıyla birlikte dolar, yalnızca faiz beklentileri nedeniyle değil, para politikasına dair daha disiplinli ve daha az müdahaleci bir duruşun fiyatlanmasıyla güçlenmeye başladı. Piyasa, klasik anlamda bir gevşeme döngüsünden ziyade, bilanço küçültmenin sürdüğü ve finansal koşulların görece sıkı kaldığı bir politika çerçevesini satın alıyor. Bu da nominal faizler düşse bile reel getiri beklentilerini yukarı çekerken, doları yapısal olarak destekleyen bir zemin oluşturuyor.

Doların bu şekilde güçlenmesi, altın için çift yönlü bir baskı yarattı. Bir yandan, dolar cinsinden fiyatlanan altının görece cazibesi azalırken, diğer yandan Warsh’ın parasal disiplin vurgusu, altındaki yükselişin temel gerekçesini zayıflattı. Uzun süredir Fed’in bilanço genişlemesi ve para arzındaki artış üzerinden destek bulan altın, bu anlatının sorgulanmaya başlamasıyla birlikte savunmasız kaldı.

Teknik görünüm de bu kırılmayı hızlandırdı. Aşırı alım bölgesine taşınan fiyatlar, RSI’ın tarihi zirvelere çıkmasıyla birlikte güçlü bir kâr realizasyonu riskini zaten barındırıyordu. Warsh haberleriyle birlikte güçlenen dolar, bu teknik kırılmayı tetikleyen katalizör oldu. 

Bu düşüş, altının portföylerdeki rolünü ortadan kaldırmıyor; ancak onu yeniden tanımlıyor. Altın hâlâ uzun vadede bir değer saklama aracı olabilir, fakat kısa ve orta vadede artık daha çok Fed’in bilanço politikalarına, doların yönüne ve merkez bankası kredibilitesine duyarlı bir varlık olarak fiyatlanıyor. 

Warsh ihtimali, yatırımcılara altının yalnızca güvenli liman değil, aynı zamanda para politikası rejimine karşı yüksek hassasiyet taşıyan bir volatilite aracı olduğunu güçlü bir şekilde hatırlattı.

“Warsh trade”: Kimler öne çıkabilir?

Piyasalarda konuşulan “Warsh trade”, finansal disiplinin geri dönüşüne oynayan sektörleri ön plana çıkarıyor. Getiri eğrisinin daha dik hale gelmesi, JPMorgan Chase (JPM), Bank of America (BAC) ve Wells Fargo (WFC) gibi büyük bankaların kredi faaliyetlerinden elde ettikleri marjları artırabilir. Uzun süredir baskılanan net faiz marjları, bu kurumlar için yeniden cazip hale gelebilir.

Benzer şekilde, yüksek ve daha istikrarlı reel getiriler, Berkshire Hathaway (BRK), MetLife (MET) ve Prudential Financial (PRU) gibi sigorta şirketlerinin bilançoları açısından olumlu bir tablo sunabilir. Bu şirketler, geniş portföylerini daha verimli getirilere yönlendirme şansı yakalayabilir.

Warsh’ın finansal mühendislik yerine reel yatırımı teşvik eden yaklaşımı, Caterpillar (CAT) ve Deere (DE) gibi sermaye yoğun sanayi şirketlerini de destekleyebilir. Alternatif varlık tarafında ise Blackstone (BX) ve KKR (KKR) gibi varlık yöneticileri, artan volatiliteyi uzun vadeli yatırım fırsatlarına dönüştürebilecek oyuncular olarak öne çıkıyor.

Piyasalar için daha zor ama daha gerçek bir dönem

Kevin Warsh’ın Fed başkanlığı, piyasalar için kısa vadede daha fazla dalgalanma anlamına gelebilir ama uzun vadede amaçlanan şey, fiyatların merkez bankası desteğinden ziyade ekonomik temellerle şekillendiği bir düzen. 

Yani, Warsh ismi piyasalar için “kolay para” döneminin değil, daha gerçekçi ve disiplinli fiyatlamaların habercisi olabilir. Volatilite artabilir, ancak kuralların daha net olduğu bir oyun başlıyor olabilir.

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı