Hong Kong’un 7 Temmuz’da başlattığı son Connect programı, çoğunlukla altına odaklanan bir ilgiyle karşılandı. Ancak asıl önemli olan, şehrin yeni altın takas ve mutabakat sisteminin bir parçası olan Delivery Connect’in, yalnızca yeni bir finansal girişim değil; Pekin’in Çin’in finansal piyasalarını açmak için kendine özgü bir model benimsediğinin en güncel göstergesi olması.
Çin, kapsamlı bir finansal serbestleşmeyi benimsemek yerine, küresel piyasalarla entegrasyonunu dikkatlice tasarlanmış sınır ötesi kanallar aracılığıyla kademeli olarak gerçekleştiriyor ve Hong Kong bu süreçte vazgeçilmez bir köprü görevi görüyor. Delivery Connect, Connect modelinin artık birbirinden kopuk reformlar dizisinden çıkıp Çin’in finansal açılımı için bir yol haritasına dönüştüğünü gösteriyor.
Bu yaklaşım, son otuz yılda birçok gelişmekte olan ekonominin izlediği yoldan önemli bir sapmaya işaret ediyor. Finansal serbestleşme, bir zamanlar kapsamlı deregülasyon, hızlı sermaye hesabı açılımı ve sınırsız sermaye akışlarıyla özdeşleştiriliyordu. Çin ise bu modeli istikrarlı bir şekilde reddetti.
Bunun yerine, piyasa erişimini kademeli olarak genişletirken, sermaye hareketleri ve finansal riskler üzerindeki denetimini sürdürüyor. Hong Kong ise bu kendine özgü Çin yaklaşımının tasarlandığı, geliştirildiği ve ölçeklendirildiği bir test alanı haline geldi.
Connect programlarının evrimi de bu stratejiyi ortaya koyuyor. 2014’te başlatılan Stock Connect, uluslararası yatırımcılara Çin anakarasındaki hisse senetlerine eşi benzeri görülmemiş bir erişim sağlarken, anakaralı yatırımcıların da Hong Kong’da işlem gören hisselere yatırım yapmasına olanak tanıdı. 2017’de devreye giren Bond Connect ise Çin’in dev sabit getirili menkul kıymetler piyasasını açtı.
Sınır ötesi Wealth Management Connect, entegrasyonu bireysel yatırım ürünlerine taşırken, Swap Connect ise küresel yatırımcıların Çin anakarasındaki bankalar arası finansal türev piyasasına erişimini sağladı. Her bir program başlangıçta belirli bir amaca hizmet ediyor gibi görünse de, bir araya geldiklerinde Çin’in finansal piyasalarını küresel sermaye ile entegre etmeye yönelik, Pekin’in kademeli ve sıkı gözetimli reform tercihine sadık, bütünlüklü bir stratejiyi ortaya koyuyorlar.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: scmp.com